28 Eylül 2012 Cuma

50 cc "Sen" ...

Hani bazen içinizden bir ses, git, tut kolundan ve gözlerinin taa içindeki kendinle yüzleş der ya; hala orada mısınız, eskisi gibi sevdalı mı bakışları bilemeden...
Hani bazen içinizdeki ses, git, sadece O'nu değil, birlikte yürüdüğünüz sokakları, oturduğunuz kafeleri, gülüştüğünüz parkları ya da kalbinizin çarpmaya başladığı o yemyeşil çayırı geride bırakıp git! der ya; yapamazsınız, ne kadar kızsanız da bırakamazsınız hatıralarınızı öyle boynu bükük... 
Artık bir şeylerin üstünü kapatmak, yok-muş, hiç olma-mış gibi yapmaktır en büyük meziyetiniz...

Oysa, tuhaf ama bir acı vardır sizi hep huzursuz eden, içinizi sıkan ve çoğu zaman nefesinizi kesen; her adımda her adını andığında-anıldığında, içtiğin her yudumda yediğin her lokmada, söylediğin her sözde duyduğun her cümlede, her yattığında yanındaki boşlukta, uyurken her ürperdiğinde uyuyamadığında saç tellerinde, başını her yastığına koyduğunda sıcacık bir omuz aradığında, duyduğun her melodide, içtiğin her kadehte sarhoşluğunun her zerresinde...

Bu içini acıtan acının, derinlerde sızlayan ağrının da bir ağrı kesicisi olsa ya; günlerce haftalarca aylarca hatta yıllarca uyuştursa beni, bir daha sevmemecesine...


20 Eylül 2012 Perşembe

(B)İNDİRİM ZAMANLARI & KADINLARIN ALIŞVERİŞ TUTKUSU YAZI DİZİSİ-1

"ERKEKLER BİZİ ANLAMIYOR!" Yazı Dizisi  'nin ilk ve sanırım en can alıcı konusu; kadınların bitmek tükenmek bilmeyen alış-veriş tutkusu!
Kendimden biliyorum; kadınlar çoğu zaman sıkıntıdan, değişim arayışlarından, bir başkasında görüp çok beğendikleri bir kıyafete sahip olma arzusundan ya da sadece etiketinde "indirim" yazdığı için alış-veriş yapmak isterler. :) Ve hiç bir erkek bu konuda engin bir anlayışa sahip değildir!

Alış-veriş merkezlerinde şöyle ufak bir gözlem yapsanız, kadınların kıyafetlerin arasında dönüp dururken nasıl gözü dönmüş bir hale gelebildiklerine şahit olabilirsiniz.Hatta bu tutku çoğu zaman rüyalarına bile girer.Bir arkadaşımdan duymuştum, "rüyamda beğendiğim o etek %50 indirime girmişti." diyordu neredeyse ağzı sulanarak... :)

Araştırmalara göre, kadınların bu çılgınca alış-veriş arzusunun bir açıklaması yok.Erkeklerinde bu durumu anlayamaması bir yerde doğal yani...Ancak tahminler şöyle ki, bakımlı olmak ve dış görünüşüne önem vermenin dışında, bu çılgınlık özgüven eksikliğinden kaynaklanıyor.Kıyafetleri ve mücevherleriyle girdikleri ortamlarda dikkatleri üzerine çekmek isteyen kadınlar için maalesef söylenecek pek bir söz yok.Açıkçası anlaşılacak bir tarafları da yok, kabul.

Fakat bakımlı görünmek ve kendini iyi hissetmek her kadının hakkı diye düşünenlerdenim.Kaldı ki alış-veriş deyip geçmemek lazım; inanın bana her derde deva bir etkinlik... :)

Moralinizin en bozuk olduğu anda ya da sevgilinizden ayrıldığınızda, kendinizi eve kapatıp günlerce bunalıma girmek yerine, değerli olduğunuzu hissetmenize yardımcı olacak ufak bir yenilik sizi kendinize getirecektir.Erkeklerin bakış açısı ise, "bu kadar kıyafetin var bunu nerede giyeceksin!", "oha!bu elbiseye bu kadar para verilir mi!", "ne gerek vardı şimdi milyon tane ayakkabın olduğu halde bir yenisini almaya!", "senin bu çantaya verdiğin parayla ben dolabımı kıyafetle doldururdum!" gibi gibi gibi cümlelerle sadece sizi daraltır.

Hem onlar nereden bilecekler, alış-veriş yaparken ne kadar özgür, mutlu, heyecanlı ve bir de indirimleri yakaladıysanız ne kadar çılgın olabileceğinizi...Erkeklerin kadınları anlayamamasının temelinde, bir t-shirt ve bir pantolonla haftalarca yaşayabilme potansiyelleri yatıyor maalesef...


Bir de "moda" faktörü var tabii ki!
Televizyonda, internette ya da moda dergilerinde gördükleri her kıyafeti, mücevheri, ayakkabıyı bir anda beğenip, "bu benim olmalı" arzusuyla dolabiliyoruz!
Erkeklere de hak vermek lazım.Şöyle ki, moda olduğu için sokakta bir dönem herkes neon renklerde ışıl ışıl trafik lambaları gibi gezinirken; bir dönem de tuhaf kesimlerle ya da aynı tarz kıyafetlerle bizleri görüyorlar.Haliyle "hangisi benim hatundu yaa!" şeklinde ikileme düşmeleri de olası bir durum maalesef. :)

Tabii onlar "pişti olma"nın nasıl bir rezalet olduğunu bilemezler!Bizler modaya uyum sağlayalım, bakımlı ve özenli giyinelim derdindeyken aslında aynı fabrikanın üretim fazlaları gibi olduğumuz ayrıntısını kaçırıyor olabiliriz; fakat erkeklere ne kadar özenli de giyinseniz, ne kadar bakımlı da olsanız, ne kadar günümüz modasına uygun trendlerde de takılsanız YA-RA-NA-MAZ-SI-NIZ!

Size tavsiyem, siz siz olun alışverişe giderken kendi çapınızda romantizm peşinde koşturup erkek arkadaşınızı da davet etmeyin; aldıklarınızı eve geldiğinizde sergi şeklinde göstermek yerine bırakın giydiğinizde dışarıda bir yerlerde görsün; nezaketen de olsa fikrini sormak tam bir saçmalıktır (o bir hafta boyunca aynı t-shirt ve pantolonla gezinirken size fikrinizi soruyor mu!) ve son olarak alış-veriş etmek güzeldir. :)

İndirim zamanlarında (k)alın... :))

15 Eylül 2012 Cumartesi

"ERKEKLER BİZİ ANLAMIYOR!" Yazı Dizisi

Şimdiye kadar yaptığım araştırmalarda, gözlemlediğim birlikteliklerde ve hepsini bir kenara bırakıp kendi yaşadığım ilişkilerde gördüm ki, erkekler kadınları anlamıyor!
Biraz detayına inersek konunun, kabul etmek lazım ki kadınlar çok da şeffaf ve anlaşılır yaratıklar değiller.Erkeklere göre en azından... :) Fakat erkekler de bir o kadar küt, yani sabit ve tabiri caizse "odun" yaratıklar maalesef...

Bir çok ilişkinin bitme sebebi, anlayışsızlıklar oluyor malum.Burada sadece erkeklere yüklenmek değil niyetim; ama biraz gerçekçi düşünürseniz, biten bir ilişkinin ardından "neden bitti?" sorusuna erkeklerin verdiği cevap çoğunlukla aynıdır:
 "Ne biliyim abi, bitti dedi gitti, yine saçma bişeye trip atıyodur yaa..."  :)

Tabii ki durum bu kadar basit değil! Düşündüm taşındım ve sizler için bir yazı dizisi oluşturmaya karar verdim.


"Erkekler, biz kadınları neden anlamıyorlar?"
Başka bir deyişle, "Erkekler bizim hangi hareketlerimize anlam veremiyorlar? Neden?"


Sizlerden de yaşadığınız ilişkilerde ya da gözlemlediğiniz ilişkilerdeki anlayışsızlıkları benimle paylaşmanızı istiyorum.
  didemgvn13.11@gmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz.Maillerinizi bekliyorum.

Aşkla ve anlayışla kalın... :)))

OTURMAYA MI GELDİK ?? & "İLİŞKİ'YE İLİŞKİ'N EDİRNE'DE :)

Bahsettiğim üzre geçtiğimiz günlerde, bütünleme sınavlarım dolayısıyla Edirne'ye gitmiştim.Tam anlamıyla sınav bahane, eğlence şahane oldu tabii ki. :)
Toplamda 4 senedir, fakat yoğunluklu olarak son 2 senedir, kış ayları boyunca sevincini, üzüntünü, kırgınlığını, sevgini, aşkını, acını, huzurunu, göz yaşını, ızdırabını, sofranı, ekmeğini, aynı evi, odanı, her şeyiyle hayatını paylaştığın candan dostlarını görünce insan mutluluğu daha bir başka oluyor.Eksiklerimiz olsa da toplanabildiğimiz kadarıyla  sınav sonrası durmaksızın bir eğlence furyasına tutulduk gittik. :)

İşte en güzel anlar...


Edirne - Karaağaç'ta yeşilliklerin içinde, bin bir türlü çeşidiyle "Yeşil Sera"'da kahvaltımızı yaptık.Lor peyniriyle kavrulmuş biber, çeşitli baharatlardan ağzınızda harika bir lezzet bırakan Poy'a kadar, masadaki her şeyi silip süpürdük desem yeridir. :)


Akşamın ilk ışıklarıyla kendimizi sokağa atıp, biraz kafa dağıtıp, bütün yazın dedikoduları ve özlemleriyle dolu sohbetimizi ettik, yedik, içtik ve çooookkk eğlendik. :)


"Yeşil Sera"'da kahvaltımızın ardından içtiğimiz enfes Türk kahvesi, bütün enerjimizi depoladığımız "Punto Shot Bar"'daki ilk deneyimimiz "Tequila Tabasco"...Acı sosla hazırlanan tekilanın ardından alışık olduğumuz tuz ve limonun aksine, karabiberli domates yemeyi denediniz mi hiç??? Alkol severlerin kesinlikle denemesi gereken bir içecek... :)


Vee gecenin sonu... Üzerimizdeki bütün negatif enerjiyi, elektriği atıp; yüzümüzde kocaman gülümsemelerle ve büyük bir rahatlamayla evlerimize döndük.
Çoğu zaman insan fark etmese de, bir çok şeyi biriktiriyormuş içinde...Ben genelde çevremdeki dostlarımla paylaşarak, anlatarak rahatlamayı tercih edenlerdendim.Ama rahatlamak için her zaman aynı tercih işe yaramıyormuş.

Öyleyse, "AZ LAF BOL EĞLENCE" diyorum ve okullar açılana dek İstanbul'un sefasını sürmeye devam ediyorum.

Peki ya siz içinizde biriktirdiğiniz yaşanmışlıklardan nasıl kurtuluyorsunuz???
Yorumlarınızı bekliyorumm. :))

13 Eylül 2012 Perşembe

Basit Yaşayacaksın Basit...


"Basit yaşayacaksın basit, 
Mesela susayınca su içecek kadar basit.
Dört çıkacak, ikiyle ikiyi çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
Tek bir düğme, tek bir cümle gibi. . .
Sevince lafı dolandırmadan söylediğin "seni seviyorum" gibi.
Basit bir öpücük yetecek sana. . .
Basit, sıcak bir öpücük; ve o öpücükle dolacak tüm günlerin,tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatinin kavgasını,
Öpücük için yiyeceksin hayatinin dayağını.
Kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu
El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak
en değerli kağıdın-hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın.
İki harekette giyiniverecek, iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman, ve yola çıkman arasında geçen süre;
Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman ve
Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;
bakışların bile anlatabilecek kendini
Beklentilerin de basit olacak:
Kaf Dağı'nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana en ucuz romanını;
Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.
Bir kaşarlı tost olacak aradığın nasıl oturacağını bilemediğin sofrada,
parmakların en kıymetli çatalın.
Yine, ayni parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
İskender'in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.
Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana kontrplak bir gitarda doğru basilmiş 
bir fa diyezin mutluluğunu
Makyajı ilk "a"sına kadar bilmen yetecek.
Temizlik kokacak en pahalı parfümün.
"Bilmiyorum" diyebileceksin bilmediğinde ve çok normal olacak "bilemeyesin".
Tek dereden su getirmen yetecek, bir "istemiyorum" diyebilmeye,
Ne durduğu fark etmeyecek abanin altında.
Saatin, sadece saati gösterecek,
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın,
Küçük bir not defteri olacak "bilgini" en hızlı sayan
Basit yasayacaksın, basit.
Sanki yasamın bir gün sona erecekmiş gibi basit. . .
ÇAY , SİMİT VE PEYNİRLE"

* Nazım Hikmet Ran *



Yaşamın değerini bilmeyenlere, anlık mutlulukları ve hazları için yarınlarını yok sayanlara, sevgiyi zora sokup çetrefilli bir hale getirenlere, hayatları boyu suratlarında palyaço gibi iyilik makyajıyla gezenlere, kendi menfaatleri ve rahatları için yalan söyleyenlere, duygularını pervasızca yaşayıp karşılarındakinin canını acıtanlara, duygularından ve "aşk"tan yoksunlara, tabiri caizse anın bile değerini bilmeyen "boşuna nefes alıp verenlere" ithaf ediyorum...

MESAFELER PROBLEM YARATMASIN & SİZİ YIPRATMASIN!

Farklı şehirlerde aynı ritmde atan kalpler...
Üniversitede, tatilde ya da internette tanıştığınız biriyle ilişkinizi yürütmek, aradaki mesafeler yüzünden sizleri zorlayabilir.Birlikte çeşitli geçiş dönemleri atlatırsınız ilişkiniz boyunca, genede tartışmalar da kavgalar da bu dönemde ortaya çıkar.Elinizden telefon düşmez, her an haber almak ya da vermek üzeresinizdir.İletişim kurmak adına teknolojinin bütün nimetlerinden faydalanırsınız, fakat mesafeler zamanla probleme dönüşmeye başlar.

"İlişki'ye İlişki'n"den uzaktaki sevgilinizle problemsiz bir ilişki yaşamanız için öneriler...


GÜVEN...
Tüm ilişkilerin temelinde hiç kuşkusuz güven yatar.İlişkinizde mesafeler sizi ne kadar ayırırsa ayırırsın, partnerinize güvenmeyi öğrenmek durumundasınız.Hem unutmayın, karşılıklı güven duygusunun hissedildiği bir ilişkide, mesafeler sizin için hiç bir zaman problem yaratmayacaktır.

İLETİŞİM...
Teknoloji çağında yaşadığımızı unutmayın! Her şeye ve herkese yalnızca bir tuş kadar uzaksınız aslında.Teknolojinin bütün nimetlerinden yararlanmalı ve aranızdaki iletişimi koparmamalısınız.Tabii bu tek taraflı olacak bir şey değil.Bayanlar ve Beyler, iletişim karşılıklı yapılan bir eylemdir! "Nasılsa sen beni arıyorsun" mantığını ilişkinizden uzak tutun!

BULUŞMA...
Uzakta yaşanan ilişkilerin en büyük sorunudur, istediğinizde sevdiğinizi görememeniz...Ama bunu sıkıntı haline getirmek hem sizi hem de partnerinizi sıkıntıya sokmaktan başka bir şeye yaramaz.Siz siz olun, uzun bir süre sonra yaptığınız buluşma planını sakın ertelemeyin.Ayrıca "en son ben gittim, bu sefer de o gelsin" gibi bir mantıkla bakarsanız buluşmalarınıza, ilişkinizi saçma triplerinizle ufak ufak yaraladığınızı er ya da geç anlarsınız.

SÜRPRİZLER...
Aranızdaki mesafelerin ilişkinizi yeterince zorladığı bir gerçek! Öyleyse yapacağınız minik sürprizlerle hem aranızdaki heyecanı daha canlı tutmuş olursunuz, hem de partnerinize verdiğiniz değeri hissettirmiş olabilirsiniz.Sevgilinizin hiç beklemediği bir anda, bulunduğu şehre onu görmeye gitmeniz size olan sevgisiniz ve güvenini daha da arttıracaktır.

ANLAYIŞ...
Uzak ilişkilerin en büyük sorunlarından biri de yanlış anlaşılmalardır.Yüz yüze duygularınızı ifade edemediğiniz için, çoğu zaman birbirinizi yanlış anlamanız olasıdır.Çoğu zaman partnerinizin yaptığı şakayı bile ciddiye alabilirsiniz ve sonucunda beklenmeyen büyük kavgalar ortaya çıkabilir.Size tavsiyem, öncelikle konu her ne olursa olsun partnerinizi dinleyin ve anlayışlı olmaya çalışın.

Uzakta da olsanız sevginiz, yüreğiniz, aklınız ve geleceğinizin birlikte olduğunu düşünüyorsanız, pes etmeden ve önerilerimi dikkate alarak problemsiz bir ilişki yaşayabilirsiniz.

Aşkla kalın... :))

9 Eylül 2012 Pazar

"Yolcu Yolunda Gerek..."

Malum öğrencilik hayatım devam ediyor.Üniversite son sınıfta olsam da, yarın ilkokulların açılmasıyla beraber ben de yollara düşüyorum.Bütünleme sınavlarının azizliğine uğramanın acısını, 3 günlük Edirne yolculuğuyla yaşayacağım sanırım... :( 

Ama en büyük mutluluk arkadaşlarıma kavuşmak olacak tabii ki, bir kısmı da olsa... :)) Zamanla hayatıma girip, çeşitli huyları, sevdikleri-nefret ettikleri, güldükleri-ağladıkları, istedikleri-istemedikleri, beğendikleri-hoşlanmadıkları türlü türlü olan canım arkadaşlarım; ailemden bir parça olmuşlar...Araya giren yaz tatili ne birikimlere, ne dedikodulara, ne mutluluklara, ne yeni havadislere ve en büyüğü de ne özlemlere yol açtı kim bilir...Bunları düşündükçe yarını iple çekiyorum diyebilirim. :)

Bir süre siz takipçilerimden ayrı kalacağım için üzgün olsam da; sizlerle, bloğa girdikçe biraz keyiflenmeniz için, son zamanlarda sıklıkla dinlediğim bir şarkıyı paylaşacağım.Bakalım sizde de aynı etkiyi yaratacak mı????


Gökhan Türkmen-Bitmesin :)

Ben klibi izlerken inanılmaz keyif alıyorum, yorumu sizlere bırakıyorum ve Edirne'ye doğru yollanıyorum; eee yolcu yolunda gerek.
Bana iyi yolculuklar... :))

Veee sizlerde bu sırada "Aşkla kalın" efendimmm.. :)