aşk ve ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk ve ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2013 Çarşamba

İlk günkü gibi "aşk" ♥ ♥

Aşık olduğumuzda her şey çok güzeldir.Mutluyuzdur ve sorunları görmezden gelebiliriz.Ama biraz zaman geçince gerçek hayata döneriz, sevgilimiz dokunulmazlığını kaybeder.
Ufak tartışmalar, büyük kavgalara dönüştüğündeyse, artık o bizim için sinir bozucunun tekidir!
Yine de onca emek harcadığınız ilişkinizden vazgeçmek o kadar da kolay değildir.Önemli olan, ilişkinizi çıkmaza sokmadan aşkınızı diri tutabilmek...
Nasıl mı?
İşte size öneriler...

Önceliklerinizi yeniden belirleyin.
İlişkimiz ilerledikçe sevgilimize gösterdiğimiz yakın ilgiyi kaybedebiliriz.Zamanla önceliklerimiz yer değiştirir ve ne kadar farkında olmasak da sevgilimiz alt sıralara düşer.Onun yerini işimiz, çocuklarımız ya da arkadaşlarımız alabilir.Oysa özel hayatımızda bir şeyler ters gitmeye görsün, hemen bütün hayatımıza yansır.Başka bir deyişle, ilişkiniz ne kadar yolunda giderse hayatınızda bir o kadar kolaylaşır.Bir kere kafanız rahat olur.

Sevginizi göstermekten çekinmeyin.
Ne kadar birlikte olduğunuz fark etmez, önemli olan hissettiklerinizi söylemeniz! Hepimiz sevildiğimizi ve öenmli olduğumuzu hissetmek isteriz.Bu konuda bir cinsiyet ayrımı yapmak pek de mümkün değil, etten kemikten insanlarız yahu...Özellikle kötü bir günün ardından, bir yorgunluğun üstüne ya da gergin bir dönemdeyken sevgilinize onu sevdiğinizi, özlediğinizi hissettirerek söylemeniz, emin olun günün bütün negatifliğini silip süpürecektir.Bir de ona sıkıca sarılmanız, dokunmanız bunu daha da içten hissetmesine yardımcı olacaktır.

Teknolojiden uzaklaşın.
Her gün dizi izlemekten vazgeçin, Facebook-Twitter-Msn gibi internette fazlaca vakit alan siteleri bir günlüğüne ziyaret etmeseniz kimse sizin öldüğünüzü falan düşünmez merak etmeyin.Zamanı sadece ikiniz için değerlendirin.Hafif bir müzik, güzel bir yemek ve bolca sohbet..Bu sadece bir örnek, gerisi sizin yaratıcılığınıza kalmış.Çiftler, birlikte geçirilen kaliteli zamandan sıklıkla bahsederler, fakat ne anlam ifade ettiğini asla fark edemezler.


Vakit, aşk vakti...
Bir düşünün, birlikteyken en çok ne yapmaktan hoşlanıyorsunuz? Film izlemek, futbol maçı izlemek, müzik dinlemek, fotoğraf çekmek ya da içkilerinizi yudumlarken sohbet etmek...Mutlaka buna benzer ortak bir zevkiniz vardır; birlikte keyfini çıkartın.Anı, anılarınızla doldurun.

Aşkla kalın... :))

3 Aralık 2012 Pazartesi

KORKULARINIZLA YÜZLEŞME ZAMANI

Kadınlar da erkekler de günlük hayat içerisinde, çeşitli korkular ve panikler yaşarlar.Peki bunların temel sebebinin burçlarınız olduğunu biliyor muydunuz?

Güçsüz kalmak, belaya bulaşmak, yalnız kalmak, hasta olmak...
İşte burçlara göre en büyük korkularınız...


KOÇ BURCU
Etkinliği, atılganlığı, kendine aşırı güven ve aceleciliği ile bilinen Koç burcunun en büyük korkusu kendine bir hedef bulamamak ve etrafında fikirlerini paylaşacak insanların olmaması.

BOĞA BURCU
Amaca bağlılığından ve sadakatinden ödün vermeyen boğa burcu insanı dış sebeplerden dolayı huzurunu kaybetmekten korkuyor.

İKİZLER BURCU
İkizler burcu deyince akla ilk gelen pratik zeka ve konuşkanlık. Girdiği her ortamda kolayca varlığını hissettiren ikizlerin en büyük korkuları arasında konuşma yeteneğini ve ellerini kaybetmek yer alıyor.

YENGEÇ BURCU
Çevresine ve sevdiklerine karşı son derece  koruyucu, duygusal, ve evcil olan yengeç burcu her ne kadar tuttuğunu koparan bir burç olsa da en büyük korkusu belaya bulaşmak…

ASLAN BURCU
Yaratıcılığı ve etkileyiciliği ile bilinen aslan burcu oldukça sahiplenici ve kıskanç karaktere sahip.Bu burcun en büyük korkusu ise çevresinde hiç kimsenin kalmaması...

BAŞAK BURCU
Çevresinde olup biten her şeyi eleştiren, yargılayan ve her şeyden düzen bekleyen başak burcunun korkuları arasında hasta olmak ilk sırada yer alıyor.

TERAZİ BURCU
Uyumluk ve dengeli sevgi deyince ilk akla gelen Terazi burcunun en büyük korkusu yanlış partner seçimi ve özel hayatında mutsuzluk..

AKREP BURCU
Kin, tutku ve gücün simgesi akrep burcu insanı  en çok gücünü ve iktidarını kaybetmekten korkuyor.

YAY BURCU
Özgürlüğün savunucularından olan araştırmacı yay burcunun en büyük korkusu aradığını bulamamak…

OĞLAK BURCU
Hesapçılığı ve başkalarının düşüncelerine önem vermesiyle bilinen Oğlak burcunun korkuları arasında “başkaları ne der” korkusu ilk sırada…

KOVA BURCU
Son derece insancıl olan Kova burcu her ne kadar bağımsız gibi görünse de yalnız kalmaktan oldukça fazla korkuyor.

BALIK BURCU
Hayalci ve duyarlı olan balık burcu oldukça duygusal.Burcun en büyük korkusu duygularını ifade edememek...

KORKUSUZ VE AŞKLA KALIN... :)))

28 Kasım 2012 Çarşamba

KADINLARIN GİZLİ DİLİ & "ERKEKLER BİZİ ANLAMIYOR" YAZI DİZİSİ-2

"ERKEKLER BİZİ ANLAMIYOR!" Yazı Dizisi  'nin ikinci ve en anlaşılmaz karmaşık konusuyla karşınızdayım; kadınların söyledikleri ve aslında söylemek istedikleri!
Tam olarak çok bilinmeyenli denklemiz maalesef...Hayatımızı bir film şeridi diye adlandırırsak şimdi sizlerle "kamera arkası"na bir yolculuk yapacağız. :)

Kadınların ve erkeklerin aslında tamamen farklı dillerde konuştuklarına dair bir klişe vardır.Özellikle kadınları anlamak ve onların dilini çözmek, erkekler için efsanevi bir sorun gibidir.Erkekler arasında bir genelleme yapmak gerekirse, ilişkinin belli dönemlerinde sıklıkla duyduğumuz bir cümledir; "Anlamıyorum."


Aslına bakarsanız, erkeklere de çok fazla suç bulamıyorum.Genellikle biz kadınlar, söylemek istediklerimizi doğrudan söylemek yerine ima ederek anlatmaya çalışıyoruz.Üstelik imalarımızı da erkeklerin anlamasını bekliyoruz.Ki bu bodoslama düşünce yapısına sahip erkekler için oldukça anlaşılmaz bir durum oluyor, bu bir gerçek.

Kadınların ne söyleyip, aslında ne söylemek istedikleriyle alakalı minik bir kılavuz niteliği taşıyacağını düşündüğüm bir post hazırladım.Bakalım kurduğumuz cümlelerin gizemi neymiş?! :)

"İYİ."
Mutlaka bir tartışmanın sonunu getirmek istiyordur.Sanmayın ki karşısındaki erkeğin haklı olduğunu düşündüğünden pes ediyor.Aslında sadece "Kes sesini artık!" dememek için kibarlık yapıyordur. :)

"BEŞ DAKİKA."
Giyinmeye, hazırlanmaya gittiyse, bu beş dakikayı altıyla çarpıp, saatinizi ona göre ayarlamanızda fayda var.Sakın boşuna sinirlenmeyin, bütün kadınlar zaman kavramı konusunda aşağı yukarı aynıdır.Alternatifiniz yok maalesef, iyi beklemeler. :)

"BİR ŞEY YOK."
İşte en tehlikeli ifadelerden biri!Fırtına öncesi sessizlik demek, daha yerinde olur.Aslında gayet de bir şey vardır, fakat sorunu kendin bul demek istiyordur."Neden direkt olarak sorunu söylemiyor?" diye düşünmeyin sakın.Bence şanslısınız aslında, sorunu kendin bulabilirsin diye zekanıza güveniyor olmalı... :))

"CUMA AKŞAMI NE YAPIYORSUN?"
Bir kadın bir erkeğe özellikle bir gün için ne yapacağını soruyorsa, bu onun, o erkeği planına dahil etme ya da ona öncelik verme isteğinden kaynaklanır.Yani kadının bu soruyu sormasının nedeni, erkeğin hem kendisiyle daha fazla zaman geçirmek konusunda istekli olduğunu görmek, hem de erkeğin planları konusunda kendisiyle daha fazla iletişim halinde olmasını istemesidir.Aslında gayet açık bir soru değil mi... :)

"ARTIK ESKİSİ GİBİ KONUŞMUYORUZ."
Dikkat!Bu yorum ilişkinizin sıkıntıda olduğunu gösterir.Kadın bu cümleyle, eskiden yaptığınız uzun uzadıya sohbetleri, her anı ve durumu ilk olarak birbirinizle paylaşmanızı özlediğini anlatmak istiyordur.Kısacası size, "Konuş benimle.Kendimi sana yakın hissedemiyorum.İlişkimiz konusunda endişeliyim." demek istiyordur.Klasik erkek tepkisi ise, "Eee konuşuyoruz ya!" olacaktır muhtemelen.Ama unutmayın, ilişkinizin özel bir dikkate ihtiyacı olabilir.

Bunlar sadece bir kaç örnek tabii ki...
Beyler size tavsiyem, "Anlamıyorum abi bu kadın milletini!" demektense, biraz ilişkiniz adına çaba sarf edin.Bu sevdiğiniz insanı da sizi de mutluluğa biraz daha yaklaştıracaktır.

Aşkla kalın... :))

23 Kasım 2012 Cuma

TREND ALARMI: "Alfa Kadını" Olmak

"Alfa kadını" terimini ilk duyduğumda, vizyona yeni giren bir film ya da yeni yetme bir yazarın son çıkan kitabı sanmıştım.Meğer hepimiz ucundan kıyısından birer alfa kadınıymışız; haberimiz yokmuş...
Nasıl mı??? 
İnanın bana alfa kadını olmak düşündüğünüz kadar basit bir durum değil-miş.Kuralı kaidesi var-mış bu işin.
Buyurun inceleyelim. :)


Yaptığım araştırmalara göre, alfa kadını modern toplumlarda yaşayan kadınlara verilen isimmiş.Fazlasıyla genelleme yaptığımın farkındayım."Öyleyse hepimiz alfa kadınıyız" diye düşünmekte haklı olabilirsiniz.Fakat bazı ayrıntıları ve farklılıkları varmış alfa kadınının...Öncelikle alfa kadını, zorlu ve çetin bir iş yaşantısına sahip olmalıdır.Yanı sıra ev işleri, çocuk yetiştirme ve sosyal yaşam konularında da dengeyi kurmuş olmalıdır.
Yani kısacası bir çok "günümüz çalışan kadını" için alfa kadını tabirini kullanmak yerinde olur.

Alfa kadını ayağından topuklu ayakkabısını, gözünden marka gözlüğünü eksik etmeyen, kolunda "babyface" kocası olan kadın-mış!!!
Hepsi tamam da öyle koca nerdeee ???? :))))

Alfa kadını olmak öyle kolay değil-miş.Bir takım kurallardan bahsetmek mümkün.İlk ve en önemli kural, yüksek topuklu ayakkabı! Düz ve topuksuz ayakkabıları tercih eden kadınlar, ben sıradan biriyim imajı yaratıyormuş.
İkinci ve önemli kural, mutlaka çok pahalı bir markanın çantasına sahip olmak gerekiyor-muş! Biz öğrenciyiz, o çantaların fiyatı kadar aylık kira ödüyoruz, o nasıl olacak-mış ezikliğine girmek istemezdim ama durum budur. :)
Üçüncüsü ise, yine pahalı ve marka bir cep telefonu elinde, o da yetmeyecek bluetooth kulaklığı takılı, bilmem ne marka gözlüğü gözünde, çekici ve zayıf bir fiziği ile marka kıyafetleri olmasıy-mış!
Tüm bu zırvaları yaptınız diyelim ya da zaten sahipsiniz; yetmiyor-muş!

Bir de "Beta Erkeği" bulmak şart-mış!
Asıl sorun da bu zaten. :) Alfa kadını, sadece bir Beta erkeği ile birlikte olur-muş.Beta erkeğinin özellikleri bakacak olursak da;
Adam bütün gün evde yan gelip yatıyor, sözüm ona evden çalışıyor, kolunun altında bir sörf tahtası, kadın iş yerinde çırpınırken, o Miami sahillerinde keyif çatıyor, altında jean pantolon ve boynunda spor çantası, üzerine yapışan dar tişörtü, yüzünde ise "babyface" dedikleri seksi ama yaramaz çocuk ifadesi olan yaşı genç erkekler...
Yani bir adet bu modelden bulacaksınız ve size "Alfa Kadını" diyecekler.
Aman ne ala!!!

15 Kasım 2012 Perşembe

"Biz Nasıl Seviyoruz?" & Bir Erkeğin Penceresinden

Birkaç gün önce takipçilerimden biri bana çok güzel bir mail yollamış.Mailinde bir erkek olarak ilişkilere bakış açısını, ilişkide sevgi adı altında düştüğümüz yanlışları, sadece sevgilinizle olan ilişkinizde değil anne-baba-çocuk ve arkadaşlık ilişkileri dahil olmak üzere çok güzel bir şekilde yorumlamış.
Ben de sizlerle bu güzel yazıyı paylaşmak ve bloğum aracılığıyla takipçime teşekkürlerimi sunmak istedim.

Biz  Nasıl  Seviyoruz ?
“Hayatınızda biri varsa onu özgürce sevin, köleleştirmeyin. Eğer karşımdaki insanı kendi doğrum için değiştireceksem beni sevdiği için değişecektir, ben de öyle. Çünkü onu seviyorum, ama ben onun esiri olmamalıyım. Karşımdakini o olduğu için her şeyi ile kabullenip sevmeliyim.”
“Bu dönemde kimse sizin yakışıklılığınıza, evinize, arabanıza bakmıyor. Sizin yarattığınız enerjiye ve ağzınızdan çıkan bilgi dolu sözlere bakıyorlar. Eskidendi boş insanlar. Şimdi sevgi dolu insanların zamanı, şimdi uyanma zamanı, birbirinizi özgürce sevin, özgür bırakın zaten yanınızdadır.” 
Evet, ilginç bir konu; biz nasıl seviyoruz?!
Biz nasıl seviyoruz insanları, bir düşünün bakalım, gelin ilişkilerinize.
Karı koca ilişkileri; anne baba –çocuk ilişkileri; arkadaş ilişkileri; sevgili ilişkileri.


Nasıl seviyoruz?
Eskiden ben sırılsıklam aşık olurdum, severdim, çok severdim ve o kişiyi hayatımda köleleştirirdim. Yani o benim kız arkadaşım! Hiçbir yere gidemez, benim dışımda bir hareket yapamaz, benim bilgim olmadan hiçbir şey yapamaz, edemez, konuşamaz.



Bugüne kadar yüzlerce binlerce kişiyle yaptığım görüşmelerde hep şunu gördüm: “Ama ben onu çok sevdim!”
Tamam güzel ama, biz öyle bir seviyoruz ki karşımızdaki insanı köleleştiriyoruz kendimize. Karşımızdaki insanı kendi çizdiğimiz sınırlar içine alıyoruz ve ona özgürlük alanı vermiyoruz.
Ben eskiden kıskançtım, paylaşmazdım. Ben onu seviyorum ve eğer seviyorsam benimdir. Ne haddine onun başkalarıyla yemeğe gitmesi, sohbet etmesi. ‘Ondan ben sorumluyum, ben erkek adamım’ deyip karşımdaki kişinin özgürlük alanını kısıtlıyordum. ‘Yapamazsın, edemezsin, gidemezsin.’
Daha sonra binlerce insanla görüşünce (ve bunların çoğu kadındı), bana söyledikleri şuydu:
“Bülent bey, kocam çok kıskanç, bana nefes aldırmıyor. Hiçbir aktivitem yok. Eve kapandım. Ben zaten kocamı seviyorum, ona sadığım. Ben zaten onun hayatındayım. Ama beni öyle sıkıyor ki hareket edemiyorum. O zaman da hayatımdaki insan bana batmaya başlıyor. Çünkü sen beni köleleştiriyorsun, sen beni bastırıyorsun, sen beni kıskançlıklarınla rencide ediyorsun.”
Evet ben bu konuda oturup düşündükten sonra kadınların haklı olduğunu anladım. Eğer benim hayatımda birisi varsa, ben ona güvenmeliyim. Eğer bir şey varsa, o zaten benim hayatımdan gidecek. Evren artık frekansları öyle ince ayarlıyor ki sana yanlış yapan biri zaten hayatından gidiyor. Senin hayatında duramıyor.
Özgür bırakın.  Özgür bırakmak demek, “Bana ne?” demek değildir. Yine sevdiğinizi söyleyin, yine merak edin ama sıkmayın. Biz karşı tarafı sıktıkça, onun sınırlarını çizdikçe, karşı taraf da bizim sınırlarımızı çizer. Birbirinizi daha özgür sevin. Daha anlayışlı ve sevgi dolu sevin.
Ben şunu söylüyorum, “Eğer hayatımda biri varsa ben onu özgürce sevebilmeliyim.” Zaten güveniyorum, gittiği yerde yanlış yapmadığını biliyorum.
Biz kıskançlıklarla birbirimizi boğuyoruz, eziyoruz. Küçük kapalı bir kafese kapatıyoruz. Açın kafesin kapaklarını, benim hayatımdaki kişi bir kuş gibi özgür olsun, özgürce uçsun. Zaten gelip konacağı yer benim dalımdır. Benim konacağım dal hayat arkadaşımın dalıdır.

Artık bu dönemde 2010 ve sonrasında de kişilerin birbirlerini yeniden sevmeleri, yine aşık olmaları gerekecek. Fakat eski usül kıskançlık ve güvensizliklerle entrikalarla birbirlerini hapsetmeleri değil.
Hayatınızda biri varsa onu özgürce sevin, köleleştirmeyin. Eğer karşımdaki insanı kendi doğrum için değiştireceksem beni sevdiği için değişecektir, ben de öyle. Çünkü onu seviyorum, ama ben onun esiri olmamalıyım. Karşımdakini o olduğu için her şeyi ile kabullenip sevmeliyim.

Niye bir araya geliyoruz? Eşleşmek için, birbirimize farkındalıklar yaratmak için. Birbirinizi değiştirmekten vazgeçin. Birlikte anlayış içinde olalım, kimseyi değiştirmeye çalışmayalım. Karşımızdakini eleştirip değiştirmeye çalışıp da kendimizi doğru görmekten vazgeçelim. Herkes kendisine göre doğrudur. O kişiyi hayatında tutuyorsan onu olduğu gibi kabullen. Değiştirmeden özgür bırak zaten seviyorsa senindir.
Kıskançlık nedir biliyor musunuz? Çünkü ben de yaşadım. Kendine güvensizlik ve yetersizlik korkusu. Kendimi yeterli görmüyor, kendime güvenmiyordum. Başka bir erkeğin onu benden alacağını düşünüyordum.
Ben yeterli ve güçlü bir erkeğim, şimdi buna inanıyorum. Ben bilinçaltımı buna programladım. Kıskançsanız kendinizi değerli görmüyorsunuz, bir başka insandan daha aşağıda görüyorsunuz. Hepimiz eşitiz. Bedenimiz ikinci planda, birinci planda yarattığımız enerjidir. Bu dönemde kimse sizin yakışıklılığınıza, evinize, arabanıza bakmıyor. Sizin yarattığınız enerjiye ve ağzınızdan çıkan bilgi dolu sözlere bakıyorlar. Eskidendi boş insanlar. Şimdi sevgi dolu insanların zamanı, şimdi uyanma zamanı, birbirinizi özgürce sevin, özgür bırakın zaten yanınızdadır.
Sevgi ve Işıkla

Sevgili takipçim "mutlu1insan"a benimle paylaştığı bu güzel yazısı için çok teşekkür ediyorum.
Peki ya siz nasıl seviyorsunuz???

Aşkla kalın... :)

12 Kasım 2012 Pazartesi

5 Soruyla "İlk Buluşmanızı" Taçlandırın

Bu gün nedense en başa dönüp, "ilk buluşmaları" konu almak istedim.Sanırım dün akşam yakın bir arkadaşımdan aldığım bir telefondan etkilendim, yeni sevgili girişimleri ve kızların ilk buluşma sonrası klasik değerlendirmeleri... :)
Çok mutlu olmamın yanı sıra bir de katkım olsun diye düşünerek bu postu hazırlamaya karar verdim.

İlk buluşmada erkeklere sormanız gereken 5 hayati soru ne olabilir???Acaba size uygun biri mi?Görüşmeye devam etmeye değer mi?Ya da ilk buluşmada neler konuşulur, nelerden bahsederek onu daha iyi tanıyabilirsiniz?
İşte öneriler...

Ne tür filmlerden hoşlanırsın?
Filmlerin kişiler üzerinde oldukça etki bıraktığı bir gerçek.Kimi filmler ilham verirken, kimisi de geçmişe götürüp derin izler bırakabilir.Bu soruya verdiği cevapla ilgi alanlarını öğrenmiş olursunuz.Aynı zamanda da geçmişle bağlantılı olup olmadığını, duygusal mı yoksa aksiyon tutkunu mu... gibi bir çok sorunuz da cevabını bulmuş olur.

Kitap okur musun?
Bir çok erkeğin sıkıcı bulduğu bir aktivitedir, kabul etmek lazım.Fakat bir o kadar da kitap okuyan erkeğin olduğunu rastlıyoruz.Verdiği cevaplarla ve kitap isimleriyle, duygu ve düşüncelerinin altında yatan kaynağa ulaşmış olursunuz.İç dünyasını da az çok keşfetmenize yardımcı olacaktır.

Mesleğinden bahseder misin?
Biz kadınlar için en can alıcı nokta budur sanırım.Bir kişinin mesleği, onun ilgi alanlarının ve yaşam standartının  yansımasıdır.Bu soruya verdiği cevapla hayata bakışını, geleceğe dair planlarını ya da hırslarını öğrenmiş olursunuz.Bir bakıma ilişkinizin gidişatı konusunda daha ilk günden fikir sahibi olmanıza yardımcı olabilecek bir soru bence.

Ne tür müzik seversin?
Çoğu zaman ruh halimize uygun, o anki modumuzu yansıtan müzikler dinlemeyi tercih ederiz.Bir bakıma müzik, duyguların dışa vurumu konusunda da yardımcıdır.Bu soruya vereceği cevapla ruh halini çok daha net anlamış olacaksınız.



Evcil hayvanları sever misin?
Kimisi kedilerden hoşlanır, kimisi köpeklerden, kimisi balıktan, kimisi de kuştan börtü böcekten.Ama hayvan sevgisinin kişideki şefkat duygusuyla alakalı bir durum olduğunu düşünürsek, bu soruyla ne kadar şefkatli bir erkek arkadaşınız olduğu konusunda fikir sahibi olabilirsiniz.




Basit ve gündelik sorular gibi görünse de, yıllardır ilişkilerini sürdürüp de birbirinden bihaber kişiler olduğunu görebiliyoruz.Bu nedenle sizlere ve canım arkadaşıma tavsiyem, iletişim kurmadan sorgulamadan bir insanı tanımak neredeyse imkansızdır; ilişkinizde soru işaretlerine yer vermeyin!

Aşkla kalın... :)

28 Haziran 2012 Perşembe

Onunla mı, Onsuz mu ????


Zaman, aşkın en büyük düşmanlarından biridir hiç kuşkusuz...İlk çağlardan beri, zamana direnen aşklar değerlidir.Hepimiz hikayelerini duymuşuzdur; Leyla ile Mecnun'un, Ferhat ile Şirin'in...
Bu çağda ise aşkımızın büyüklüğünü ölçecek kadar zamanımız bile olmuyor maalesef. :) Hayat gailesi denen koşuşturmada ve ilişki içindeki tartışmalarda, anlaşmazlıklarda zaman su gibi akıp geçiyor.Mutlu zamanlarda var elbet, ama aklınızda hep sorular, şüphe ve endişeler...

İşte en önemli soru; "Onunla mı, yoksa Onsuz mu?" Her zaman ikileme düştüğünüz sorunun yanıtını bulmanız için size yardımcı ve kendinize sormanız gereken bir kaç soru hazırladım.Bakalım onunla devam mı etmeli, yoksa onsuz hayata mı alışmalı?Cevabı sorularda gizli... :)

"Sadece onu mu düşünüyorum?"
Bazen iki kişi asla yalnız değildir.Sebebi her ne olursa olsun, gerçek aşk, onunlayken dünyayı sildirir, başkası aklınıza gelse bile bu, çabucak sönecek bir düşüncedir.Eğer birlikteyken tamamen onunla oluyor ama yalnızken başkasını düşünüyorsanız, size tavsiyem kendinizi onun yerine koyun.Gerçek bir aşka sahipken, ister misiniz sevdiğinizi bir başkasıyla, sadece düşüncelerinde dahi olsa, paylaşmayı???

"Yalnızlıktan mı korkuyorum?"
Kendinize yetemeyecek kadar sıkılgan ve huzursuzsanız, yanınızda sürekli olan birini istersiniz.Ve yaşam enerjinizi ondan almaya çalışırsınız.Yalnız kalmamak için onunla birlikteyseniz, en kötü ihtimalle yalnızlık korkunuz zamanla alışkanlığa dönüşür.Herkesin aşkı kendine özeldir.Önemli olan tercihlerinizin farkında olmanız ve kendinize bile bile yalan söylememenizdir.

"Kendime vereceğim değeri ondan mı bekliyorum?"
Bazen birini elde etmeyi takıntı haline getirirsiniz, onun size aynı şekilde tutkuyla aşık olmasını beklerken yıllar geçer.Karşınızdakinin kim olduğu sizin için çokta önemli değildir.Önemli olan, onun sizi sevdiğini bilmenizdir.Bazen kendinizi değerli bir noktada görmek isteriz ve bunun için bir başkasının bakışına ihtiyaç duyarsınız.Kendinizi sevseniz, karşınızdakiyle iktidar, kazanan, kaybeden oyununa girmeseniz ve bunlar olmadan aşık olsanız???İşte o zaman yaşadıklarınız biraz daha gerçeğe yakın ve masum olabilir sanki...

"Çevresi ve parası olmazsa yine de sever miyim?"
Erkek arkadaşınızın çevresi çok geniş ve artık sizinde oldukça geniş bir arkadaş çevreniz oldu.Ayrıca maddi durumu oldukça iyi olduğu için sizi sürekli pahalı restorantlara götürüyor, pahalı hediyeler alıyor, arabasıyla gezdiriyor...Tüm bunlar sizin çok hoşunuza gidiyor.Peki düşünün bakalım, o bunların tümünü yitirirse de yanında sizi görebilecek mi aynı mutlulukla?!Eğer yaşadığınız gerçek ve saf bir aşk ise, sevgiye evrilip tüm engelleri birlikte aşabilirsiniz.Ancak durum böyle değilse, her şey pırıltısını çabuk yitirecektir.Neye sahip olduğu, kimi tanıdığı, size neler sunabildiği ile değil, sırf o olduğu için onu severseniz uzun ömürlü bir aşka sahip olabilirsiniz.

"Hayalimde yarattığım erkeğe mi benziyor?"
Her genç kız hayallerinde, görmek ve yaşamak istediği bütün güzellikleri ve mutlulukları barındıran bir erkek hayal eder.Belirlediğiniz özelliklerden bir kaçına sahip birini bulunca da, hemen o hayallere oturturuz onu.Bazen hayal kurma işini abartırsınız ve aşık olduğunuza o kadar çok inanmak istersiniz ki, ciddi bir yanılgaya düşersiniz.Karşınızdaki kişiye gerçekçi olarak bakın.Sonra da ona mı yoksa onunla hiç ilgisi olmayan kurgusal birine mi aşık olduğunuzu anlamaya çalışın.


"Araya zaman girince unutuyor muyum?"
Zamanın kalbinizin kimin için attığını söyleyen fısıltılarına kulak verin.Önemli olan zamanın aşkınız üzerinde nasıl bir rol oynadı ve sizin buna ne kadar teslim olduğunuzdur.

"Onun bana aşık olmasını mı seviyorum?"
Bazen başkasının kırdığı bir kalp, kendisini çok seven birinin yanında rahatlamaya, yaralarını iyileştirmeye çalışır.Bazen de egolar okşanmak ister ve birinin size aşık olması ilaç gibi gelir.Tüm bunlar normaldir, ancak aşık olmadığınızı bile bile kendinizi yüksek sesle bu aşka inandırmaya çalışmayın!!!


"Onun için zorlukları göze alır mıyım?"
Gerçek aşklar bir çok engelle büyük bir cesaretle savaşır.Ailelerin istememesine direnir, arkadaşların sevgiliden hoşlanmamasına karşı çıkar, parasal sorunları birlikte atlatır, ayrılık düşünüldüğünde sabırla bekler.Önemli olan ilişki süresince elinizden geleni yapmış olmanızdır.Böylece ilişkiniz bitse bile acısı tatlısı ile birlikte gerçek bir aşk yaşamış olduğunuz için kendinizi daha tam, doygun ve mutlu hissedersiniz.

"Onu affedebiliyor muyum?"
Gururunuz ağır bastığında bile, ondan ayrı kalmanın acısı sizi harap ediyorsa, sırılsıklam aşık olmuşsunuz demektir.Bu nedenle değişime teslim olmak, aşkınızın sapına kadar gerçek olduğunun bir başka ispatıdır.

Sevgiyle ve sevdiğinizle kalın...  :))