mutlu ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutlu ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Mutlu Çİftlerden "ÖMÜRLÜK" Sırlar

Uzun yıllar birlikte olan çiftlerin bir ya da birden fazla sırrı mutlaka vardır.Sadece sevdiğin insanın yanında olmak değil, onu tanımak ve benimsemek de bir süreç gerektiriyor.Çiftlerin ilişkilerini ayakta tutmak adına kendilerince buldukları yöntemleri, sırları sizler için araştırdım.

Sizlere de ilham vermesini diliyorum.


Öncelikli sırrımız, kesinlikle ve kesinlikle sevdiğiniz adamı/kadını önemsemek olmalı!Yeri ve zamanı geldiğinde tatlı sürprizler yapmak, hediyeler almak da önemli tabii ki; fakat karşınızdaki adamı/kadını insan olarak da önemsemeli, fikirlerini ve yaşam tarzını da yargılamadan saygı göstermelisiniz.

Yaptığım araştırmalarda görünen o ki, mutlu çiftlerin neredeyse %99'u birbirlerini çok iyi tanıyor ve gerçekten anlıyorlar.Büyük bir çoğunluğu hayatlarının ayrıntılarını, hayallerini, sıkıntılarını, değerlerini ve hedeflerini eşleriyle paylaşıyorlar.Zaman zaman "Nerede doğmuş olmak isterdin, neden?", "Mesela piyangodan para çıksa nereye ve neden giderdin?" gibi sorularla birbiriniz hakkında fikir sahibi olmaya çalışmak, mutlu bir çift olmak yolunda önemli bir sır...

Sadece böyle farazi sorular sormak da değil; gelecek kaygılarını, beklentilerini, en mutlu ya da mutsuz olduğu anları sormak da birbirinizin fikirlerini dinlemeye zaman ayırmak konusunda oldukça önemli.



Pek çok çift, anlaşmazlığa düştüklerinde, eşlerinin fikirlerine katılmasalar da, onların bakış açılarını anlamaya çalışıyorlar.Empati kurmak, kendinizi karşınızdakinin yerine koymak, onu daha iyi anlamanıza yardımcı olurken büyük tartışmaları da önleyecektir.




Öyle büyük sürprizlere gerek yok.Küçük jestlerle de eşinizi mutlu etmeniz mümkün.Eşiniz için kahve yapmak, beğendiği bir kitabı ya da kıyafeti almak, ev işlerinde o söylemeden yapılan yardımlar, beklemediği herhangi bir anda yolladığınız sevgi dolu bir mesaj...Hepsi ve daha fazlası ilişkinin dinamizmini yükselten hareketlerdir.Sevdiğiniz insana yaptığınız jestlerin size nasıl güzel döndüğünü de görmüş olacağınızdan emin olun. :)

Çift olarak sosyalleşmek, ilişkilerin daha sağlıklı yürümesine yardımcı oluyor.Sadece kendileriyle baş başa kalan ve sorunlarını kendileri halletmeye çalışan çiftler, birbirlerini ne kadar severlerse sevsinler zamanla sorunlar sevginin önüne geçebiliyor.Sürekli sorunlardan bahsetmek ve çift olarak yalnız kalmak yerine arkadaş ortamlarınızda eğlenceli vakit geçirmek, sosyalleşmek çift olarak daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.

Birlikte eğlenebilmek, aynı şeylere kahkaha atabilmek ve birbirlerini güldürebilmek mutlu çiftlerin en büyük sırlarından biri...İyi bir beraberlik için komedi ve espri anlayışının uyumlu olması karşılıklı olarak aranan bir kriterdir.Abartıya kaçmamak suretiyle tabii ki... :)

"Aşk"la kalın... :)

15 Kasım 2012 Perşembe

"Biz Nasıl Seviyoruz?" & Bir Erkeğin Penceresinden

Birkaç gün önce takipçilerimden biri bana çok güzel bir mail yollamış.Mailinde bir erkek olarak ilişkilere bakış açısını, ilişkide sevgi adı altında düştüğümüz yanlışları, sadece sevgilinizle olan ilişkinizde değil anne-baba-çocuk ve arkadaşlık ilişkileri dahil olmak üzere çok güzel bir şekilde yorumlamış.
Ben de sizlerle bu güzel yazıyı paylaşmak ve bloğum aracılığıyla takipçime teşekkürlerimi sunmak istedim.

Biz  Nasıl  Seviyoruz ?
“Hayatınızda biri varsa onu özgürce sevin, köleleştirmeyin. Eğer karşımdaki insanı kendi doğrum için değiştireceksem beni sevdiği için değişecektir, ben de öyle. Çünkü onu seviyorum, ama ben onun esiri olmamalıyım. Karşımdakini o olduğu için her şeyi ile kabullenip sevmeliyim.”
“Bu dönemde kimse sizin yakışıklılığınıza, evinize, arabanıza bakmıyor. Sizin yarattığınız enerjiye ve ağzınızdan çıkan bilgi dolu sözlere bakıyorlar. Eskidendi boş insanlar. Şimdi sevgi dolu insanların zamanı, şimdi uyanma zamanı, birbirinizi özgürce sevin, özgür bırakın zaten yanınızdadır.” 
Evet, ilginç bir konu; biz nasıl seviyoruz?!
Biz nasıl seviyoruz insanları, bir düşünün bakalım, gelin ilişkilerinize.
Karı koca ilişkileri; anne baba –çocuk ilişkileri; arkadaş ilişkileri; sevgili ilişkileri.


Nasıl seviyoruz?
Eskiden ben sırılsıklam aşık olurdum, severdim, çok severdim ve o kişiyi hayatımda köleleştirirdim. Yani o benim kız arkadaşım! Hiçbir yere gidemez, benim dışımda bir hareket yapamaz, benim bilgim olmadan hiçbir şey yapamaz, edemez, konuşamaz.



Bugüne kadar yüzlerce binlerce kişiyle yaptığım görüşmelerde hep şunu gördüm: “Ama ben onu çok sevdim!”
Tamam güzel ama, biz öyle bir seviyoruz ki karşımızdaki insanı köleleştiriyoruz kendimize. Karşımızdaki insanı kendi çizdiğimiz sınırlar içine alıyoruz ve ona özgürlük alanı vermiyoruz.
Ben eskiden kıskançtım, paylaşmazdım. Ben onu seviyorum ve eğer seviyorsam benimdir. Ne haddine onun başkalarıyla yemeğe gitmesi, sohbet etmesi. ‘Ondan ben sorumluyum, ben erkek adamım’ deyip karşımdaki kişinin özgürlük alanını kısıtlıyordum. ‘Yapamazsın, edemezsin, gidemezsin.’
Daha sonra binlerce insanla görüşünce (ve bunların çoğu kadındı), bana söyledikleri şuydu:
“Bülent bey, kocam çok kıskanç, bana nefes aldırmıyor. Hiçbir aktivitem yok. Eve kapandım. Ben zaten kocamı seviyorum, ona sadığım. Ben zaten onun hayatındayım. Ama beni öyle sıkıyor ki hareket edemiyorum. O zaman da hayatımdaki insan bana batmaya başlıyor. Çünkü sen beni köleleştiriyorsun, sen beni bastırıyorsun, sen beni kıskançlıklarınla rencide ediyorsun.”
Evet ben bu konuda oturup düşündükten sonra kadınların haklı olduğunu anladım. Eğer benim hayatımda birisi varsa, ben ona güvenmeliyim. Eğer bir şey varsa, o zaten benim hayatımdan gidecek. Evren artık frekansları öyle ince ayarlıyor ki sana yanlış yapan biri zaten hayatından gidiyor. Senin hayatında duramıyor.
Özgür bırakın.  Özgür bırakmak demek, “Bana ne?” demek değildir. Yine sevdiğinizi söyleyin, yine merak edin ama sıkmayın. Biz karşı tarafı sıktıkça, onun sınırlarını çizdikçe, karşı taraf da bizim sınırlarımızı çizer. Birbirinizi daha özgür sevin. Daha anlayışlı ve sevgi dolu sevin.
Ben şunu söylüyorum, “Eğer hayatımda biri varsa ben onu özgürce sevebilmeliyim.” Zaten güveniyorum, gittiği yerde yanlış yapmadığını biliyorum.
Biz kıskançlıklarla birbirimizi boğuyoruz, eziyoruz. Küçük kapalı bir kafese kapatıyoruz. Açın kafesin kapaklarını, benim hayatımdaki kişi bir kuş gibi özgür olsun, özgürce uçsun. Zaten gelip konacağı yer benim dalımdır. Benim konacağım dal hayat arkadaşımın dalıdır.

Artık bu dönemde 2010 ve sonrasında de kişilerin birbirlerini yeniden sevmeleri, yine aşık olmaları gerekecek. Fakat eski usül kıskançlık ve güvensizliklerle entrikalarla birbirlerini hapsetmeleri değil.
Hayatınızda biri varsa onu özgürce sevin, köleleştirmeyin. Eğer karşımdaki insanı kendi doğrum için değiştireceksem beni sevdiği için değişecektir, ben de öyle. Çünkü onu seviyorum, ama ben onun esiri olmamalıyım. Karşımdakini o olduğu için her şeyi ile kabullenip sevmeliyim.

Niye bir araya geliyoruz? Eşleşmek için, birbirimize farkındalıklar yaratmak için. Birbirinizi değiştirmekten vazgeçin. Birlikte anlayış içinde olalım, kimseyi değiştirmeye çalışmayalım. Karşımızdakini eleştirip değiştirmeye çalışıp da kendimizi doğru görmekten vazgeçelim. Herkes kendisine göre doğrudur. O kişiyi hayatında tutuyorsan onu olduğu gibi kabullen. Değiştirmeden özgür bırak zaten seviyorsa senindir.
Kıskançlık nedir biliyor musunuz? Çünkü ben de yaşadım. Kendine güvensizlik ve yetersizlik korkusu. Kendimi yeterli görmüyor, kendime güvenmiyordum. Başka bir erkeğin onu benden alacağını düşünüyordum.
Ben yeterli ve güçlü bir erkeğim, şimdi buna inanıyorum. Ben bilinçaltımı buna programladım. Kıskançsanız kendinizi değerli görmüyorsunuz, bir başka insandan daha aşağıda görüyorsunuz. Hepimiz eşitiz. Bedenimiz ikinci planda, birinci planda yarattığımız enerjidir. Bu dönemde kimse sizin yakışıklılığınıza, evinize, arabanıza bakmıyor. Sizin yarattığınız enerjiye ve ağzınızdan çıkan bilgi dolu sözlere bakıyorlar. Eskidendi boş insanlar. Şimdi sevgi dolu insanların zamanı, şimdi uyanma zamanı, birbirinizi özgürce sevin, özgür bırakın zaten yanınızdadır.
Sevgi ve Işıkla

Sevgili takipçim "mutlu1insan"a benimle paylaştığı bu güzel yazısı için çok teşekkür ediyorum.
Peki ya siz nasıl seviyorsunuz???

Aşkla kalın... :)

8 Eylül 2012 Cumartesi

İLİŞKİLERİN KALİTESİ 3 AYRINTIDA GİZLİ

Kaliteli bir birlikteliğin 3 sırrını açıklıyorum, aramızda kalmasın efendimm... :)))
Kimse bitirmek için başlamaz bir ilişkiye; ya da mutsuz olmak, üzmek ve üzülmek değildir hiç kimsenin derdi...İyi ya da kötü ilişkiler yaşıyoruz.Siz yalnız olmayı tercih etseniz bile, çevrenizdeki ilişkileri gözlemleyebiliyorsunuz.
Bu devirde hayatımıza birini sokmak, tüm şeffaflığıyla kendimizi o'na açmak, hayatı paylaşmak, her şeyinle kabul etmek ve sarıp sarmalamak çok zor...Oysa ki derdimiz mutlu olmak temelde, herkesin gıptayla baktığı o mükemmel çift olabilmek...
Peki neden bu kadar zor?
Kaliteli bir ilişkiye giden yol neden bu kadar çetrefilli??

"Aşkın Nörobiyolojisi" kitabının yazarı Psikolog Dr. Brent J. Atkinson'a göre ilişkilerin kalitesini arttırmak mümkün! 3 küçük tüyo veriyor bize, mutlu ve kaliteli bir ilişki için denemeye değer... :)))



Aşkınızı gösterme derecenizi arttırın!
O an içinizden sevgilinize kocaman sarılmak ya da onu öpücüklere mi boğmak geliyor; neden durup düşüneceksiniz ki! Sevgilinize sevginizi gösterirken içinizden geldiği yoğunlukta ve rahat bir şekilde davranın.Mutlu çiftlerin kendi aralarında en az 5-6 tane romantik komplimanları vardır.Arkadaşlarının arasında sevgi dolu bir bakış, sabah karşılaşınca içten bir gülümseme ya da bir not kağıdına sevgi sözcükleri yazıp aynasına yapıştırmak gibi...Basit görünüyor farkındayım, ama bunlar sevgiyi en güzel ifade etme biçimleridir.






Hep pozitif olun!
Olaylara bakış açınızı aşkınıza göre şekillendirin.İlişkinizde başarılı olmak istiyorsanız, aşkınızı her daim ön planda tutmalısınız.Bu sizin pozitif bir bakış açısı sahibi olmanızı sağlar."Neden gecikti." diye düşünmek yerine, "Sevgilimin gelmesi için sabırsızlanıyorum." diye düşünebilirsiniz.

Ufak problemlerle vakit kaybetmeyin!
Ufak problemleri zaman içinde konuşa konuşa, tartışa tartışa büyütür de büyütürüz.Bu da zamanla ilişkimize zarar vermeye başlar ve ortada ne pozitif düşünce yapısı kalır ne de aşk-sevgi...Mutlu çiftler ise böyle küçük problemleri büyütmek yerine sakinliklerini koruyarak konuşup, kısa sürede pürüzleri hallederler.İlişkileri karşılıklı anlayış esasına dayanır.

Böylelikle de mutluluk kaçınılmaz olur, sevgilinize ve çevrenize pozitif enerji yayarsınız.
Aslında ilişkilerde mutluluk, küçük ayrıntılarda gizli; yeter ki değer verin ve ayrıntıları önemseyin.

Aşkla kalın... :)