kadın erkek ilişkisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın erkek ilişkisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2013 Pazar

Erkek "evlenmek" İsterse ?

Uzun uzadıya ilişkilerin sonunda, özellikle biz kadınların en büyük beklentisidir; evlilik...Erkeklerde ise durum biraz daha değişik oluyor maalesef.
Hep söylenir ya, "Erkeği nikah masasına oturtmak kolay iş değildir." diye.Ben zorlamamak gerektiğinden yanayım.Zihniyet olarak "gelirse benimdir gelmezse zaten hiç benim olmamıştır" düşüncesini benimsememden kaynaklanıyor sanırım. :)

Peki sizde durum nasıl? Erkek arkadaşınızın sizinle evlenmek isteyip istemediğini merak etmiyor musunuz? Evlenmek isteyen erkek arkadaşınızın aslında size verdiği ipuçlarında çok şey gizli...
İşte erkeğin evlenmek istediğine dair 5 işaret;


Erkeklerin çoğu parasının hesabını bilmez, bir de şu "erkeklik gururu" denen şey vardır ya...Bir ortamda en büyük gurur kaynaklarından biri zenginlikleri sanır bir çoğu maalesef ki.Bir takım alışkanlıklarından vazgeçip, yatırım yapmaya başlayan bir erkek ise evlilik fikrine alışıyor demektir.Uzun vadeli planları arasında ev almak ya da para biriktirmek gibi işlerler uğraşmaya başlar.İlk önce evlilik için kendini yeterli hissetmek isteyen bir erkekle karşı karşıyasınız.

Erkekler bir kadına olan bağlılığından kesin olarak emin olmadığı sürece aile ve çocuk konularından bahsetmezler.Dikkat çekici bir nokta daha işte; artık çocuk sahibi olmaktan bahsediyorsa evlilik fikri ufaktan ufaktan kafasına yerleşiyor demektir.

Erkeklerin işler ciddiye binmeden kız arkadaşlarını aileleriyle tanıştırmak gibi bir adetleri yoktur.Biz kadınlar bu konuda hep biraz daha yüksek beklentilerle, daha aceleci tavırlar sergilerken; erkekler son noktaya kadar beklemeyi tercih ederler.Fakat artık ailesinin neredeyse bütün üyeleri ile tanıştırılmış ve aile içindeki yerinizi yavaş yavaş almaya başladıysanız müjdemi isterimmmm.Er ya da geç sizi eşi yapacak bir erkek var karşınızda... :)



Bütün erkekler az ya da çok bilemem ama "çapkındır".Ciddi bir ilişkileri yoksa da bu çapkınlıkları devam eder.İşler ciddileşmeye başladığında, sadece sizinle bir aile kurmak isteyen erkek arkadaşınızı sokakta bile başka kadınlara bakarken yakalamıyorsanız, evlilik çanları çalmaya başlıyor demektir.




Erkekler, özellikle hemcinslerinin olduğu bir toplulukta sevgilerini ve ilgilerini göstermekten pek hoşlanmazlar.Biz kadınlarsa bu tavırları "benden utanıyor, beni yanında istemiyor, benimle ilgilenmiyor..." gibi çeşitli paranoyalarımızla süsleriz. :) Erkeklerin tavırları tamamen içgüdüseldir.Orada maç muhabbeti yapılırken, geçen gün gördükleri hatundan bahsedilirken size nasıl yakınlık göstersin ama öyle değil mi...Fakat evlilik fikriyle gelişen aidiyetlik duygusuyla sizi daha fazla sahiplenme çabasındaki erkek arkadaşınız, artık toplum içinde küçük bir öpücükle ya da fiziksel bir yakınlıkla bunu ilan etmek ister.

Evlilik söz konusu olduğunda erkekleri kendi haline bırakıp izlemekten daha keyiflisi yoktur, benden söylemesi... :)

Aşkla kalın... :)

4 Şubat 2013 Pazartesi

"Hayatınız seçtİğİnİz kadındır."

Gecenin bir yarısında arayan sevgilinizden dinleyebileceğiniz en güzel hikayeyi, canım takipçilerimle de paylaşmak istedim. :)
Sizler de umuyorum ki, yılları el ele devirip buruş buruş olsanız da, onun elinde bastonu sizin gözünüzde şişe dibi gözlüklerinizle kalpleriniz hala birlikte atarken, son nefesinizi verirken bile gözlerini gözlerinizden ayırmayacak bir eş bulursunuz.


<<Evvel zaman içinde Memleketin birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış? 
Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış.

"Bu gençliğin sırrı nedir" diye. 

İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya.
Ama sorular sık ve soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki.
Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca
herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine.
"Bu davette size sırrımı açıklayacağım" demiş.
Herkes merakla davete gelmiş.Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş.
Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş.
Herkes konu ne zaman açılacak diye merak ederken adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş.

"Hatun , şu kilerden bir karpuz getirir misin bize sana zahmet!.."

Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir karpuz getirmiş.
Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da :

" Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka
getirir misin bir zahmet" demiş.

Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş. Adam onu da bir yoklamış yine beğenmemiş.

"Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane getirir misin" demiş.
Başka istemiş?. Bu böylece dört sefer daha tekrarlanmış.
Dedemiz beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş, misafirlere ikram edilmiş?. Herkes karpuzunu afiyetle yerken bizim dedecik sormuş. 

"Eeeee?. Arkadaşlar işte benim gençliğimin sırrı burada anladınız mı??" Herkes birbirinin yüzüne bakmış.Kimse bir şey anlamamış..

"Aman dede demişler nerede? Anlamadık biz bu sırrı!"
Dedecik gülmüş.
"Efendiler" demiş
"O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti, tekti. Ben hanıma git de başka getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu getiriyordu. Bir kere bile (aman be adam, delimisin nesin şu tek karpuzu ne
taşıttırıyorsun bana defalarca.) demedi. Beni sizin önünüzde mahcup duruma düşürmedi. İşte bütün bu gençliğimi hanımıma borçluyum."

"Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor
duruma düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız. Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız. İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız."
demiş.

Hayatınız seçtiğiniz kadındır..
Zevkli bir kadına rastlarsanız,ZEVKİNİZ,
bilgili bir kadına rastlarsanız BİLGİNİZ,
zeki bir kadına rastlarsanız ZEKANIZ gelişir.
Hayat kat kattır.

Babil'in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür.
Ve bugün durduğunuz teras, seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır.

Hayatınız seçtiğiniz kadındır.>>

27 Ocak 2013 Pazar

"Krİz Yönetİmİ" & Bİr Ayrılık Güncesİ

Sancılı ve alışılagelmiş bir ayrılık döneminden dökülen inciler olsun bu defa paylaşacaklarım...
Her ayrılık sizi biraz daha "geçmiş"e götürür.Artılarıyla eksileriyle, ne yazık ki bu yerle bir olmuşluk duygusu ile kendinizi daha iyi hissetmeye başlayacağınız zaman arasında bocalarsınız fazlasıyla...

Terk edilmek kadar, ayrılığı başlatan kişi olmak da insana aynı derecede acı verebilir.Özellikle de erkek arkadaşınız berbat davranışlarıyla sizi bu ayrılığa karar veren taraf olmaya zorladıysa...Ama şu anda bunların hiç bir önemi yok!
Önemli olan ayrılığı atlatma aşamasında yalnız olmadığınızı, onurunuzdan geri kalanları korumanız ve tutkularınızın peşinden gitmeniz gerektiği, son olarak da ileride sizi çok daha iyi şeylerin beklediğini bilmektir.

Peki kriz yönetimine hazır mısınız???


Tüm ayrılıklar zordur, fakat en büyük sıkıntılar ilk anlarda hissettirir kendini.Şu ya da bu şekilde, sebep her ne ise ilişkinizin sona erdiği ve başınızdan aşağı kaynar sular döküldüğü anda, öncelik vereceğiniz tek görev elinizden geldiğince az şey yapmaktır.Zaten nefes almak dışında elinizi attığınız bir çok işi yarım yamalak bırakmanız, en olası durumdur.

Bu dönemde, destek alabileceğiniz deyim yerindeyse "ilk yardım" niteliği taşıyan insanlar; aileniz, kardeşleriniz ve en en en yakın bir kaç dostunuz olabilir.Fazlası değil ! Hep yanınızda ve destek olmalarına rağmen, henüz kendinizi daha iyi hissetmenizi ve ayrılıktan önceki öz saygı düzeyine dönmenizi sağlayacak "kendini sevme manevralarına" hazır değilsiniz.Büyük olasılıkla kendinizi yıpratan duygular içindesiniz.Bu da çok normal.
Öyle bir dönemeçtesiniz ki, karar verme yeteneğinizin en parlak döneminde olmadığınız bir gerçek! Yani duygularınızı alkolle uyuşturup, her şeyin geçeceğine inanmak, tam bir saçmalık!
Siz divana uzanmış ağlarken bile beyniniz gerçekleri düşünmeyi ve kalp kırıklıklarınızı sindirmeyi sürdürüyor.Buna rağmen siz beyninizi ve kendinizi alkolle uyuşturursanız, beyniniz işlevini doğru gerçekleştiremez; yani sandığınızın aksine, iyileşme sürecinizi ertelemiş ve uzatmış olursunuz. 
Sadece şunu düşünün; şu anda yaşadığınız duygusal çalkantılar, karamsarlıklar, kendinizden ya da çevrenizdeki her şeyden nefret etmeler... sonunda bütünüyle silinip gidecek.Fakat bu karanlık dönemi yaşamanız gerekiyor.Kaçarınız yok! Biraz dişinizi sıktığınızda kendinize rağmen hayatın kara bulutları dağılmaya başlayacak.

Gecenin ilerleyen saatlerinin, gündüzlere göre çok daha zor atlatıldığını anlamaya başladığınız da bunun üzerine çalışmanız gerekecek.Aklınızda tutmanız gereken en güzel şeylerden birisi, gece yarısı ne kadar kasvetli olursa olsun, tan yerinin ağarmasını hiçbir şey engelleyemez.
Gecenin rehavetiyle o'na telefon açmanız, e-posta göndermeniz, evine gitmeniz ya da yürüyüşe çıkmanız tamamen risk içeren davranışlar olur.Karar vermeden önce sadece 1 dakika yeniden düşünürseniz, vazgeçme olasılığınız çok yüksek.
Bunların yerine telefonda söyleyeceklerinizi ya da e-postada yazmak istediklerinizi bir yere yazın; ama göndermemek üzere!Sizi biraz olsun rahatlatacaktır.


Öfke, ayrılıkla başa çıkmanın temel öğelerinden biridir.Fakat biz kadınlar öfkemizi pek dışa vurmayı beceremediğimizden ve buna alışık olmadığımızdan, içe dönük olarak yaşarız öfkemizi.Ve bu da hem ruhsal hem de bedensel olarak sağlığımızı kötü etkiler.Bu dönemde öfkenizi serbest bırakın ve bunu kalıcı bir zarar vermeyecek şekilde yapın.
Büyük olasılıkla bir süre boyunca, genelde ayrılığın ilk bir kaç günü hatta haftasında öfke duymayacaksınız.Bu çok normal.Yaşayacağınız evreleri düşündüğümüzde ilk olarak çok canı yanmış ve çökmüş olacaksınız; sonrasında bir süre kendinizi suçlamakla ve hatta erkek arkadaşınıza büyük ölçüde hak vermekle geçecek.Bu aşamadan sonra öfke devreye girdiğinde, artık bir şeyler yolunda gitmeye başlıyor diyebiliriz.






Kendinize bir defter alın."Ayrılık Günlüğü"...Bu tamamen özel bir defter olmalı.Öz eleştiriden kaçının.Aslında önemli olan ne yazdığınız değil, sadece bir şeyler yazmanız.Başlarda bu size yük gelebilir, zorlanabilirsiniz; fakat sizi dibe çeken, canınızı acıtan ve öfke dolu halinizi atlatmanıza büyük ölçüde katkı sağlayacaktır.Emin olun!






Bir süre sonra sadece ve sadece hissettiğiniz duygu, yalnızlık olacaktır.Herkesin zaman zaman yalnızlık hissedebileceğini de unutmayın.Eski sevgilinizle aynı evi paylaşıyor ya da çokça vakit geçiriyordunuz; şimdi ise tek başınıza kendinizi biraz güçsüz hissedebilirsiniz.Yaşamınızı kısa zamanda değiştirmeyi başarmış olsanız bile, bu durumun duygularınız üzerinde yarattığı şokun etkileri sürecektir.
Yalnızlığın yeni bir durum olduğu bu dönemlerde yapılacak en iyi şey, ufak adımlarla ilerlemektir."Her şeyi yoluna soktum artık" diye tek başınıza vakit geçirmeye zorlamayın kendinizi, buna hiç gerek yok.
Zamanla hayata dönmeye başladığınız evrelerde ise, eski sevgilinizle sıklıkla gittiğiniz "sizin" mekanların, artık eskisi kadar "size ait" olmadığını fark edeceksiniz.
Ayrılıkla ve atlatma süreciyle birlikte hayatınız adına bir çok şey öğrendiğinizi umuyorum.Güçlü bir şekilde sevebilme ve ağır çöküntülere, acıyan canınıza katlanabilme, üstesinden gelme başarısını gösterdiğinizi hissedebilirsiniz.
Umarım bir gün, bir yerlerde sizi bekleyen "aşk" kapınızı çalar ve dolu dolu yaşayıp duygularınızı en içten şekilde paylaşabilirsiniz.

Aşk'la kalın... :))

16 Aralık 2012 Pazar

İlişkilerde "Bölü 2 Artı 7" Formülü

Kadın-erkek ilişkilerinde yaş farkı bir hayli önem taşıyor.Kimine göre erkek ne kadar büyük olursa, o kadar olgunlaşmış ve akıl mantık sahibi bir birey oluyormuş, kadının yaşı çok da önemli değilmiş.Kimine göre ise kadın ve erkek arasındaki yaş farkı ne kadar az olursa, çiftler birbirlerini daha iyi anlarlarmış.

Anne ve babası arasında 10 yaştan fazla bir fark olan bir kadın olarak sizler için ilginç bir formüle ulaştım.Hemen paylaşıyorum. :))




Kadın-erkek ilişkilerinde yaş farkı en fazla ne kadar olmalı????
Sizler için dünyanın hiç bir yerinde resmilik taşımayan, fakat kadın-erkek ilişkisindeki yaş farkının "kabul edilebilirlik formülü" olarak düşünülen bir denklem buldum.

"bölü 2 artı 7"




Araştırmacılara göre, ilişkide daha yaşlı olanın yaşı ilk olarak 2'ye bölünecek.Elde edilen sonuca da 7 eklenecek.
İlişkide yaşı küçük olan kişinin olması gereken en düşük yaş, elde ettiğiniz sonuç olacak.(Daha yaşlı olan kadın da olabilir, erkek de.)

Ayrıca olayı biraz daha bilimsel hale getirmek istersek, sizlere araştırmacılar tarafından hazırlanan "İlişkilerde Uygun Yaş Farkı Grafiği"ne bir göz atalım.







Upper Limit: Üst Sınır
Your Age: Sizin Yaşınız
Lower Limit: Alt Sınır
Acceptable: Kabul edilebilir
Partner's acceptable age range: İlişki kurulan kişi için kabul edilebilir yaş aralığı








Mutlu ilişkilerin sırrı, birbirini doğru ve iyi anlamaktan geçiyor.Birbirinizi doğru ve iyi anlamak için de aynı dili konuşuyor olmanız önem taşıyor.Tabii bir de anlamak istiyor olmanız gerekiyor.Ve tüm bunlar için de sevginin, aşkın, duygularınızın yanı sıra aranızda "uçurumlar" diye nitelendirdiğimiz yaş farkının olmaması gerekiyor.
Eee gerisi de size kalıyor. :)

"Y"-Aş-kla kalın... :))) 

14 Aralık 2012 Cuma

Kadınların Yüksek Çekicilikleri & "ERKEKLER BİZİ ANLAMIYOR" YAZI DİZİSİ-3

"ERKEKLER BİZİ ANLAMIYOR!" Yazı Dizisi  'ne dolu dolu devam ediyoruz.Söz konusu erkeklerin kadınları anlayamaması olunca maalesef ki konu bitmiyor.
Veee sıradaki konumuzla karşınızdayım.Erkeklerin çekici bulmanın yanı sıra anlamakta güçlük çektiği ve çoğu zaman kıskançlık tripleri eşliğinde belki de sevmeyi reddettikleri bir diğer konu da, kadınların yüksek topuklu ayakkabılara olan tutkuları...


Erkeklerin, kadınların ayakkabı takıntısını anlamaması gayet doğal bir durum...Her ne kadar eşitlikten bahsediyor olsak da, iki cinsin arası topuk farkıyla açık! :)

Evet, tutku derecesinde bağlıyız topuklu ayakkabılara; erkekler bu duruma anlam veremese de biz kendimizi topuklu ayakkabıyla gayette iyi ve çekici hissedebiliyoruz; canımızı ne kadar acıtırsa acıtsın topuklu ayakkabı giymekten de vazgeçmiyoruz!
Peki nereden çıkmış bu topuklu ayakkabı; kim bulmuş bu topuklu ayakkabıyı yahuuu?! :)

Uzmanlar, topuklu ayakkabıların Taş Devri zamanlarında ihtiyaçlar dahilinde kişisel kullanım için ortaya çıktığını düşünüyorlar.Peki biliyor muydunuz; topuklu ayakkabıları ilk kullananlar Mısırlı erkeklermiş. :))) Çiftçilikle uğraşırken toprağa batmamak için topuklu ayakkabı giyiyorlarmış.Bir kısmı da ata binerken, eyerin üzerinde rahat durabilmek için topuklu ayakkabı kullanıyormuş.

Hatta bir zamanlar kişilerin mensup oldukları sınıfları belirleyen unsur, topuk boylarıymış.Bu nedenle bir çok hükümdar topuklu ayakkabılar giyerlermiş.Eminim sizler de benim gibi çok şaşırdınız, ama biraz geçmişe gidildiğinde aslında topuklu ayakkabının belli amaçlara hizmet ettiğini söylemek bile mümkün...

Gelelim topuklu ayakkabı giymenin kadınlarda nasıl bir tutku olduğuna...
Bu tutku öyle bir şey ki, İngiliz kadınlar 15cm.lik topuklu ayakkabı giyebilmek için ayaklarına cerrahi müdahale ile dolgu yaptırıyorlar.Bu dolgunun etkisi 6 ay sürüyor ve hatunlar 6 ay boyunca yüksek topukların üzerinde rahatça, salına salına gezebiliyorlar.Bu operasyon adını ünlü ayakkabı markası "Louboutin"'den almış; "Loub estetiği" deniliyor.Düşünün yani, topuklu ayakkabı giyme sevdasına kadınlar nelere katlanıyorlar. :)

Ayrıca topuklu ayakkabı, bir kadını daha güçlü kılar.Bir bakıma topuklu ayakkabıyla yürümek-yürüyebilmek bir meziyet...Bunu başarabilen bir kadın için zarafet, çekicilik ve öz güven kaçınılmazdır.Yanı sıra da, topuklu ayakkabı giyen kadınlar kıyafetlerini de bu tarzda kombinledikleri için, her daim şık ve bakımlı görüneceklerdir.



Erkeklere göre ise, durum tam olarak şöyle sanıyorum ki;
Yıl 1990
tik tık tik tık tik tık
Yıl 2006
tak tuk tak tuk tak tuk
Yıl 2010 ve sonrası
bak bana bak bana bak bana... :)))



Gayet ilgi ve dikkat çekici bir unsur olduğu gerçek!Kimisine göre, kadının duruşuna anlam katan bir yükselti; kimisine göre aklı olanın giymeyeceği bir şey; kimisine göre ise bütün vücut hatlarına daha zarif ve estetik bir hava kattığından cinsel dürtülere de neden olan bir obje...

Erkeklerde bu konuda böyle değişik fikirlere sahipken, sokaklarda biraz gözlem yapın.Hangi erkek, ince ve yüksek topuklu bir ayakkabıyla güzel kombinlenmiş bir kadın gördüğünde şöyle bir dönüp de bakmasın?! Erkek milleti malum... İm-kan-sız!

Bu bizim yüksek topuklarımızla gezmemize engel mi? Tabii ki hayır...
Yükseklerde ve şık, kendinizi en iyi hissettiğiniz fakat ayaklarınıza işkence ettiğiniz topuklarla çekiciliğinizi ön plana çıkarmanız için hiç bir engel yok.

3 Aralık 2012 Pazartesi

KORKULARINIZLA YÜZLEŞME ZAMANI

Kadınlar da erkekler de günlük hayat içerisinde, çeşitli korkular ve panikler yaşarlar.Peki bunların temel sebebinin burçlarınız olduğunu biliyor muydunuz?

Güçsüz kalmak, belaya bulaşmak, yalnız kalmak, hasta olmak...
İşte burçlara göre en büyük korkularınız...


KOÇ BURCU
Etkinliği, atılganlığı, kendine aşırı güven ve aceleciliği ile bilinen Koç burcunun en büyük korkusu kendine bir hedef bulamamak ve etrafında fikirlerini paylaşacak insanların olmaması.

BOĞA BURCU
Amaca bağlılığından ve sadakatinden ödün vermeyen boğa burcu insanı dış sebeplerden dolayı huzurunu kaybetmekten korkuyor.

İKİZLER BURCU
İkizler burcu deyince akla ilk gelen pratik zeka ve konuşkanlık. Girdiği her ortamda kolayca varlığını hissettiren ikizlerin en büyük korkuları arasında konuşma yeteneğini ve ellerini kaybetmek yer alıyor.

YENGEÇ BURCU
Çevresine ve sevdiklerine karşı son derece  koruyucu, duygusal, ve evcil olan yengeç burcu her ne kadar tuttuğunu koparan bir burç olsa da en büyük korkusu belaya bulaşmak…

ASLAN BURCU
Yaratıcılığı ve etkileyiciliği ile bilinen aslan burcu oldukça sahiplenici ve kıskanç karaktere sahip.Bu burcun en büyük korkusu ise çevresinde hiç kimsenin kalmaması...

BAŞAK BURCU
Çevresinde olup biten her şeyi eleştiren, yargılayan ve her şeyden düzen bekleyen başak burcunun korkuları arasında hasta olmak ilk sırada yer alıyor.

TERAZİ BURCU
Uyumluk ve dengeli sevgi deyince ilk akla gelen Terazi burcunun en büyük korkusu yanlış partner seçimi ve özel hayatında mutsuzluk..

AKREP BURCU
Kin, tutku ve gücün simgesi akrep burcu insanı  en çok gücünü ve iktidarını kaybetmekten korkuyor.

YAY BURCU
Özgürlüğün savunucularından olan araştırmacı yay burcunun en büyük korkusu aradığını bulamamak…

OĞLAK BURCU
Hesapçılığı ve başkalarının düşüncelerine önem vermesiyle bilinen Oğlak burcunun korkuları arasında “başkaları ne der” korkusu ilk sırada…

KOVA BURCU
Son derece insancıl olan Kova burcu her ne kadar bağımsız gibi görünse de yalnız kalmaktan oldukça fazla korkuyor.

BALIK BURCU
Hayalci ve duyarlı olan balık burcu oldukça duygusal.Burcun en büyük korkusu duygularını ifade edememek...

KORKUSUZ VE AŞKLA KALIN... :)))

15 Kasım 2012 Perşembe

"Biz Nasıl Seviyoruz?" & Bir Erkeğin Penceresinden

Birkaç gün önce takipçilerimden biri bana çok güzel bir mail yollamış.Mailinde bir erkek olarak ilişkilere bakış açısını, ilişkide sevgi adı altında düştüğümüz yanlışları, sadece sevgilinizle olan ilişkinizde değil anne-baba-çocuk ve arkadaşlık ilişkileri dahil olmak üzere çok güzel bir şekilde yorumlamış.
Ben de sizlerle bu güzel yazıyı paylaşmak ve bloğum aracılığıyla takipçime teşekkürlerimi sunmak istedim.

Biz  Nasıl  Seviyoruz ?
“Hayatınızda biri varsa onu özgürce sevin, köleleştirmeyin. Eğer karşımdaki insanı kendi doğrum için değiştireceksem beni sevdiği için değişecektir, ben de öyle. Çünkü onu seviyorum, ama ben onun esiri olmamalıyım. Karşımdakini o olduğu için her şeyi ile kabullenip sevmeliyim.”
“Bu dönemde kimse sizin yakışıklılığınıza, evinize, arabanıza bakmıyor. Sizin yarattığınız enerjiye ve ağzınızdan çıkan bilgi dolu sözlere bakıyorlar. Eskidendi boş insanlar. Şimdi sevgi dolu insanların zamanı, şimdi uyanma zamanı, birbirinizi özgürce sevin, özgür bırakın zaten yanınızdadır.” 
Evet, ilginç bir konu; biz nasıl seviyoruz?!
Biz nasıl seviyoruz insanları, bir düşünün bakalım, gelin ilişkilerinize.
Karı koca ilişkileri; anne baba –çocuk ilişkileri; arkadaş ilişkileri; sevgili ilişkileri.


Nasıl seviyoruz?
Eskiden ben sırılsıklam aşık olurdum, severdim, çok severdim ve o kişiyi hayatımda köleleştirirdim. Yani o benim kız arkadaşım! Hiçbir yere gidemez, benim dışımda bir hareket yapamaz, benim bilgim olmadan hiçbir şey yapamaz, edemez, konuşamaz.



Bugüne kadar yüzlerce binlerce kişiyle yaptığım görüşmelerde hep şunu gördüm: “Ama ben onu çok sevdim!”
Tamam güzel ama, biz öyle bir seviyoruz ki karşımızdaki insanı köleleştiriyoruz kendimize. Karşımızdaki insanı kendi çizdiğimiz sınırlar içine alıyoruz ve ona özgürlük alanı vermiyoruz.
Ben eskiden kıskançtım, paylaşmazdım. Ben onu seviyorum ve eğer seviyorsam benimdir. Ne haddine onun başkalarıyla yemeğe gitmesi, sohbet etmesi. ‘Ondan ben sorumluyum, ben erkek adamım’ deyip karşımdaki kişinin özgürlük alanını kısıtlıyordum. ‘Yapamazsın, edemezsin, gidemezsin.’
Daha sonra binlerce insanla görüşünce (ve bunların çoğu kadındı), bana söyledikleri şuydu:
“Bülent bey, kocam çok kıskanç, bana nefes aldırmıyor. Hiçbir aktivitem yok. Eve kapandım. Ben zaten kocamı seviyorum, ona sadığım. Ben zaten onun hayatındayım. Ama beni öyle sıkıyor ki hareket edemiyorum. O zaman da hayatımdaki insan bana batmaya başlıyor. Çünkü sen beni köleleştiriyorsun, sen beni bastırıyorsun, sen beni kıskançlıklarınla rencide ediyorsun.”
Evet ben bu konuda oturup düşündükten sonra kadınların haklı olduğunu anladım. Eğer benim hayatımda birisi varsa, ben ona güvenmeliyim. Eğer bir şey varsa, o zaten benim hayatımdan gidecek. Evren artık frekansları öyle ince ayarlıyor ki sana yanlış yapan biri zaten hayatından gidiyor. Senin hayatında duramıyor.
Özgür bırakın.  Özgür bırakmak demek, “Bana ne?” demek değildir. Yine sevdiğinizi söyleyin, yine merak edin ama sıkmayın. Biz karşı tarafı sıktıkça, onun sınırlarını çizdikçe, karşı taraf da bizim sınırlarımızı çizer. Birbirinizi daha özgür sevin. Daha anlayışlı ve sevgi dolu sevin.
Ben şunu söylüyorum, “Eğer hayatımda biri varsa ben onu özgürce sevebilmeliyim.” Zaten güveniyorum, gittiği yerde yanlış yapmadığını biliyorum.
Biz kıskançlıklarla birbirimizi boğuyoruz, eziyoruz. Küçük kapalı bir kafese kapatıyoruz. Açın kafesin kapaklarını, benim hayatımdaki kişi bir kuş gibi özgür olsun, özgürce uçsun. Zaten gelip konacağı yer benim dalımdır. Benim konacağım dal hayat arkadaşımın dalıdır.

Artık bu dönemde 2010 ve sonrasında de kişilerin birbirlerini yeniden sevmeleri, yine aşık olmaları gerekecek. Fakat eski usül kıskançlık ve güvensizliklerle entrikalarla birbirlerini hapsetmeleri değil.
Hayatınızda biri varsa onu özgürce sevin, köleleştirmeyin. Eğer karşımdaki insanı kendi doğrum için değiştireceksem beni sevdiği için değişecektir, ben de öyle. Çünkü onu seviyorum, ama ben onun esiri olmamalıyım. Karşımdakini o olduğu için her şeyi ile kabullenip sevmeliyim.

Niye bir araya geliyoruz? Eşleşmek için, birbirimize farkındalıklar yaratmak için. Birbirinizi değiştirmekten vazgeçin. Birlikte anlayış içinde olalım, kimseyi değiştirmeye çalışmayalım. Karşımızdakini eleştirip değiştirmeye çalışıp da kendimizi doğru görmekten vazgeçelim. Herkes kendisine göre doğrudur. O kişiyi hayatında tutuyorsan onu olduğu gibi kabullen. Değiştirmeden özgür bırak zaten seviyorsa senindir.
Kıskançlık nedir biliyor musunuz? Çünkü ben de yaşadım. Kendine güvensizlik ve yetersizlik korkusu. Kendimi yeterli görmüyor, kendime güvenmiyordum. Başka bir erkeğin onu benden alacağını düşünüyordum.
Ben yeterli ve güçlü bir erkeğim, şimdi buna inanıyorum. Ben bilinçaltımı buna programladım. Kıskançsanız kendinizi değerli görmüyorsunuz, bir başka insandan daha aşağıda görüyorsunuz. Hepimiz eşitiz. Bedenimiz ikinci planda, birinci planda yarattığımız enerjidir. Bu dönemde kimse sizin yakışıklılığınıza, evinize, arabanıza bakmıyor. Sizin yarattığınız enerjiye ve ağzınızdan çıkan bilgi dolu sözlere bakıyorlar. Eskidendi boş insanlar. Şimdi sevgi dolu insanların zamanı, şimdi uyanma zamanı, birbirinizi özgürce sevin, özgür bırakın zaten yanınızdadır.
Sevgi ve Işıkla

Sevgili takipçim "mutlu1insan"a benimle paylaştığı bu güzel yazısı için çok teşekkür ediyorum.
Peki ya siz nasıl seviyorsunuz???

Aşkla kalın... :)

12 Kasım 2012 Pazartesi

5 Soruyla "İlk Buluşmanızı" Taçlandırın

Bu gün nedense en başa dönüp, "ilk buluşmaları" konu almak istedim.Sanırım dün akşam yakın bir arkadaşımdan aldığım bir telefondan etkilendim, yeni sevgili girişimleri ve kızların ilk buluşma sonrası klasik değerlendirmeleri... :)
Çok mutlu olmamın yanı sıra bir de katkım olsun diye düşünerek bu postu hazırlamaya karar verdim.

İlk buluşmada erkeklere sormanız gereken 5 hayati soru ne olabilir???Acaba size uygun biri mi?Görüşmeye devam etmeye değer mi?Ya da ilk buluşmada neler konuşulur, nelerden bahsederek onu daha iyi tanıyabilirsiniz?
İşte öneriler...

Ne tür filmlerden hoşlanırsın?
Filmlerin kişiler üzerinde oldukça etki bıraktığı bir gerçek.Kimi filmler ilham verirken, kimisi de geçmişe götürüp derin izler bırakabilir.Bu soruya verdiği cevapla ilgi alanlarını öğrenmiş olursunuz.Aynı zamanda da geçmişle bağlantılı olup olmadığını, duygusal mı yoksa aksiyon tutkunu mu... gibi bir çok sorunuz da cevabını bulmuş olur.

Kitap okur musun?
Bir çok erkeğin sıkıcı bulduğu bir aktivitedir, kabul etmek lazım.Fakat bir o kadar da kitap okuyan erkeğin olduğunu rastlıyoruz.Verdiği cevaplarla ve kitap isimleriyle, duygu ve düşüncelerinin altında yatan kaynağa ulaşmış olursunuz.İç dünyasını da az çok keşfetmenize yardımcı olacaktır.

Mesleğinden bahseder misin?
Biz kadınlar için en can alıcı nokta budur sanırım.Bir kişinin mesleği, onun ilgi alanlarının ve yaşam standartının  yansımasıdır.Bu soruya verdiği cevapla hayata bakışını, geleceğe dair planlarını ya da hırslarını öğrenmiş olursunuz.Bir bakıma ilişkinizin gidişatı konusunda daha ilk günden fikir sahibi olmanıza yardımcı olabilecek bir soru bence.

Ne tür müzik seversin?
Çoğu zaman ruh halimize uygun, o anki modumuzu yansıtan müzikler dinlemeyi tercih ederiz.Bir bakıma müzik, duyguların dışa vurumu konusunda da yardımcıdır.Bu soruya vereceği cevapla ruh halini çok daha net anlamış olacaksınız.



Evcil hayvanları sever misin?
Kimisi kedilerden hoşlanır, kimisi köpeklerden, kimisi balıktan, kimisi de kuştan börtü böcekten.Ama hayvan sevgisinin kişideki şefkat duygusuyla alakalı bir durum olduğunu düşünürsek, bu soruyla ne kadar şefkatli bir erkek arkadaşınız olduğu konusunda fikir sahibi olabilirsiniz.




Basit ve gündelik sorular gibi görünse de, yıllardır ilişkilerini sürdürüp de birbirinden bihaber kişiler olduğunu görebiliyoruz.Bu nedenle sizlere ve canım arkadaşıma tavsiyem, iletişim kurmadan sorgulamadan bir insanı tanımak neredeyse imkansızdır; ilişkinizde soru işaretlerine yer vermeyin!

Aşkla kalın... :)

3 Kasım 2012 Cumartesi

"Sırf zevk için şuan senden ayrılabilirim! "

Ahh erkek milleti! 
Bazen öyle çileden çıkartıyorlar ki, tahammül sınırlarınızı ciddi biçimde zorluyorlar.Sabır taşı olsanız bile çatlarsınız yani, öyle bir durum...
Farklı cinsiyetler, farklı düşünce yapıları, farklı bakış açıları, farklı farklı farklı...Hepsine tamam ama, aşık olurken mutluluk kelebeği kıvamında gezinirken bu farklılıklara ne oluyor?!

İşte bir erkeğin söylerken gayet rahatlıkla ve yayık yayık söylediği, fakat kadınların çileden çıktığı cümleler...



"Bütün kadınlar aynı!"
Genelde tatsız durumlarda kullandıkları bu cümle ile sizi diğerlerinden farksızlaştırıyorlar, akılları sıra...Bir çoğumuz aynı durumlara aynı tepkileri verebiliriz, tıpkı erkekler gibi.Bu cümleyi dile getirirken bunu düşünüyorlar mı acaba?!

"Elinin hamuruyla erkek işine karışma!"
Hiçbir kadın inşaatta kum karmaya, taşınırken koltuk taşımaya ya da patlamış bir egzozu değiştirmeye kalkışmaz sanıyorum. :) Öyleyse gücünüzle yaptığınız işler dışında bu kadar da kendinize güvenmemelisiniz beyler...



"Kim soktu bunları senin kafana!"
"Kadın" denen varlığın ne kadar komplike ve ayrıntılı düşündüğünün farkına varamayan erkekler tarafından kullanılan fix bir cümle... :) Genelde haksızlıklarını kabul etmeyip "nereden çıkarıyorsun canım" tribaline bağladıkları anda dile getirirler ve sonuç olarak, yine haksız çıkarlar. :)

"Sen kadınsın, otur oturduğun yerde!"
İnsanın böyle bir durumda ya "eee..?" deyip mantıklı bir açıklama bekleyesi geliyor, ya da osmanlı usulü yollara başvurası gelio sanırım.Kadın-erkek fark etmeksizin çalışılabileceğini, kendini koruyabileceğini, kendine bakabileceğini, ihtiyaçlarını karşılayabileceğini vs vs anlamalı çiftler, karşılıklı olarak...Fakat artık eskidendi o ataerkil anlayış, "evinin kadını, çocuklarının anası olacaksın" zihniyeti.Uyanın beyler!!!

"Kilo almışsın!"
Bir ilişkide bomba etkisi yaratacak, erkekler açısından hayati tehlikesi olan ve bir kadının içindeki canavarla tanışma fırsatı bulabileceğiniz nadir cümlelerden biri daha... :) Yahu beyler, derdiniz nedir yani! Açıklama olarak da "ben seni her halinle seviyorum" derler, fakat 2-3 kilo almaya görün.Saçınızda yaptığınız radikal değişimleri fark etmeyen erkek bünyesi, aldığınız bir kaç kiloyu anında analiz edip size diyet listesi bile hazırlayabilme potansiyeline sahip maalesef.

"Bakarız!"
En sık kullanılan "kaçış" cümlesi olmakla birlikte, erkeklerin ne kadar da saf düşünebildiklerini anlamak o kadar da zor değil.Siz bu şekilde başınızdan savarak konunun kapandığını mı sanıyorsunuz, kadın denen ayrıntı denizi varlığın konuyu unutacağını mı düşünüyorsunuz?! Çok yazık ki, unutmuyoruz beyler ve ne kadar bakarsanız bakın biz hep baktığınız noktadayız. :)

Ve işte sırf bu cümleler yüzünden, zevk için sizden ayrılma düşüncesine kapılan kadınlara hak verin lütfen!

Örnekler tabii ki çoğaltılabilir, fakat erkeklere fazla da yüklenmek elden gelmiyor maalesef. :)
Sizlerin de erkek arkadaşınızda ya da eşinizde böyle tabulaşmış ve sizi çileden çıkaran cümlelere rastlarsanız, bizimle paylaşın.Kim bilir, belki de minicik de olsa bir farkındalık yaratıp ne kadar sinir bozucu olduklarını fark etmelerini sağlayabiliriz. ;)

Aşkla kalın... :)

21 Ekim 2012 Pazar

Çekiciliği Burcunda Gizli & Erkeklerde Burçların Çekiciliği

Erkek arkadaşınızın ya da eşinizin burcu hakkında illa ki biraz da olsa bilginiz vardır.Hatta kimimiz gazeteleri karıştırırken astroloji köşelerinde, kendi burcumuzdan önce o'nun burcunu okuruz. :)
Gezegenler gezer, Merkür gelir, Venüs gider, Mars yaklaşır, negatif enerjiler kıpraşır aramızda...
Peki burcunun özelliklerinden dolayı erkeklerin bize daha çekici geldiğini biliyor muydunuz?!

İşte burçlarına göre erkeklerin çekici özellikleri...

KOÇ BURCU ERKEĞİ
Yeni fikirlere açık ve uygulama konusunda başarısı
Her türlü ortam içerisindeki liderliğini sergileyebilmesi
Güçlü adaleleri, yıllarca genç kalmayı başarabilmesi
Benzersiz egosu ve kendine olan müthiş güveni
Eğer keşfedilecek bir zirve varsa oraya varana kadar pes etmemesi,
Seks konusundaki üstün performansı
İsteklerini ne yapıp edip kabul ettirmeyi bilmesi
Afacanlıkları
Genç bir ruha sahip olması, hiç yaşlanmaması
Gücünü en gerekli yerde kullanmayı bilmesi
Yakayı ele vermemesi, maço tavırları
Herkesten daha çabuk ipi göğüslemesi
Hiçbir şeyden korkmaması
Rekabeti sevmesi
İkna kabiliyeti
Sınırları zorlamayı bilmesi
Kendine özel fikirleri oluşu ve bunları ateşli bir şekilde uygulaması

BOĞA BURCU ERKEĞİ
Güven, huzur, sadakat arayan kadınlar için ilaç gibidir.
Etkileyici ses tonu
Yatıştırmayı bilmesi
Kaliteli ve seçkin yaşamayı bilmesi
Ne istediğini bilmesi ve ona göre planlar yapması, bunları uygulaması
Yoluna engeller çıksa da yılmayışı
Zevklerine düşkünlüğü, kadınını sahiplenmesi
Kolay kolay sinirlenmeyişi
Sevdiği kadına lüks ve oldukça değerli hediyeler sunması
Romantikliği
Yükselme hırsı
Fiziksel yönden güçlü bir erkek oluşu
Huzursuzluk çıkarmaması
Yapıcılığı ve kararlılığı

İKİZLER BURCU ERKEĞİ
Populeritesi, etrafının sürekli dolu oluşu
Kaliteli zevk anlayışı
Esprileri, neşeli hali, gelgitleri
Komplimanları
Hareketliliği (Bu erkeğin hızına yetişmek oldukça zor)
Heyecan verici, zeki oluşu
Parfüm seçiminde, müzik, yolculuk, iletişim konusundaki üstünlüğü
Onun hakkında tam ve kesin bir kanıya varamamak(sıradışı tavırları)
Asla çözemeyeceğiniz bir bilmece oluşu(bu kimilerine göre onu çekici kılabilir)
KendiKadınice gizlemesi kimi zaman da hiç susmadan kendini anlatması
Yıllar geçse de aynı çekiciliği korumayı bilmesi
Gülümsemesi
Sık boğaz etmekten hoşlanmayışı(Kadının onu kesinlikle aldatmayacağını düşünür)
Serüven meraklılığı
Tatlı huysuzları, minik şımarıklıkları

YENGEÇ BURCU ERKEĞİ
Duygusallığı, masum ifadesi, becerikliliği
İçinden geldiği gibi hareket etmesi
Komik şaşkınlıkları
Kötü bir niyet taşımaması
Nezaketi
Bildiklerini sizinle paylaşmaktan zevk alışı
Kültürlü oluşu
Sevdiği kadına karşı olan bonkörlüğü(normalde tutumludur)
Romantik bir aşık oluşu
Hayalleri
Sekste romantik, duygulu, koruyucu oluşu
Verdiklerine karşılık çok az şey istemesi
Sadık oluşu
Aidiyet duygusunun yüksekliği
Ailenize önem vermesi
Size maddi ve manevi anlamda bereket, şans getirmesi
**Ek olarak da; malum yengeç burcunun ingilizcesi "Cancer", bundan dolayı mıdır bilinmez ama çoğu zaman öyle anlar yaşarsınız ki...Şunu söyleyebilirim, "adamı kanser ederler!" :) **

ASLAN BURCU ERKEĞİ
Kendine has karizması, gücü ve cömertliği
Her zaman sahnede olmasını sağlayan güçlü donanımı
Koruyuculuğu, asil ruhu, kaliteden ödün vermeyişi
Sizi ruhunuzla, vücudunuzla, aklınızla kavrayışı
Gösterişli yapısı
İstediği bir şeyi mutlaka elde etmeyi bilmesi
Cana yakınlığı
İlkelerinden asla taviz vermemesi
Güçlü cinselliği
Liderlik gücü
Yaratıcılığı
Saygınlığı
Açık sözlülüğü, sıcaklığı, boyun eğmezliği
Onu elde etmenin zorluğu, bitti dedikten sonra kesinlikle geri dönmeyişi

BAŞAK BURCU ERKEĞİ
Hayatında duygusallığa kesinlikle izin vermeyişi. Bu bazı kadınlara çekici gelebilir.
Çalışma aşkıyla dolu, yani kariyer sahibi oluşu
Titizlikleri, kaliteye önem vermeleri, seçkin giyim zevki
Bir kadını kendine aşık etmek isterse bunu mutlaka başarması
Keskin zekası
Müthiş analiz gücü
Seçiciliği
Yeme, giyim kuşam, sağlık ve çalışma gibi olguları fazlasıyla önemsemesi
Dürüst ve samimi oluşu
Aklının başından zor alınması
Gayet özel bir insan olması
Aşık olduğunda karşılıksız olsa dahi yıllarca aynı kadını sevmesi
Kuvvetli ve dayanıklı oluşu
Kıskanç olmayışı
Kusursuz hafızası. Size ait hiçbir şeyi unutmaz.
Disiplini ve bilgili oluşu

TERAZİ BURCU ERKEĞİ
Her şeyi mantığına uydurma çabası
Yakışıklılığı, girdiği her ortamda dikkat çekiciliği
Kaliteli yaşamdan hoşlanışı
Giyim ve marka merakı
Sosyal hayattaki gücü ve popüleritesi
Çoğu kadının başını döndürmeyi bilmesi
Nezaketi, adil bakış açısı(kendiyle alakalı konularda)
Gülümsemesi
Karşısındakini kendisine inandırmaktaki ustalığı
Romantik oluşu
Kendi içindeki çelişkileri (Bazı kadınlardan bundan hoşlanabilir)
Kendine has esprileri
Fiziksel olarak duyarlılığı, cinsel çekiciliği
Sohbet etmekten zevk alışı( sorunlardan söz etmediğiniz sürece dinleyecektir)
Gezmekten, eğlenmekten zevk alışı
Özgür yapısı, denetlenmekten hoşlanmayışı

AKREP BURCU ERKEĞİ
İhtirası, aşırı tutkuları, vazgeçmeyi bilmeyişi
Duygusal aşırılıkları
Yönetim sevdası
Cinsellikteki gücü ve dayanılmaz çekiciliği
Kolayca kandığınız blöfleri
Etkileyici gözleri(hiçbir erkek onun kadar delici bakamaz)
Onun hakkında asla tam olarak bilgi sahibi olamazsınız(İşte bu bir kadını çılgına çevirebilir)
Gizli saklı işleri (bu bazı kadınları deli eder ancak akrep erkeği baş döndürücüdür, susarsınız)
Kendine has kontrollü yapısı, taviz vermeyişi
Kolay kolay ele geçirilmeyişi
Yenilmeyişi, inadı ve muhteşem iradesi
Duygularını belli etmeyişi
Erotik zevklere aşırı düşkünlüğü
Kendi isteklerini elde etmeyi bilmesi
Başkalarının kendisi için ne düşündüklerini umursamayışı(bu hali bir çok kadını sinir edebilir)

YAY BURCU ERKEĞİ
Garip çocuksu tuhaf halleri
Çılgınca neşesi
Maceracı yapısı, eğlenceyi sevmesi, keşif yeteneği
İyimserliği
Saflığı ve tertemiz yüreği
Herkese güvenmesi, çabuk aşık olması, sosyalliği
Hayal gücü
Dürüstlüğü (her şeyini hiç düşünmeden paylaşabilmesi
Cömertliği (cebinde yüz lira olsun hiç düşünmez hepsini size verir)
Düşünmeden konuşmasErkekmi zaman kırdığı sevimli potlar
Ona kızmanın asla mümkün olmayışı, bir şekilde gönül almayı bilmesi
Negatif konuşmalar yapmaması, daima pozitifliği
Erkek arkadaşlarından çok sevgilisine zaman ayırması
Yenilikçi bakış açısı, ortamı germekten hoşlanmayışı

OĞLAK BURCU ERKEĞİ
Ciddiyeti, sağlamlığı, güvenilir ve sırdaş oluşu
Başarılı kariyeri, kendi ayakları üzerinde duruşu
Yalnızlık sınırları içine kolay kolay kimseyi almayışı
Sadakati
Doğruculuğu, dürüstlüğü, yaşından olgun tavırları
Gizli espri gücü
Aklı başında biri oluşu
Mutlaka hayatınızda bir daha asla unutamayacağınız kadar yer edinmeyi başarması
Geleneksel görüntüsünün ardındaki müthiş erotizm duygusu
Karizması, saygınlık uyandırabilmesi, girdiği ortamlarda ilgiyi üzerine çekebilmesi
Her daim genç kalmayı bilmesi
Seçkin zevkleri, kaliteden hoşlanması, kendine has stili
İlişki bittiğinde asla geri dönmeyişi ve bir ömür boyu özlenmesi


KOVA BURCU ERKEĞİ
Duygularını belli etmeyişi
Sıradışı fikirleri, dost canlısı oluşu, kendine has havası
Sosyal liderliği, Kendine özgü ahlak yapısı
Sakin kayıtsız görünümüne karşılık duyarlı yapısı
Yenilikçi düşünce yapısı
Kendine has kuralları, boyun eğmeyişi
Nezaketi
Titizliği ve bu yüzden her kadınla olmayışı
Kıskançlık nedir bilmeyişi
Tam elde ettim diye düşünürken birdenbire çekip gidebilmesi
Kimseyle kıyaslanmayacak kadar özel oluşu
Müthiş sezgi gücü (ne düşündüğünüzü neler yapabileceğinizi anlar ancak belli etmez)
Denetlenemez oluşu
Seks konusunda umursamazlığı





BALIK BURCU ERKEĞİ
Rahat tavırları
İflah olmaz romantizmi
Hayalleri
Önyargılı olmayışı
Anlayışlı oluşu sizi üzmekten kaçınması
Kendine has dünyası (Çoğu zaman bu dünyada yalnız kalmak ister)
Onu tanımanın bir ömür boyunca imkansızlığı (Kendini kolay kolay ele vermez)
Şair ruhu, duygularını kimi zaman yazıya dökerek size ifade edebilmesi
Sempatikliği, buğulu bakan gözleri, masumiyeti
Cinsellikte sınır tanımayışı, gizli erotik zevklere olan meyli
Bir görünüp sonra birden kayboluşu.(Tam bitti derken birden ortaya çıkıp gönlünüzü alması)
Kimsenin aklına bile gelmeyecek güzellikleri yaşatabilmesi
Farklı alışkanlıkları ve bağımlılıkları