aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2019 Pazartesi

Evlilik aşkı bitirir mi?

Büyük umutlarla ve heyecanla başlayan bir çok hikaye, bir süre sonra sekteye uğramaya ya da çatırdamaya başlıyor. İlk günlerdeki bağlılık sanki zaman ilerledikçe ufak ufak çözülmeye, hatta belki de kopma derecelerine bile gelebiliyor.
Bu durumda da ilk akla gelen şey, evliliğin aşkı öldürdüğü düşüncesi oluyor. Maalesef bu çıkarım tamamen bir kaçış! Bakalım evlilik mi aşkı öldürüyor yoksa biz insanlar mı sebep oluyoruz bu durumlara...
Evliliğinizin ilk günlerini düşünün; nasıl da birbirinize karşı anlayışlıydınız, söylediklerini değil söylemek istediklerini bile şıp diye anlayıverip harekete geçiyordunuz, sırf o kendini değerli hissetsin diye düşünüp dururdunuz belki de neler yapabilirim diye, eşiniz sadece özel günlerde değil her gün kendini özel hissetmeliydi çünkü...
Evlilik aşkı öldürmüyor, sadece zaman aşımına uğruyoruz. Kendimiz bu hale getiriyoruz da diyebiliriz.


Özensizleştikçe aşk biter.
Özenle hazırlanan sofralar ya da özenle giyilen kıyafetler değil aslında buradaki konu... Konuşurken özensiz olmak, ne hisseder diye düşünmemek; hareket ederken özensiz davranmak, ne düşünür diye önemsememek; yemek yerken özensiz davranmak, benim için uğraşmış diye bir an bile aklınıza gelmemesi; mutlu etme konusunda özensiz davranmak, zamanla yabancılaşmak ve ne şekilde mutlu edeceğiniz konusunda bilinçsizleşmek... Kısacası evlilik hayatınız sizin seçiminiz; özenle yaşamak ve sevmek de sizin elinizde, sadece nefes almak da...

Sözünde durmadıkça aşk biter.
Bir ilişkiye istikrarla devam etmek, verilen sözlerin ne kadar tutulduğu ile fazlasıyla alakalıdır. Şu ya da bu sebeple tutmadığınız sözler yüzünden aranıza mesafeler girebilir. Daha da kötüsü eşinizin size karşı saygısını da yitirebilirsiniz. Temelinde saygı olmayan hiçbir ilişki, başta evlilik olmak üzere,  sağlıklı bir şekilde ilerlemeyecektir. 

Değer verdiğini göstermedikçe aşk biter.
Birine değer vermenin en güzeli, pahada hafif maneviyatta büyük şeylerle mümkün olabilir. Birini düşünmek, değer verdiğinizin en güzel göstergesidir. Evlilikle birlikte birbirinizi daha iyi tanımış ve hoşlandığınız-hoşlanmadığınız bir çok şeyi kavramış oluyorsunuz. Dolayısıyla eşinizin yüzünde bir tebessüm yaratmak için fazla düşünmeye ihtiyacınız yok diye düşünüyorum. :)

Sevginizi yitirmeden, her gün mutlu olmaktan ziyade mutlu etmek üzerine çaba sarfederek, o ilk günkü aşkla yaşamanız dileğiyle...
"Aşk"la kalın.

26 Mart 2016 Cumartesi

İçimden geldi yazısı...

Bugün durup dururken aklıma geldin çocuk... Şarap misali yokluğun, yıllandıkça çökmüş derinlerime; bu halini de fark etmeden sevmişim meğer... Örümcek bağlamış kenarı köşesi yaşananların, öylece beklemiş sanki bir gün hatırlanmayı yeniden.
Belki de sırf bu sebepten karışamamışım hayatın içine, alışamamışım "bir dahaki sefer"in olmayışına, kucaklayamamışım yaşadığım anın hislerini ve her şey değişse de içimde bir şeyler beklemiş, tozlu raflarında gözlerimin...
Baktığım yerlerde ol istemişim bilmeden, her şey aynı kalsın diye beklemişim düşünmeden, sevmişim aslında bu sızıyı... Bilememişim belki de ben, her şeyi aynı tutsam da, başka zamanda olduğumu... Gerçeği kabul etmediğimi fark ettim sonunda; gereksiz bütün acı çekişlerin de sebebi bu ya... Hep bir savaş, inatlaşma, bilek güreşine tutuşmuşuz yaşananlarla; bir hikaye yazmışız belki de, hep daha fazlasını istemişiz veresiye geçmeyen kalplerden ve sadece istemişiz.
Kabullendiğimi sandığım yaralarım geçmiş elbette, üzerimden kabukları düşmüş. Kurtuldum derken seninle yaşadığımı fark ediyorum, hayatımdaki izinle... Ama dedim ya, aynı şehirde ve aynı sokaklarda olduğumuzu hissetsem bile, başka zamandayız biz seninle... Tüm bunlar içimden geldi, izninle...

31 Ağustos 2015 Pazartesi

"AŞK" denilen şey evren gibidir; sürekli büyür.

Aşk için herkes farklı farklı şeyler düşünür; kimi zaman biter derler, kimi zaman da sonsuzdur.
Geçenlerde bir yazı okudum ve ben hayatımın aşkını bulduğumu anladım. Bakalım siz hayatınızın aşkını buldunuz mu?


"Katiyen kimseye anlatmam!" dediğin şeyler illaki vardır. Ama gün gelir, aşık olursun ve dersin ki: "Hayatımın aşkını buldum!" Ve kimselere söylemediğin, anlatmadığın acılarını, mutluluklarını, isteyerek ya da istemeyerek anlatmaya başlarsın. Her halini görmesi artık senin için bir problem demek değildir, aksine bu hoşuna gitmeye başlar; ona sığınırsın, onunlayken güçsüz olmak umrunda değildir.



Belki insanların sana bir şeyler anlatmasından hoşlanmıyorsun, onları dinlemek bir yerden sonra sıkıcı geliyor olabilir senin için. Ama hayatının aşkını bulduğun zaman, onun her anlattığını, dudaklarından dökülen her kelimeyi can kulağıyla dinlersin. Çünkü onun anlattığı her şeyin bir anlamı olduğunu düşünürsün. Ve ondan yeni şeyler öğrendikçe mutlu olursun, daha çok ve daha çok mutlu olursun.
Herkesin sırları olduğu gibi, senin de vardır gizlediklerin, hani o açılmamış kartlar... Ama artık onunlayken sır saklamanın gereksiz olduğunu düşünürsün, açıverirsin elindeki kartları hiç düşünmeden. Çünkü artık sırlarını paylaşabileceğin, sırlarını korkusuzca açığa çıkarabileceğin biri vardır senin için. Ve en önemlisi, bunu bilinçsiz bir şekilde de yapabilirsin. Unutma ki, onunla üzerine düşünülmüş, planlanmış, programlanmış bir şey yapamazsın. Her şey kendiliğinden gelişir, tam anlamıyla kendinsindir onun yanında.
Elbette önceliklerin olmuştur bu zamana kadar hayatta, bir bakmışsın ki onunla her şey allak bullak olmuş. Çünkü önceliklerin bir yana, o bir yana olmuştur artık senin için. Hayattaki önceliklerini sıraladığın listeyi yok edersin birden, "her şey için değer o" diye düşünürsün içinden.
Eskiden zaman çok yavaş akıyordu belki senin için, geçmiyordu bir türlü saatler, ama artık onunlasındır ve zaman mefhumu yok olmaya başlamıştır. Adeta akıp gider zaman, nasıl geçtiğini anlamazsın onunlayken.
Ve uzadıkça uzayan tartışmalar, kavgalar... Ama onunlasındır artık, orta yolu bulursunuz. Zamanla öğrendiğin şeylerden biri de hiçbir şeyi büyütmemek, alttan almayı bilmek, yani fedakarlık etmek, onun üzülmesini engelleyecek her şeyi yapmak olur.
Eskiden anlık yaşıyordun belki, gelecek senin için çok uzaklardaydı ve sanki hiçbir zaman yüzleşmeyeceğin bir şeydi senin için. Ama artık hayatının aşkını bulmuşsundur, onunla birliktesindir ve geleceği düşünmek zorunda olduğunu hissedersin.
"Aşk bu, çok uzun sürmez" ya da "Aşkın da her şeyin gibi bir süresi vardır" diyenler olacaktır, boş ver onları, hayatının aşkını bulduğunda anlarsın zaten, aşk denilen şey evren gibidir, sürekli büyür.
"Aşk"la kalın.. :)

2 Temmuz 2015 Perşembe

Çünkü aşık oldum ben!

Son günlerde dinlemekten büyük keyif aldığım bir şarkı var. "Kocan Kadar Konuş" film müziği olarak da bilinen, Model'in "Pandalar" şarkısı tabii ki... İnanılmaz eğlenceli, aşkı doya doya hissedebileceğiniz ve bir de aşıksanız o yakışıklıya ya da dünyalar güzeline, tadından yenmeyecek bir şarkı. :)
Aşkı yaşıyorsunuz doyasıya, fakat acaba gerçek bir aşk mı yaşadığınız, yoksa gelip geçici bir heves mi?
Yaşadığımız hissin gerçek bir aşk olduğunu söylemek mümkün mü? Bazı ilişkiler için bunu belirlemek zor olsa da, bazı ipuçları bize yardımcı olabilir. Birisi için aşk olan, diğeri için güçlü bir cazibe ya da derin bir hoşlantı olabilir. Yaşayış tarzı ve belirtiler kişiden kişiye değişiyor, söz konusu aşk olduğunda...
Sizlere yardımcı olacağını düşündüğüm küçük detayları paylaşmak istiyorum. Kendi durumunuzu anlamanız için işte detaylar;



Aşık olup olmadığınızı anlamanın başlıca yolu, vücudunuzun verdiği tepkilerdir. Sadece düşünürken bile nasıl reaksiyonlar gösterdiğinizi gözlemleyin. Bazen ufak bir titreme, heyecanla kalp ritminde bir artış, midede kelebeklerin uçuşması ya da kendinizi gülümsemekten alıkoyamıyorsanız, teşhis belli; aşık olmuşsunuz. :)




Endişe de aşkı belirme de önemli bir ölçüttür. Tabii ki bahsettiğim, obsesif olmayan bir endişe... Onu merak etmeniz, obsesif ya da negatif bir endişe barındırmamalı. Aksine onun mutlu ve huzurlu olduğundan emin olma telaşı içinde hissetmeniz, ona karşı yoğun duygular barındırmanızdan kaynaklanmaktadır.

Sevgi dolu hislerle kendinizi bulutların üzerinde hissedebilirsiniz. Bir de kendinizi iyi hissetmek vardır ki, bu da daha güçlü, her işin altından kalkabilecek gibi hissetmenize ve daha olumlu düşünmeye başlamanıza neden olur. Bu da çoğu zaman aşkın gücünden kaynaklanır.

Yaptığınız her şey de biraz sevdiğinizi buluyorsanız, gittiğiniz her yerde onunla ilgili detaylara takılıyorsanız, parfümünü tanıyor ve konuşurken vurgulamalarını, tercih ettiği kelimeleri önemsiyorsanız, onu hayatınıza dahil etmişsiniz demektir. Gerçekten aşık olduğunuzu size bu hisler de anlatabilir.

Aşk iki kişiliktir elbette. Fakat öylesine coşkulu ve kabına sığmayan bir histir ki, herkes duysun bilsin istersiniz. Bağıra bağıra "seni seviyorum" demek, o benim sevgilim eşim/kocam diye vurgulamaktan kaçınmazsınız. Hem her zaman gurur duyarsınız, hem de bunu göstermekte oldukça cüretkar davranırsınız. Çünkü aşk böyle bir histir, yakışanı budur.

Gerçekten aşık olduklarınızla, "Aşk"la kalın... :)

8 Nisan 2014 Salı

Bakın, ne güzel güneş çıktı.

Uzun zamandır sizlerle paylaşımda bulunamadım, iş yoğunluğu ve hayat gailesi aldı başını gitmekte maalesef...
Fakat bahar geldi, çiçekler açmaya başladı ve çilekler tezgahlarda görüldü.Şimdi yenilenme zamanı diyorum ve sizlere harika bir post ile hızlı bir dönüş yapıyorum.

Bir sosyal paylaşım sitesinde karşılaştığım, güzel ve anlamlı yazıyı sevgili takipçilerimle de paylaşmak istedim.


Güne taze bir gülümseme ve pırıl pırıl parlayan bir güneş ışığıyla başlamanın zamanı geldi.
Bahar temizliğine hazır mısınız???

Yazmayan kalemleri.

Sayfası bitmiş defterleri.

Kulpu kırık fincanları.
‘Zayıflayınca giyerim’ kotunu.
Son 5 aydır giymediğiniz kıyafetleri.
Arka balkona tıkıştırdığınız, bir gün yüzünü yenilerim pırıl pırıl olur dediğiniz o
sandalyeyi.
Dibi kararmış tencereyi.


Taşındığınız hangi evden kaldığı, hangi kapıyı açtığı artık meçhul olan o anahtarları.

Sırf genç ve güzel çıkmışsınız diye yanınızda o hiç sevmediğiniz tiple poz verdiğiniz
fotoğrafı.
Çekmecenin dibindeki müzik kasetlerini (kaset mi kaldı allah aşkına)
Atın.
Ohh bir ferahlayın bakalım. Tamam mı?
Şimdi ihtimalleri atın.
‘Olacaktı, son anda olmadı’ları atın, olmamış işte.
Takılıp kaldığınız o günü.
Düşünüp durduğunuz o lafı.
Atın.
Küstüğünüz için uzun zamandır görmediklerinizin aklınızda kalan son görüntüsünü.
Alındıklarınızın, gücendiklerinizin hiç umurunda olmayan o ‘olayı’
Atın.
O hiç beceremediğiniz yemeğin tarifini
Kestiğiniz eski gazete küpürünü
İçinizi kemiren o ukteyi
Atın.
Zamanı gelince yiyeceğiniz soğuk intikam yemeğini de dökün.
Soğuk yemeğin hiç tadı olmaz, dışarıdan bir döner söyleyin daha iyi.
Buzdolabının üzerindeki diyet listesini (faturaların altında duruyor)
Depodaki koşu bandını.
Atın.
Cevabı olmayan soruları
Kaçırdığınız fırsatları
Atıldığınız işleri
Beceremediğiniz ilişkileri
Kişisel gelişim kitaplarını
Atın.
Arkanızdan konuşanları.
Önünüzü kapayanları.
Alamadığınız terfiyi
Oturamadığınız evi
‘Şimdiki aklım olsa’ları
Aldığınız en kötü karneyi.
Hatta en iyi karneyi.
Çalışmayan saatleri.
İşe yaramayan fikirleri.
Kaçan trenleri.
Zamansız yaşlandıran dertleri.
‘O gün’ olanları.
Halının altına süpürdüklerinizi.
Dolabın dibine iteklediklerinizi.
Atın.
Bakın, ne güzel güneş çıktı.

Gülümsemelerle ve Aşk'la kalın... :)



4 Aralık 2013 Çarşamba

Hoşça Kal...

Güzel başlamıştı her şey, hayattan ve gerçeklerden bir haberdi genç kadın ile genç adam...
Adamın bakışları yıllanmıştı; seneler sonrasından bakıyordu adeta kadına.Bir o kadar da sevgi dolu ve tutkuluydu; sevgisiyle sarıp sarmalamıştı kadının en derin yaralarını...
Gözlerindeki derin maviden coşkun dalgalarla taşıyordu kadının sevgisi...Genç adama duyduğu sevgi öylesine kaplamıştı ki yüreğini, baktıkça içi sızlıyordu sevgisinin şiddetinden..
O gün gelip çatmıştı; olmazlar olmuş, hayalleri bir toz bulutu gibi dağılıp etrafa saçılmıştı.Toparlayamadı genç kadın yüreğinin kırıklarını; göremedi genç adam sevgisini kalbine gömen uçurumun kenarındaki kadını...


Ve kadın sessizliğe gömüldü duygularında; sadece kalbiyle konuşuyordu, ona anlatıyordu genç adamı...
Bir kitapta okumuştu Tazeoğlu'nun kaleminden hislerini;

"İyi değilim aşkım. 

Umutsuzca uyanıyorum sabahları. 
Güneş yüzüme vurdukça daha bir karanlık oluyor günlerim. 
Kahvaltı saatlerimi hep kaçırıyorum. 
Bilirsin sigara iştahımı kesiyor. 
Öyle pek özenmiyorum üstüme başıma… 
Ne geçerse elime giyiyorum. 
Sen yoksun ya ‘’güzel görünüyorsun’’ demesinler istiyorum. 
Yine en arka koltuğunda oturuyorum minibüsün yine camda oluyor gözlerim. 
Sen tutmuyorsun ya elimi cebimden hiç çıkartmıyorum.

İyi değilim aşkım. 

Herkes sana benziyor sanki… 
’’saçı az daha kısa olsa biraz daha içten gülse..’’ 
daha çok benzeyecek olanları ayırıyorum. 
Yoksun ya yokluğun da yepyeni senler arıyorum. 
En zor geceler oluyor. 
İzlediğimizi izlemiyorum, senin uyuduğun saatlerde uyumuyorum. 
Olur ya bir rüyada karşılaşma ihtimali.

İyi değilim aşkım. 

Unutuyor gibi yapıyorum. 
Biriken yaralarımı acıtmasınlar diye hiç kanatmıyorum. 
Seni de kan tutardı hani.. 
Bak görüyorsun bunu bile hatırlamıyorum.

İyi değilim aşkım. 

Artık şiirlerimde yok süslü kelimelerle sana seslenecek. 
Adının geçmediği cümlede O gitti diyerek, sevgiyi anlatmak çok zor oluyor çünkü. 
Kağıda kaleme dokununca kömür değil, gözyaşım dökülüyor ya, ziyan oluyor sayfalarım. 
Bir de Pazar günleri var tabi. 
Hiç buluşmadığımız bir yerde hiç bilmediğin bir saatte seni bekliyorum. 
Gelmen pekte anlam ifade etmiyor. 
Ben seni beklemeyi hala çok seviyorum…

İyi değilim aşkım. 

Daha bencil oldu duygularım daha çok ben demeyi, daha çok sabretmeyi öğrendim. 
sayısız yalanlarla ‘’çok özledim’’ seni demeyecek kadar.. 
Yokluğunla aramda inanılmaz bir dostluk başladı. 
Kimseyi almıyoruz aramıza.. 
bak benden başka sen, senden başkada düşüncem yok satırlarımda..

İyi değilim aşkım. 

Hiç iyi değilim.. 
Bu saatten sonra sana ‘’dön’’ mü yoksa ‘’hoşça kal’’ mı demeliyim.?"
                                                   K. TAZEOĞLU

4 Eylül 2013 Çarşamba

"Her şeyden bİraz kalır..."

Sebepsiz yaşanmaz aşklar da, ayrılıklar da...
İlk bakıştan karşılaşmadan tutun da, ellerinizin birbirinden koptuğu yüreklerinizin aradaki mesafeye yenik düşeceği an'a kadar her şeyin bir sebebi illa ki vardır.
Tümden sıyrılamazsınız ne kadar inansanız da doğruluğuna; bir şeyler kalır aklınızda, yüreğinizde...İlk'ler de değildir önemli olan; koşullardır.


Turgut Uyar'ın çok sevdiğim bir şiiri vardı."Her şeyden biraz kalır." diyordu.

<<-her şeyden biraz kalır-
diyor birileri, çoğulluk haklılıktır.
kavanozda biraz kahve,
kutuda biraz ekmek,
insanda biraz acı.
insanda biraz mutluluk
ama en geçerli söz
insan en çok sabahları arar sevdiği kadını...>>




Ve doğruluğuna inandığım bir şeyi daha söylemeden edemeyeceğim; Aşk söz konusu olduğunda, ikinci de, üçüncü de, sonuncu da ilk’tir...

Yaz bitiyor, sonbaharın habercisi Eylül'e merhaba...
Yaprak dökmeye başlıyoruz yine, eskisi gibi sonbaharda bahar bahçe sevinemeden...
Zaman geçiyor, umutlar tazeleniyor kurumuş dallarından...
"Ayrılığımızın kışı başlıyor." diyordu bir şiirinde Murathan Mungan... Ne de güzel söylemiş.

 <<kış başlıyor sevgilim
      hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
      bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
      oysa yapacak ne çok şey vardı
      ve ne kadar az zaman  
      kış başlıyor sevgilim
      iyi bak kendine
      gözlerindeki usul şefkati
      teslim etme kimseye, hiçbir şeye
      upuzun bir kış başlıyor sevgilim
      ayrılığımızın kışı başlıyor
      Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.>>
Murathan MUNGAN

Aşkla kalın... :)

1 Mart 2013 Cuma

Rengarenk, Yamalı Bİr BohÇadır Ruhumuz.

Rengarenk, yamalı bir bohçadır ruhumuz...
Her geçen gün yeni renkler kattığımız, durup durup yeniden düzenlediğimiz, özenle cilalayıp parlattığımız, her yaşanmışlıktan arda kalanlarla süslediğimiz, başkalarına sergilediğimiz nice hallerimiz...

Her sevdadan, her ayrılıktan, her hayalden ve çoğu hayal kırıklıklarından geriye kalan rengarenk kumaşlarla örtülüdür ruhumuz...Üst üste gelmiş, zamanla yumak olmuş sancıları, acıları, sevinçleri, mutlu anları biriktiririz "ömür" denen camdan bir kavanozda.Damla damla biriktiriyoruz yaşanmışlıklarımızı, anılarımızı, vitrinlerinde "aşk"ı sergileyen insanları.


"Sevgili"...
Sevgili, bir bilmece...Çözmeyi bir türlü beceremediğimiz, çok bilinmeyenli bir denklem gibi...Korkuyoruz bu bilinmezlikten, sevgilinin sır perdesinden.Halbuki içinde sevgi olana bu korkumuz neden diye düşünmüyoruz bile...

Fethettiğimiz bir kale, karış karış gezip gördüğümüz bir diyar, avucumuzun içi gibi bildiğimiz bir şehrin en tanıdık sokakları sanıyoruz sevgiliyi...
Bir türlü kabul edemiyoruz; henüz parçalarını bulamadığımız, kendimizle bir bütün haline getiremediğimiz bir yap-boz olduğunu.

Demiyoruz ki; o, deniz kenarında kuma yazılmış bir yazı...Her dalgada sil baştan yazılmayı bekleyen sabırla.Sadece silindiğini görüyoruz ve pes ediyoruz belki de, yeniden yazmaktan...

30 Ocak 2013 Çarşamba

Bİr Kadın Anlatıyor :

Geçenlerde bir sitede, bir kadının yaşadığı "aşksal buhranı" anlatan güzel bir hikaye okudum.Kadınların duygularıyla yaşadığı iç savaşı, erkeklerin tek-düze yaşayışlarını ve içlerindeki duygu selini anca yumurta kapıya dayandığında dışa vurduklarına dair etkileyici bir hikayeydi.
Takipçilerimle de paylaşmak istedim.Beğeneceğinizi umuyorum...


"Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı… Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu. İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım. Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı, evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.

Sonunda kararımı ona da açıkladım: Boşanmak istiyordum. Şaşkınlıktan gözleri açılarak ‘niye?’ diye sordu. ‘Gerçekten belli bir sebebi yok’ dedim, ’sadece yoruldum.’ Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki!


Sonunda Sordu:

‘Seni caydırmak için ne yapabilirim?‘ Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu. ‘İşte mesele tam da bu’ dedim. ‘Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.’ ‘Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ ölümüne mâl’olacak. Bunu benim için yapar mısın?’ Yüzümü dikkatle inceledi ve ‘Sana bunun cevabını yarın vereceğim’ dedi. Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.

Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı. ‘Sevgilim’ diye başlıyordu, ‘O çiçeği senin için koparmazdım’ Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.

‘Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.’

‘Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.’

‘Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’

‘Sâdık arkadaşının her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.’

‘Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikây eler anlatabilmem için ağzıma ihtiyacım var.’

Aşk;

‘Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem, saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem, merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin – gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’

‘Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir tanem.’

Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu. Göz yaşlarım mektuba düşüyordu. ‘Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.’ Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi. Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçe ği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim..

Bu Gerçek Aşktı.

İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil… Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz… Ama hep oralarda bir yerdedir.

Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi kalır.

Hayat tam da böyle bir şeydir."

21 Ocak 2013 Pazartesi

A'dan K'ye; AŞK !

"AŞK"...
Sihirli ve mini minnacık bir sözcük; fakat duygular dile geldiğinde içinden ne anlamlar, ne patlamalar, ne haller çıkıyor, öyle değil mi?!
Önceleri dilinize dolanır, her sohbetinizde o'ndan bahsetmeye başlarsınız.Her konu da o'nun da adı bir şekilde geçer.Türlü türlü bahaneler yaratırsınız, o'nu görebilmek ya da karşılaşabilmek için...Hayalleriniz o'nunla şekillenmeye başlar, yastığa başınızı her koyduğunuzda o'nun hayaliyle baş başa kalırsınız.Her şeyiyle diğerlerinden ayrılmaya başlar; size bakışı başkadır, size dokunuşu başkadır, kokusu başkadır...Hep yanınızda olsun istersiniz, gerekli gereksiz...

Özlem yüreğinizi öyle bir kaplar ki; o anda gözleriniz sadece o'nu görmek ister, kulaklarınızda sadece o'nun sesi yankılanır, elleriniz buz gibi olur o'nsuz, günleriniz sadece nefes almaktan ibaret bir hal alır, neşenizi kaçırır, canınızı acıtır...

Öyle ise???

Müjdemi isterimmmm!!! Aşık olmuşsunuz demektir... :))


Aşık olmak ve hissettiklerinizle baş etmeye çalışmak, yeterince sancılıdır, biliyorum. :) Ama elinizde kolay kolay bulamayacağınız, hiç kimseye değil de o'na karşı hissettiğiniz bu güzel duyguların kaybolmasını istemezsiniz, değil mi?
Aşkla birlikte duygusal anlamda yaşadığınız değişikliklerin yanı sıra düşünce yapınızı da değiştirmeniz gerekiyor.Aşk acısı çekenlerin en belirgin hataları, kaybetmeyi en başta kabullenmeleri...
Aşkın bir "sığınak" olmadığını idrak etmekle başlayalım.

Geçmişte yaşadığınız ilişkileri ve aldığınız yaraları, aşkınızın malzemesi yaptığınız anda kaybeden taraf olmanız kaçılmaz! Yeni bir ilişki, yeni bir dönem ve aşk...Hazırlıksız yakalandığınız da bütün güzellikler bir anda tepetaklak olabilir, aman dikkat diyeyim!

Aşk, bağımlılığı sevmez."Sen yoksan, ben de yokum." tavrıyla aşkınızı anlatamazsınız, sadece karşınızdakine içinde bulunduğunuz öz güven eksikliğini göstermiş olursunuz.Başkalarına bağımlı insanlar kendilerinde olmayan öz güveni, başkalarına bağlanarak elde etmeye çalışırlar.Unutmayın!



Fazla ısrar ve yapışkanlık, aşkın mayasını bozar.Aşkı doyasıya yaşamak istiyor olabilirsiniz; fakat her ne olursa olsun ilişkiyi sürdürmeye çalışmak ve adeta o'na yapışmak, sizi hayal dünyasına sürükleyebilir.Öncelikle karar verin; siz bir rüyaya mı aşıksınız, yoksa gerçek bir aşk mı yaşadığınız?!




Aşk, dedektifliği kaldırmaz.Elinizde bir büyüteçle, o'nu inceleyip kusur aramaktan vazgeçin.Birbirinizin hayatına müdahale ederken, bunu o'nun iyiliği için mi istiyorsunuz, yoksa kendi iyiliğiniz için mi istiyorsunuz; buna dürüstçe karar verin.Yapmak istediklerinizi ya da o'nun yapmak istediklerini ertele(ti)rken bencilliği bir kenara bırakın ve her şeyden önce, sadece ve sadece güven duygusunu bütün benliğinizde hissedin!

Peki ya siz, hiç aşık oldunuz mu???

Aşk'la kalın... :)

18 Ocak 2013 Cuma

ERKEKLERE GÖRE; İlişki nasıl uzun ömürlü olur?

Geçenlerde bir dergide büyük puntolarla yazılmış "İlişki nasıl uzun ömürlü olur?" başlığı dikkatimi çekti.Malum hepimizin ortak sorunudur bu, hep daha ileriye hep geleceğe yönelik adımlar atmak isteriz.
Hemcinslerimin bu konudaki düşüncelerini büyük çoğunlukta biliyorum.Gözleme dayalı düşüncelerimin temelinde, kadınların erkeklerden biraz daha önce bir düzen kurup evlenmek istedikleri gerçeği yatıyor.Aynı şekilde düşündüğümde, erkeklerin de bir o kadar "evlilik" fikrine uzak oldukları bir gerçek!

Tüm bu düşünce zıtlıklarına rağmen, farklı mesleki özellikleri olan ve farklı yaş grubundaki erkeklere sormuşlar;

Bir ilişki nasıl uzun ömürlü olur????


Gelen cevaplar arasında cinsel hayat tabii ki ilk sırayı zorluyor.Söz konusu erkekler...! Fakat erkeklerden alınan cevaplarda, günlük hayatta hiç üzerinde durmadığınız hatta belki de farkında bile olmadığınız bazı detaylar da dikkat çekiyor.
İşte o detaylardan bir kaçı...

* Beni arkadaşlarıyla takılmak uğruna reddettiğinde, neyin peşinde olduğunu bilmek istiyorum. (Vural, 28)

*İçkisini emin bir şekilde sipariş etmesinden etkileniyorum.Kararlı kadınlardan hoşlanıyorum. (Can, 25)

*Yemek yaptığımda bana teşekkür eden bir sevgilim var.Çabalarımın takdir edilmesi çok anlamlı. (Halil, 30)

*Patronuyla yemeğe çıkmıyorsak, kıyafetlerime karışma hakkı olmamalı diye düşünüyorum. (Emir, 33)

*Beni ilgi çekici iç çamaşırlarıyla şaşırtmasını seviyorum.Bir de sanki farkında değilmiş gibi davrandığında çok tatlı oluyor. (Mehmet, 27)

*Benden bir gün boyunca haber alamayınca, panik olmasına gerek yok.Bazen biraz yalnız kalmaya ihtiyacım olabiliyor. (Ali, 20)

Gördüğünüz gibi erkeklerin bir çoğu için ilişkide mutluluk ya da huzur, sadece böyle ufak ayrıntılarda gizli...Kadınlar kadar ince düşünüp daha büyük problemlerin peşinde değiller; onlar için detay dediğimiz sadece minik kırıntılar...
Bu da bana son zamanlarda sıklıkla duyduğum bir sözü hatırlatıyor; erkekler ilişkiler konusunda o kadar düz vites gidiyorlar ki, bir kadının çetrefilli dünyasını anla-ya-mamaları bir mucize değil maalesef. :))

3 Ocak 2013 Perşembe

YENİ YIL RİTÜELİ-2: "Bay Doğru"yu bulmak!

Geçen sene...
Hatırlamak bile istemeyebilirsiniz, duygularınız yıpranmış ve aşka küsmüş bile olabilirsiniz, bütün sene güzel geçmiş ve "tam da o'nu bulmuştum" dediğiniz anda kaybetmiş de olabilirsiniz, hatta belki de daha sevdiğinizi bile söyleyemeden erkek kişisi en yakın arkadaşınızdan hoşlanmaya başlamıştır bile, beklenmedik bir anda terk edilmiş olabilirsiniz, yeni başlangıçlar için gücünüzün tükendiğini hissediyor olabilirsiniz, güvendiğiniz dağlara karlar yağmıştır, en ufak bir cümlesi sizdeki aşkı alıp götürmüştür...

Fakat 2013'e "Bu yıl benim yılım olacak" diye başlamayı hiç düşündünüz mü???

Bu sene yeni başlangıçlar için hazırlanın!

Mutluluğun kapılarını aralıyorummm... :)


Gidecek yeni yerler bulun!
Yenilenmek için ilk olarak gittiğiniz, vakit geçirdiğiniz mekanları değiştirmekte fayda var.Yeni mekanlar keşfetmek, hem yeni yüzler görmeniz açısından hem de eski hatıraları canlandırmamak üzere atılacak bir adım olarak size iyi gelecektir.Zevkinizi yansıtan yeni mekanlar bulun ve başlangıç için yepyeni bir adım atın.

Daha cesur olun!
Eğer sormazsanız, öğrenemezsiniz! Kulağa çok baştan savma bir cümle gibi gelebilir, fakat gerçek bu!
Flört halindeyken utanıp sıkılmalar, zamanla tanırım düşüncesiyle her şeyi zamana bırakmalar, nasılsa anlatır zamanı gelince diye çekingen davranmalar... Şimdiye kadar durum buydu da ne oldu?! Olabildiğince açık ve net olun.Gülümseyin, omuzlarınızı dik tutun ve konuştuğunuz kişinin direkt olarak gözlerine bakın.Özgüveniniz her zaman yüksek olsun.

Ne "istemediğinizi" bilin!
Nasıl bir insanla birlikte olmak istediğinizi bilmiyorsanız, en azından nasıl birini istemediğinizi bilmeniz gerekiyor.Kurallarınız konusunda katı ve kesin olun.Zamanınızın kıymetli olduğunu hatırlıyorsunuz değil mi? Öyleyse iyi değerlendirmek sizin elinizde...Bu yüzden sadece yakışıklı ya da zengin, hatıralarınız var ya da aynı şehirdesiniz, ortak arkadaşlarınız var diye biriyle görüşmemelisiniz.

Kendinizi sıkmayın!
Hayatınızda illa biri olacak diye bir kural yok.Her şeyden önce kendi kendinize yetebiliyor olmalısınız.Zamanı gelince zaten "Bay Doğru" karşınıza çıkacaktır.Sabırlı olun ve hayattan zevk almaya bakın.

Aşkla kalın... :)

1 Ocak 2013 Salı

En içten dileklerimle & "İlişki"ye "İlişki"n

01.01.2013...
Yeni yılın ilk gününe merhaba...
Umuyorum ki, hepiniz dün gece saatlerimiz 00:00 gösterdiğinde, sevdiklerinizle ve büyük mutluluklarla yeni yıla girmişsinizdir.Sofralarınızda bol neşe ve muhabbet, içinizde umut ve sevgi, bir de yeni yıl klasiği olmazsa olmazı hindi... :))

2012'de belki bir çok şeye kızdınız, delirdiniz, daraldınız, bunaldınız...
Belki de kendinizden ödünler verdiniz, savaştınız, tek başınıza kaldınız...
Belki sevdiniz...Belki de sevildiniz fazlasıyla...
Belki yaşadığınız şehir sizi gerdi, kaçma arzusuyla yanıp tutuştunuz...
Belki çok para kaybettiniz...
Belki de işinizden oldunuz...
Belki "ne yapıyorum ben ya!" cümlesini ard arda kurdunuz kurdunuz kurdunuz...
Her ne yaptıysanız yaptınız; fakat BİTTİ! 


Dilerim ki bu yeni yılda;
Gülmekten yanaklarınız acısın...
Paranızı sığdıracak cüzdan bulamayın...
Hatta bankalar "yatırım" hesaplarınız için telefonlarda sürünsün...
Sağlık bedeninizden aksın...
Aşk kalbinizden taşsın...
Başarılarınız dillerden dillere dolaşsın...
Yastığa kafanızı koyduğunuzda "huzur"a daha fazla yer kalsın...

Sevdiklerinizle ve sizi sevenlerle, kahkahalar eşliğinde ve huzur döşeğinde daha nice yıllar diliyorum.

Aşkla kalın... :))

18 Kasım 2012 Pazar

İyi ki doğdum beeennnn :)))

16 Kasım itibariyle elimde bastonum, ağır işiten kulaklarım, buruş buruş cildim, ağarmış saçlarım ve şişe dibi gözlüklerimle yaşlılığın dibine vuracağım günlere bir adım daha yaklaşmış bulunmaktayım. :)
Doğum günlerimde hep sevdiklerimle olmak, bir pastanın etrafına şen kahkahalarla ve gülümseyen gözleriyle dostlarımın toplanması hep içimi kıpır kıpır etmiştir.
Ama bu defa başka...!!!!!!!!
Sanırım üniversite hayatım içinde yaşayıp yaşayabileceğim en büyük mutluluktu; doğum günümde hayatımdaki en değerli dostlarımın benim için toplanması...Tabii ki en baştan başlıyorum doğum günü serüvenime. :)

İlk olarak henüz doğum günüme saatler kala eve geldiğimde, can dostlarım ev arkadaşlarım tarafından hazırlanan minik bir sürprizle başladı her şey... :) 

Odamın kapısında beni karşılayan notların devamında, çeşitli yerlere serpiştirilmiş post-itlerde ve doğum günüm için hazırlanmış takvimde... Her şey o kadar özenle hazırlanmıştı ki, bir duygu selidir koyverdim gitti. :) Ellerine sağlık Emel'im...

Ve işte kutlama zamanı...Edirne'de, benim doğum günüm de anca Leman Kültür'de kutlanırdı zaten. :)))
Tamamen sürprizlerle gelişen doğum günümde yine hep birlikte, bir aradaydık...


Tabii ki bu kadar değiliz...Unuttunuz mu, "hep bir aradayız" demiştim! :) Ve inanılmaz eğlenceli bir doğum günüydü. :)

İşte hem abi, hem kardeş, hem de en sevdiklerim...

Her zaman hayatımda şen bir kahkaha olarak kalacak, en değerlilerim...



Vakit geçirmekten hoşlandığınız çizgi film karakteri gibidir arkadaşlarınız...En sevdiğiniz masal, en çok güldüğünüz fıkra, en güzel dakikaları geçirdiğiniz ortaklarınızdır.Derdiniz olduğunda yanıbaşınızda, mutluluklarınız da ise şen kahkahalardır.
Üniversite yıllarımda bulduğum, ellerimden hiç bir zaman kayıp gitmeyeceğine inandığım en değerli insanlar...
İyi ki varsınız.

 İyi ki doğdum ben ve iyi ki bir aradayız.Hepinizi çok seviyorum, teker teker çok teşekkür ediyorum; düşündüğünüz için, değer verdiğiniz ve dostluğunuz için...

Benimle kalın... :)))

3 Kasım 2012 Cumartesi

"Sırf zevk için şuan senden ayrılabilirim! "

Ahh erkek milleti! 
Bazen öyle çileden çıkartıyorlar ki, tahammül sınırlarınızı ciddi biçimde zorluyorlar.Sabır taşı olsanız bile çatlarsınız yani, öyle bir durum...
Farklı cinsiyetler, farklı düşünce yapıları, farklı bakış açıları, farklı farklı farklı...Hepsine tamam ama, aşık olurken mutluluk kelebeği kıvamında gezinirken bu farklılıklara ne oluyor?!

İşte bir erkeğin söylerken gayet rahatlıkla ve yayık yayık söylediği, fakat kadınların çileden çıktığı cümleler...



"Bütün kadınlar aynı!"
Genelde tatsız durumlarda kullandıkları bu cümle ile sizi diğerlerinden farksızlaştırıyorlar, akılları sıra...Bir çoğumuz aynı durumlara aynı tepkileri verebiliriz, tıpkı erkekler gibi.Bu cümleyi dile getirirken bunu düşünüyorlar mı acaba?!

"Elinin hamuruyla erkek işine karışma!"
Hiçbir kadın inşaatta kum karmaya, taşınırken koltuk taşımaya ya da patlamış bir egzozu değiştirmeye kalkışmaz sanıyorum. :) Öyleyse gücünüzle yaptığınız işler dışında bu kadar da kendinize güvenmemelisiniz beyler...



"Kim soktu bunları senin kafana!"
"Kadın" denen varlığın ne kadar komplike ve ayrıntılı düşündüğünün farkına varamayan erkekler tarafından kullanılan fix bir cümle... :) Genelde haksızlıklarını kabul etmeyip "nereden çıkarıyorsun canım" tribaline bağladıkları anda dile getirirler ve sonuç olarak, yine haksız çıkarlar. :)

"Sen kadınsın, otur oturduğun yerde!"
İnsanın böyle bir durumda ya "eee..?" deyip mantıklı bir açıklama bekleyesi geliyor, ya da osmanlı usulü yollara başvurası gelio sanırım.Kadın-erkek fark etmeksizin çalışılabileceğini, kendini koruyabileceğini, kendine bakabileceğini, ihtiyaçlarını karşılayabileceğini vs vs anlamalı çiftler, karşılıklı olarak...Fakat artık eskidendi o ataerkil anlayış, "evinin kadını, çocuklarının anası olacaksın" zihniyeti.Uyanın beyler!!!

"Kilo almışsın!"
Bir ilişkide bomba etkisi yaratacak, erkekler açısından hayati tehlikesi olan ve bir kadının içindeki canavarla tanışma fırsatı bulabileceğiniz nadir cümlelerden biri daha... :) Yahu beyler, derdiniz nedir yani! Açıklama olarak da "ben seni her halinle seviyorum" derler, fakat 2-3 kilo almaya görün.Saçınızda yaptığınız radikal değişimleri fark etmeyen erkek bünyesi, aldığınız bir kaç kiloyu anında analiz edip size diyet listesi bile hazırlayabilme potansiyeline sahip maalesef.

"Bakarız!"
En sık kullanılan "kaçış" cümlesi olmakla birlikte, erkeklerin ne kadar da saf düşünebildiklerini anlamak o kadar da zor değil.Siz bu şekilde başınızdan savarak konunun kapandığını mı sanıyorsunuz, kadın denen ayrıntı denizi varlığın konuyu unutacağını mı düşünüyorsunuz?! Çok yazık ki, unutmuyoruz beyler ve ne kadar bakarsanız bakın biz hep baktığınız noktadayız. :)

Ve işte sırf bu cümleler yüzünden, zevk için sizden ayrılma düşüncesine kapılan kadınlara hak verin lütfen!

Örnekler tabii ki çoğaltılabilir, fakat erkeklere fazla da yüklenmek elden gelmiyor maalesef. :)
Sizlerin de erkek arkadaşınızda ya da eşinizde böyle tabulaşmış ve sizi çileden çıkaran cümlelere rastlarsanız, bizimle paylaşın.Kim bilir, belki de minicik de olsa bir farkındalık yaratıp ne kadar sinir bozucu olduklarını fark etmelerini sağlayabiliriz. ;)

Aşkla kalın... :)

26 Ekim 2012 Cuma

Türlü Türlü Halleriyle "Seni Seviyorum"

Sevdiğiniz insana duygularınızı göstermek isterken, genellikle "Seni Seviyorum." klişesine başvurursunuz.Fakat öyle zamanlar vardır ki, bu sihirli cümle yetmez ya da hareketlerinize yeterince yansımadığını düşündürürsünüz.
Peki bu klişeden sıyrılıp, daha fazlasını nasıl yapabiliriz ya da hissettirebiliriz?

Küçük bir araştırmayla partnerimizi hangi hareketlerimizle mutlu ettiğimizi ve sevdiğimizi hissettirdiğimizin bir listesini hazırladım.
"Seni Seviyorum" demenin türlü türlü halleri işte... :)

İlk ve en önemli kural, sevdiğiniz insanla en iyi arkadaş olabilmeniz... Birbirinizin neleri sevip, nelerden hoşlanmadığını, hangi durumlardan sıkıntı duyduğunuzu ve nelerin sizi mutlu ettiğini çok iyi biliyor olmalısınız.

Zaman kavramı görecelidir çiftler arasında; fakat bir önemli konu da birbirinize ne kadar zaman ayırdığınızdır.Çalışma saatlerinizin, aile/sosyal yaşamlarınıza ayırdığınız vakitlerin dışında haftada en az 1 gün tamamen sizin olmalı.O'nunla geçirdiğiniz zamanların tadını doyasıya çıkarmalısınız.

Zaman zaman moraliniz bozuk olabilir ya da sebepsiz yere canınız sıkkın olabilir.Bu gibi durumlarda birbirinize iyi hissettirecek şeyler söyleme fırsatlarını iyi değerlendirmelisiniz.Partnerinize yaptığı bir yemeğin ya da herhangi bir hareketin hoşunuza gittiğini hissettirmeli; takdir ettiğinizi dile getirmekten çekinmemelisiniz.

İlişkilerin temelinde yatan en önemli etkenlerden biri de, iletişim...Her fırsatta birbirinize yönelmelisiniz."Bugün neler yapacaksın?", "Günün nasıl geçti?", "Neden öyle söyledin?" gibi sorularla bir sohbet ortamı yaratabilirsiniz.İletişim anlamında sağlam temellere oturtulmuş bir ilişkide, birbirini ilgiyle dinleyen çiftler arasında sorun yaşanma olasılığı oldukça azdır.



İlişkilerde güven duygusu, olmazsa olmazlardan hiç kuşkusuz! Kendinizi güvende hissettiğiniz sürece birbirinize karşı farklı görüşlerinizi ya da tercihlerinizi belirtmekten kaçınmayın. Tartışmalar illa ki olacaktır; fakat tansiyon ne kadar yükselirse yükselsin, kendinizi güvende hissetmeye devam edeceksiniz.

Düşüncelerinize ya da tavsiyelerinize karşılıklı olarak değer vermek, sizi de sevdiğiniz insanı da en mutlu edecek durumlardandır.Çok fazla zorlanmadan, komplex düşünceler içine girmeden "haklı olabilir mi acaba?" diye düşünmek ve karşınızdakine "haklısın" diyebilmek, değer verdiğinizin en büyük kanıtıdır.

Hafta boyunca yoğun iş temposuna, ağır bir ders programına ya da ulaşım anlamında mesafelere sahip olabilirsiniz.Fakat bunlar haftada en az bir öğün yemeği birlikte yemenize, haftanın en az 1 gününü partnerinizin sevdiği bir etkinliğe ayırmanıza engel olmamalı! Elinizden geldiğinde planınızı programınızı ayarlamalı, her hafta olmasa da belli aralıklarla partnerinizi şımartmalısınız.



İlişkilerde birbirinizi daha iyi tanımanın ve mutlu etmek-olmak için çabalamanın temel yoludur; birbirinizin çocukluktan bu yana kurduğu hayallerini, yakın ya da uzak geleceğe dair beklentilerini bilmek... Bu sayede belki de küçük dokunuşlarla partnerinize hayalini kurduğu bir geleceği sunmanız daha kolay olabilir.

"Ben" ve "Sen"den sıyrılıp, "Biz" olmak...İlişkinizde kendi ortak ritüelleriniz, gelenekleriniz, "bizde böyle..."leriniz olmalı! "Biz" olmaya dair yaşanmışlıklarınız, anılarınız sizi birbirinize kenetler.




Kısacası illa da iki kelimeyle duygularınızı ifade etmek zorunda değilsiniz.Sizi siz yapan değerlerinize ve kendinize gösterdiğiniz özenin birbirinize yansımasına dikkat etmelisiniz.Böylece "mutlu bir çift" olmanız da hayal olmayacaktır. :)

Aşkla kalın... :)

21 Ekim 2012 Pazar

Çekiciliği Burcunda Gizli & Erkeklerde Burçların Çekiciliği

Erkek arkadaşınızın ya da eşinizin burcu hakkında illa ki biraz da olsa bilginiz vardır.Hatta kimimiz gazeteleri karıştırırken astroloji köşelerinde, kendi burcumuzdan önce o'nun burcunu okuruz. :)
Gezegenler gezer, Merkür gelir, Venüs gider, Mars yaklaşır, negatif enerjiler kıpraşır aramızda...
Peki burcunun özelliklerinden dolayı erkeklerin bize daha çekici geldiğini biliyor muydunuz?!

İşte burçlarına göre erkeklerin çekici özellikleri...

KOÇ BURCU ERKEĞİ
Yeni fikirlere açık ve uygulama konusunda başarısı
Her türlü ortam içerisindeki liderliğini sergileyebilmesi
Güçlü adaleleri, yıllarca genç kalmayı başarabilmesi
Benzersiz egosu ve kendine olan müthiş güveni
Eğer keşfedilecek bir zirve varsa oraya varana kadar pes etmemesi,
Seks konusundaki üstün performansı
İsteklerini ne yapıp edip kabul ettirmeyi bilmesi
Afacanlıkları
Genç bir ruha sahip olması, hiç yaşlanmaması
Gücünü en gerekli yerde kullanmayı bilmesi
Yakayı ele vermemesi, maço tavırları
Herkesten daha çabuk ipi göğüslemesi
Hiçbir şeyden korkmaması
Rekabeti sevmesi
İkna kabiliyeti
Sınırları zorlamayı bilmesi
Kendine özel fikirleri oluşu ve bunları ateşli bir şekilde uygulaması

BOĞA BURCU ERKEĞİ
Güven, huzur, sadakat arayan kadınlar için ilaç gibidir.
Etkileyici ses tonu
Yatıştırmayı bilmesi
Kaliteli ve seçkin yaşamayı bilmesi
Ne istediğini bilmesi ve ona göre planlar yapması, bunları uygulaması
Yoluna engeller çıksa da yılmayışı
Zevklerine düşkünlüğü, kadınını sahiplenmesi
Kolay kolay sinirlenmeyişi
Sevdiği kadına lüks ve oldukça değerli hediyeler sunması
Romantikliği
Yükselme hırsı
Fiziksel yönden güçlü bir erkek oluşu
Huzursuzluk çıkarmaması
Yapıcılığı ve kararlılığı

İKİZLER BURCU ERKEĞİ
Populeritesi, etrafının sürekli dolu oluşu
Kaliteli zevk anlayışı
Esprileri, neşeli hali, gelgitleri
Komplimanları
Hareketliliği (Bu erkeğin hızına yetişmek oldukça zor)
Heyecan verici, zeki oluşu
Parfüm seçiminde, müzik, yolculuk, iletişim konusundaki üstünlüğü
Onun hakkında tam ve kesin bir kanıya varamamak(sıradışı tavırları)
Asla çözemeyeceğiniz bir bilmece oluşu(bu kimilerine göre onu çekici kılabilir)
KendiKadınice gizlemesi kimi zaman da hiç susmadan kendini anlatması
Yıllar geçse de aynı çekiciliği korumayı bilmesi
Gülümsemesi
Sık boğaz etmekten hoşlanmayışı(Kadının onu kesinlikle aldatmayacağını düşünür)
Serüven meraklılığı
Tatlı huysuzları, minik şımarıklıkları

YENGEÇ BURCU ERKEĞİ
Duygusallığı, masum ifadesi, becerikliliği
İçinden geldiği gibi hareket etmesi
Komik şaşkınlıkları
Kötü bir niyet taşımaması
Nezaketi
Bildiklerini sizinle paylaşmaktan zevk alışı
Kültürlü oluşu
Sevdiği kadına karşı olan bonkörlüğü(normalde tutumludur)
Romantik bir aşık oluşu
Hayalleri
Sekste romantik, duygulu, koruyucu oluşu
Verdiklerine karşılık çok az şey istemesi
Sadık oluşu
Aidiyet duygusunun yüksekliği
Ailenize önem vermesi
Size maddi ve manevi anlamda bereket, şans getirmesi
**Ek olarak da; malum yengeç burcunun ingilizcesi "Cancer", bundan dolayı mıdır bilinmez ama çoğu zaman öyle anlar yaşarsınız ki...Şunu söyleyebilirim, "adamı kanser ederler!" :) **

ASLAN BURCU ERKEĞİ
Kendine has karizması, gücü ve cömertliği
Her zaman sahnede olmasını sağlayan güçlü donanımı
Koruyuculuğu, asil ruhu, kaliteden ödün vermeyişi
Sizi ruhunuzla, vücudunuzla, aklınızla kavrayışı
Gösterişli yapısı
İstediği bir şeyi mutlaka elde etmeyi bilmesi
Cana yakınlığı
İlkelerinden asla taviz vermemesi
Güçlü cinselliği
Liderlik gücü
Yaratıcılığı
Saygınlığı
Açık sözlülüğü, sıcaklığı, boyun eğmezliği
Onu elde etmenin zorluğu, bitti dedikten sonra kesinlikle geri dönmeyişi

BAŞAK BURCU ERKEĞİ
Hayatında duygusallığa kesinlikle izin vermeyişi. Bu bazı kadınlara çekici gelebilir.
Çalışma aşkıyla dolu, yani kariyer sahibi oluşu
Titizlikleri, kaliteye önem vermeleri, seçkin giyim zevki
Bir kadını kendine aşık etmek isterse bunu mutlaka başarması
Keskin zekası
Müthiş analiz gücü
Seçiciliği
Yeme, giyim kuşam, sağlık ve çalışma gibi olguları fazlasıyla önemsemesi
Dürüst ve samimi oluşu
Aklının başından zor alınması
Gayet özel bir insan olması
Aşık olduğunda karşılıksız olsa dahi yıllarca aynı kadını sevmesi
Kuvvetli ve dayanıklı oluşu
Kıskanç olmayışı
Kusursuz hafızası. Size ait hiçbir şeyi unutmaz.
Disiplini ve bilgili oluşu

TERAZİ BURCU ERKEĞİ
Her şeyi mantığına uydurma çabası
Yakışıklılığı, girdiği her ortamda dikkat çekiciliği
Kaliteli yaşamdan hoşlanışı
Giyim ve marka merakı
Sosyal hayattaki gücü ve popüleritesi
Çoğu kadının başını döndürmeyi bilmesi
Nezaketi, adil bakış açısı(kendiyle alakalı konularda)
Gülümsemesi
Karşısındakini kendisine inandırmaktaki ustalığı
Romantik oluşu
Kendi içindeki çelişkileri (Bazı kadınlardan bundan hoşlanabilir)
Kendine has esprileri
Fiziksel olarak duyarlılığı, cinsel çekiciliği
Sohbet etmekten zevk alışı( sorunlardan söz etmediğiniz sürece dinleyecektir)
Gezmekten, eğlenmekten zevk alışı
Özgür yapısı, denetlenmekten hoşlanmayışı

AKREP BURCU ERKEĞİ
İhtirası, aşırı tutkuları, vazgeçmeyi bilmeyişi
Duygusal aşırılıkları
Yönetim sevdası
Cinsellikteki gücü ve dayanılmaz çekiciliği
Kolayca kandığınız blöfleri
Etkileyici gözleri(hiçbir erkek onun kadar delici bakamaz)
Onun hakkında asla tam olarak bilgi sahibi olamazsınız(İşte bu bir kadını çılgına çevirebilir)
Gizli saklı işleri (bu bazı kadınları deli eder ancak akrep erkeği baş döndürücüdür, susarsınız)
Kendine has kontrollü yapısı, taviz vermeyişi
Kolay kolay ele geçirilmeyişi
Yenilmeyişi, inadı ve muhteşem iradesi
Duygularını belli etmeyişi
Erotik zevklere aşırı düşkünlüğü
Kendi isteklerini elde etmeyi bilmesi
Başkalarının kendisi için ne düşündüklerini umursamayışı(bu hali bir çok kadını sinir edebilir)

YAY BURCU ERKEĞİ
Garip çocuksu tuhaf halleri
Çılgınca neşesi
Maceracı yapısı, eğlenceyi sevmesi, keşif yeteneği
İyimserliği
Saflığı ve tertemiz yüreği
Herkese güvenmesi, çabuk aşık olması, sosyalliği
Hayal gücü
Dürüstlüğü (her şeyini hiç düşünmeden paylaşabilmesi
Cömertliği (cebinde yüz lira olsun hiç düşünmez hepsini size verir)
Düşünmeden konuşmasErkekmi zaman kırdığı sevimli potlar
Ona kızmanın asla mümkün olmayışı, bir şekilde gönül almayı bilmesi
Negatif konuşmalar yapmaması, daima pozitifliği
Erkek arkadaşlarından çok sevgilisine zaman ayırması
Yenilikçi bakış açısı, ortamı germekten hoşlanmayışı

OĞLAK BURCU ERKEĞİ
Ciddiyeti, sağlamlığı, güvenilir ve sırdaş oluşu
Başarılı kariyeri, kendi ayakları üzerinde duruşu
Yalnızlık sınırları içine kolay kolay kimseyi almayışı
Sadakati
Doğruculuğu, dürüstlüğü, yaşından olgun tavırları
Gizli espri gücü
Aklı başında biri oluşu
Mutlaka hayatınızda bir daha asla unutamayacağınız kadar yer edinmeyi başarması
Geleneksel görüntüsünün ardındaki müthiş erotizm duygusu
Karizması, saygınlık uyandırabilmesi, girdiği ortamlarda ilgiyi üzerine çekebilmesi
Her daim genç kalmayı bilmesi
Seçkin zevkleri, kaliteden hoşlanması, kendine has stili
İlişki bittiğinde asla geri dönmeyişi ve bir ömür boyu özlenmesi


KOVA BURCU ERKEĞİ
Duygularını belli etmeyişi
Sıradışı fikirleri, dost canlısı oluşu, kendine has havası
Sosyal liderliği, Kendine özgü ahlak yapısı
Sakin kayıtsız görünümüne karşılık duyarlı yapısı
Yenilikçi düşünce yapısı
Kendine has kuralları, boyun eğmeyişi
Nezaketi
Titizliği ve bu yüzden her kadınla olmayışı
Kıskançlık nedir bilmeyişi
Tam elde ettim diye düşünürken birdenbire çekip gidebilmesi
Kimseyle kıyaslanmayacak kadar özel oluşu
Müthiş sezgi gücü (ne düşündüğünüzü neler yapabileceğinizi anlar ancak belli etmez)
Denetlenemez oluşu
Seks konusunda umursamazlığı





BALIK BURCU ERKEĞİ
Rahat tavırları
İflah olmaz romantizmi
Hayalleri
Önyargılı olmayışı
Anlayışlı oluşu sizi üzmekten kaçınması
Kendine has dünyası (Çoğu zaman bu dünyada yalnız kalmak ister)
Onu tanımanın bir ömür boyunca imkansızlığı (Kendini kolay kolay ele vermez)
Şair ruhu, duygularını kimi zaman yazıya dökerek size ifade edebilmesi
Sempatikliği, buğulu bakan gözleri, masumiyeti
Cinsellikte sınır tanımayışı, gizli erotik zevklere olan meyli
Bir görünüp sonra birden kayboluşu.(Tam bitti derken birden ortaya çıkıp gönlünüzü alması)
Kimsenin aklına bile gelmeyecek güzellikleri yaşatabilmesi
Farklı alışkanlıkları ve bağımlılıkları