bahar temizliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bahar temizliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2014 Salı

Bakın, ne güzel güneş çıktı.

Uzun zamandır sizlerle paylaşımda bulunamadım, iş yoğunluğu ve hayat gailesi aldı başını gitmekte maalesef...
Fakat bahar geldi, çiçekler açmaya başladı ve çilekler tezgahlarda görüldü.Şimdi yenilenme zamanı diyorum ve sizlere harika bir post ile hızlı bir dönüş yapıyorum.

Bir sosyal paylaşım sitesinde karşılaştığım, güzel ve anlamlı yazıyı sevgili takipçilerimle de paylaşmak istedim.


Güne taze bir gülümseme ve pırıl pırıl parlayan bir güneş ışığıyla başlamanın zamanı geldi.
Bahar temizliğine hazır mısınız???

Yazmayan kalemleri.

Sayfası bitmiş defterleri.

Kulpu kırık fincanları.
‘Zayıflayınca giyerim’ kotunu.
Son 5 aydır giymediğiniz kıyafetleri.
Arka balkona tıkıştırdığınız, bir gün yüzünü yenilerim pırıl pırıl olur dediğiniz o
sandalyeyi.
Dibi kararmış tencereyi.


Taşındığınız hangi evden kaldığı, hangi kapıyı açtığı artık meçhul olan o anahtarları.

Sırf genç ve güzel çıkmışsınız diye yanınızda o hiç sevmediğiniz tiple poz verdiğiniz
fotoğrafı.
Çekmecenin dibindeki müzik kasetlerini (kaset mi kaldı allah aşkına)
Atın.
Ohh bir ferahlayın bakalım. Tamam mı?
Şimdi ihtimalleri atın.
‘Olacaktı, son anda olmadı’ları atın, olmamış işte.
Takılıp kaldığınız o günü.
Düşünüp durduğunuz o lafı.
Atın.
Küstüğünüz için uzun zamandır görmediklerinizin aklınızda kalan son görüntüsünü.
Alındıklarınızın, gücendiklerinizin hiç umurunda olmayan o ‘olayı’
Atın.
O hiç beceremediğiniz yemeğin tarifini
Kestiğiniz eski gazete küpürünü
İçinizi kemiren o ukteyi
Atın.
Zamanı gelince yiyeceğiniz soğuk intikam yemeğini de dökün.
Soğuk yemeğin hiç tadı olmaz, dışarıdan bir döner söyleyin daha iyi.
Buzdolabının üzerindeki diyet listesini (faturaların altında duruyor)
Depodaki koşu bandını.
Atın.
Cevabı olmayan soruları
Kaçırdığınız fırsatları
Atıldığınız işleri
Beceremediğiniz ilişkileri
Kişisel gelişim kitaplarını
Atın.
Arkanızdan konuşanları.
Önünüzü kapayanları.
Alamadığınız terfiyi
Oturamadığınız evi
‘Şimdiki aklım olsa’ları
Aldığınız en kötü karneyi.
Hatta en iyi karneyi.
Çalışmayan saatleri.
İşe yaramayan fikirleri.
Kaçan trenleri.
Zamansız yaşlandıran dertleri.
‘O gün’ olanları.
Halının altına süpürdüklerinizi.
Dolabın dibine iteklediklerinizi.
Atın.
Bakın, ne güzel güneş çıktı.

Gülümsemelerle ve Aşk'la kalın... :)



28 Mart 2013 Perşembe

BAHAR TRENDİ : "BİRİKTİRMEYİN!"

Bahar aylarında güneşin sıcağı hafiften ısıtırken içimizi, yüklerimizden kurtulmak ve hayatımızı düzene koymak için daha enerjik hissederiz.Gerekli gereksiz her türlü yükten kurtulup, yenilenmek için en ideal zamandır.
Kompulsif biriktirme, yani biriktirme hastalığı, her 50 kişiden birinde görülüyor; özellikle kadınlarda.Genellikle ergenlik döneminde başlıyoruz biriktirmeye; küçülseler bile kıyafetleri, kırılsalar bile tokaları, hissetmenin acı verdiği duyguları, veletken adının "aşk" olduğunu sandığımız adamları, yazmaktan bıkmadığımız günlükleri, "onsuz yapamam" dediğimiz arkadaşlarımızı vs vs...Geleceği yaşamak derdine düşüp de, geçmişle boğuşmaktan geri kalmayan yanlarımız var illa ki.

Peki hiç düşündünüz mü, içimizdeki biriktirme isteği neden oluşuyor?



AZ OLSUN, ÖZ OLSUN!
Bir bahaneyle ya da bir şekilde eski eşyalarını atmayarak, saklayarak daha mutlu hisseden insanların sayısı bir hayli yüksek.Özellikle kadınlar, eski olmasını önemsemeksizin bir çok eşyası ile arasında oluşturduğu manevi bağı kolay kolay söküp atamıyorlar.Eski eşyalarınıza yüklediğiniz anlamlar ister istemez bir sorumluluk yaratıyor.Atınca kendinizi suçlu hissedeceğiniz duygusuna kapılıyorsunuz.Eşya biriktirmektense, daha az şeye sahip olup kendinize yük katmasanız ya..
Erkekler bu durumda biz kadınlardan biraz daha şanslılar...Neticesinde dolaplarında birkaç t-shirt ve pantolonla hayatlarını devam ettirebiliyorlar. :)



Duygusal yüklerden kurtulmak ise her zaman daha fazla zorlar.Korkmayın! Sizi pozitif anlamda besleyeceğine inanmadığınız hiç bir duygu ve düşünceye tutunmayın.Yaşadıklarınız ne kadar zor ve acı da olsa, ne kaybettiğinizi ve kazandığınızı belirleyip anı yaşamaya odaklanın.
Geçmiş ile boğuşurken ya da gelecek için kaygılanırken, şu an yaşayabiliteniz olan mutluluklar uçup gidiyor.Mutluluk asla sizin dışınızda gelişen bir duygu değil, arayıp da bulunacak bir şey de değil."Onsuz yapamam." dediğiniz kişiler de, duygular da, düşünceler de gün gelir değişir.Neden erteleyesiniz.

Birikimler zamanla patlamalara neden olabilir; bir gün fazla kıyafetten dolabınız çöker ya da içinizde sıkışıp kalan duygular krizlere yol açar.Siz iyisi mi, biriktirmeyin!