kadın ve erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın ve erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2012 Perşembe

Aynı Pencere, Sen ve Ben ...

Çevremizde insanlar, olaylar, bir curcurnadır gidiyor hayat...
Herkes bir şeylerden şikayetçi, herkes bir şeylerden mutlu, herkes yalnızlıkla savaşıyor ve kalabalıklar içinde, herkes sevdiğiyle mutlu...
Peki ya siz?
Ne kadar farkındasınız hayat akıp giderken yaşananların, yaşadıklarınızın??


Binde bir karşınıza çıkan dostluk, arkadaşlık, sevgililik fırsatlarının ne kadar farkına varıyoruz?
Akşamın bir köründe yorgun bedenimizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz, omzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun, belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında ne kadar fark edebiliyoruz??
Sevmek gayette zor, hele bir de güvenmek...Ama öyle bir gün geliyor ki, öyle bir an oluyor ki...Karşınıza çıkan hayatınızın biriciği ve benzersiz diyebileceğiniz insanla şimdiye kadar düşündüğünüz her şey bir anda yok olup gidiyor.Kendinizi resetleyip kaldığınız yerden devam ediyorsunuz, onunla...

Sadece yanında olmak isteğidir her şeyin ötesinde; yer-zaman-mekan hiç fark etmeksizin...Onun soluduğu havada hayat bulmaktır.Bütün küskünlüklerinle barışmak, midene kelebeklerin hücum etmesi, en berbat melodinin bile kulağında bıraktığı güzel ezgiler ve artık hayatın iki kişiliktir.

Sevmek böyledir, bakışından güven duymak ve elini tutuşundan bütün sıcaklığını hissetmek...Tek bir cümlesiyle berbat bir günün, bir şölene dönüşmesi ve en ufak bir gülüşüyle kalbinize dokunması...

Yani uzun lafın kısası, her ne olursa olsun onu anlamak ve dünyaya aynı pencereden bakmaktır, aşk...

Aşkla kalın... :))

6 Temmuz 2012 Cuma

Ben Nasıl Evleneceğim ?

Evlilik...Birbirini seven iki kişinin hayatlarını birleştirmesidir pratikte.Fakat geçenlerde okuduğum bir yazıya göre, evliliğinde bir sürü çeşitleri varmış.Nasıl olur diye düşünüyorsunuz değil mi?
Bu ilginç evlilik çeşitlerini sizlerle de paylaşmak istedim.Benim de aklıma bu kadar çok evlilik çeşidi gelmemişti açıkçası... :)

İşte türlü türlü halleriyle evlilik...


Görücü usulüyle evlenme:
Geleneklerin ağır bastığı yörelerde görülen evlenme biçimidir.Bunda kız seçme işi, doğrudan anne, baba ya da aile büyükleri, aile yakınları tarafından gerçekleştirilir.Gencin kızı beğenmesi ya da beğenmemesi çok da önemli değildir.

Kız kaçırma (Düğünsüz evlenme):
Ailelerin evliliğe kesinlikle karşı çıkması durumunda ortaya çıkan bir evlenme biçimidir.Bu durum daha çok erkek tarafının sosyo-ekonomik yetersizliği ya da diğer sebeplerden dolayı kızın ailesinin karşı çıkmasıyla gerçekleşir.Bu engeller arasında kızın ailesinin başlık parası istemesi önemli bir yer tutuyor.



 Başlık parasıyla evlenme: 
Daha çok Doğu ve Güneydoğu kırsalında yaygın olan başlık parası, erkek tarafının kızın ailesine para, altın, ev, bahçe, tarla ya da hayvan vermesiyle gerçekleşir.Başlık, kadını bir mal olarak gören dar bir zihniyetin de ürünüdür denilebilir tabii ki...

Baş örtüsü kaçırma yoluyla evlenme:
Hakkari, Van, Ağrı ve Erzurum'un ilçelerinde rastlanılan bu evliliğin gerçekleştirilmesinde, kıza ait bir eşyanın kaçırılması, kızı kaçırmakla eş tutulur.Erkek tarafı, kızın ailesiyle anlaşmak zorundadır.

Beşik kertme evliliği:
Birbirini çok seven eş-dost, komşu veya yakınlar, çocukları beşikteyken, beşiklerine birer kertme vurarak nişanı gerçekleştirirler.Aslında büyüdüklerinde de söz ve nişan derdi olmadan evlenmeleri de söz konusu olabilir. :)

Tay geldi evliliği:
Dul bir kadının eski kocasından olan çocuklarını yanına alarak dul bir erkekle ya da dul bir erkeğin eski karısından olan çocuklarını yanına alarak dul bir kadınla gerçekleştirdiği evlilik biçimidir.Kadın veya erkeğin yanında getirdiği çocuklara, "tay geldi" denilmektedir.Bu durumda kendileri de at mı oluyor acaba? :)

Kuma getirme evliliği:
Cumhuriyetten önce, karısı kısır olan ya da erkek çocuk dünyaya getiremeyen erkek yeniden evlenirdi.Günümüzde Doğu ve Güneydoğu'nun kırsallarında hala devam eden kuma getirmede, ilk evlenilen kadın kuma geldikten sonra ikinci plana düşmekte ve horlanmaktadır.

Berdel evliliği:
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da halen devam etmekte olan berdel ya da bedel evliliği, kızları ve oğulları olan iki ailenin, karşılıklı olarak hem kızlarını hem de oğullarını evlendirmeleriyle gerçekleşir.

Sorarat evliliği:
Özel kültürel bir adettir.Dul kalan kocanın, eşinin evliliğinden sonra ölen karısının kardeşiyle evlendirilmesi şeklinde gerçekleşir.Öksüz kalan çocuklara üvey anne olarak teyzenin seçilmesi, daha hoşgörülü davranacağı düşüncesinden kaynaklanmaktadır.

İçgüveyi evliliği:
Erkek çocuğu olmayan ve ekonomik durumu iyi olan bazı aileler, kızı dışarı verme yerine damadı kendi evlerine almayı tercih ederler.Bunu özellikle tek kız çocuğu olan aileler tercih etmektedir.

Yetim evliliği:
Anne ve babası ölmüş, kardeşi olmayan erkek ya da kızın, ileride kimsesiz kalmaması için yakın akrabalarından biriyle evlendirilmesi şeklinde gerçekleşir.

Yakın akraba evliliği:
Türkiye'de evli çiftlerin yaklaşık olarak dörtte birinin akraba ve eşlerinin %80'inin kardeş çocukları oldukları belirtilmektedir.

Para karşılığı evlenme:
Doğu ve Güneydoğu Anadolu kırsalındaki eğitimsiz ve yoksul çevrelerde gerçekleşir.İlköğretim çağındaki çocukların okula gönderilmeyerek veya okuldan alınarak para karşılığı evlendirilmesidir.

Tanışıp anlaşarak evlenme:
Büyük kentlerde ve eğitim düzeyinin yükseldiği çevrelerde yaygın olan bu evlenme biçiminde, kız ve erkek bir süre birbirlerini tanıdıktan sonra karşılıklı olarak evlenmeye karar verirler.Kişiliğini bulmuş, ekonomik düzeyi yüksek bilinçli gençler, bu yolla evliliği tercih etmektedir.

Kan parası karşılığı evlenme:
Genellikle doğu bölgelerinde, öldürülen kişinin kan bedeli olarak altın, para, mal mülk istenildiği gibi kız da veriliyor.Temelinde eğitimsizlik yatan ilkel bir evlenme biçimidir.

Raslantı evliliği:
Raslantı sonucu, sonu düşülmeden karar verilen evlilik biçimidir.Bir yolculuk sırasında ve ya eş-dost, akraba evinde karşılaşma, telefon konuşması sırasında sesten etkilenme gibi gibi nedenlerle bu evliliğe kısa sürede karar verilmektedir.Yani bu gün "merhaba" dediğiniz biri, ertesi gün kocanız ya da karınız olabilir. :)


Muta evliliği:
Geçici bir süre için yapılan evliliktir.Daha çok İran'da yapılan bu evlilik biçimi, Türkiye'de de bazı çevrelerde görülmektedir.

İlan yoluyla eş seçme:
Son zamanlarda gazete, dergi ve televizyonların teletex sayfalarına ve internete ilan vererek eş seçme yoluna gidildiği sıkça görülmektedir.Bir de televizyonlardaki evlenme programlarına eş seçmek üzere gidenlerin sayısı gitgide artmaktadır.

21 Nisan 2012 Cumartesi

Ayrılığın Göbeğine Getiren Sebepler

Çoğumuz çok mutluyken ilişkisinin nasıl olup da kötüleştiğine ve bittiğine anlam veremez.İlişki tükenmeye başladığında, onu toparlayabilmek çok kolay olamıyor maalesef...Çiftler farkına bile varmadan bir anda kendilerini ayrılığın göbeğinde buluveriyorlar.

Yapılan bir ankette, çiftlerin ayrılıklarında en çok rol oynayan sebepler ortaya çıkarılmış.Bende sizler için araştırdım ve işte sıklıkla rastlanan sebepler...


AYRILIYORUZ ????

  • Aşk bitti. (% 39.7)
  • Aldattı. (% 36.6)
  • Yalan söyledi ve ona asla bir daha güvenemedim. (% 29.3)
  • Sürekli kavga ediyoruz ve artık beraber olamayacağımızı fark ettik. (% 29.1)
  • Romantik şeyler yapmaktan vazgeçti. (% 21.8)
  • Bekar olmayı ve gece dışarı çıkmayı özledim. (% 21.4)
  • Kariyeri konusunda hırslı değildi. (% 20.6)
  • Ailem ve arkadaşlarımla uyum sağlayamadı. (% 18.9)
  • Cinsel ilişkimiz kötüydü. (% 15.7)




Ayrılığın nedenleri konulu araştırma sonucu ortaya çıkan başka bir nokta da, kadınların onlara evlenme teklifi etmekte geciken erkekleri de terk ettiği yönünde...Beklemek, hele ki süre gitgide uzuyorsa, biz kadınlara göre bir şey değil sanırım. :)
Bunun dışında; erkeklerin aşırı porno izleme eğilimi, annelerinin kuzuları olmaları ve sevgililerinin en yakın arkadaşları ile fazla samimi olmaları da ayrılık sebebi olarak olarak belirtilmekte...
Dikkat edin beyler, sevdiğiniz kadına karşı bir adım atarken bir kez daha düşünün derim. ;)
Peki sizin ilişkinizde bu durumlar mevcut mu????

19 Nisan 2012 Perşembe

İlişkilerde Kadınların Ofsaytları

Aramızda kalsın ama düşündüm de hep erkeklere yüklenmek de bir yere kadar... :) Biraz da bizim ilişkilerdeki hatalarımıza göz gezdirelim dedim ve biraz gözlemledim.Sanırım bizde sütten çıkmış ak kaşıklar değiliz.
Bakalım kadınların ilişkilerde sıklıkla düştükleri hatalar nelermiş?İlişkilerde kadınların hangi davranışları başarısız olmalarına neden oluyor? 
İşte yanıtı...

Konuşmaya zorlamak,
Rica yerine emretmek,
Hesabı sürekli ona ödetmek,
Gereksiz yere ağlamak,
Arkadaşlarınıza sevgilinizi kötülemek,
Üstüne fazla düşmek,
Geleceği planlamak,
Onun sadece size ait olduğunu düşünmek,
"Biz" kelimesini çok erken kullanmak,
Hayatınızla ilgili detayları açıklamak,
Komutan rolüne bürünmek,
Her şeyi bir trajediye çevirmek,
İlişkiye cinsellikle yön vermek,
Hemen hayatının içine almak,
Sürekli borç vermek ve hediyeler almak,
Hemen planlar yapmak,
İhtiyacınız olduğunda destek almamak,
Onun kurtarıcısı olmayı istemek,
İlişkinin her daim sizi mutlu etmesini beklemek...




Gibi gibi gibi ve daha örnekler çoğaltılabilir.Ama söylemeden geçemeyeceğim, kadınların yaptığı çoğu hataya sebebiyet de maalesef ki erkekler oluyor.Örnek vermek gerekirse, bir insanı hayatınızın erkeği olarak gördüğünüz için hayatınızın tam merkezi haline getirirsiniz.Ama öyle odunluklar yapar ki, siz gelecek planları yaptığınız için, onunla vakit geçirmek istediğiniz için, "sen ve ben" diye ayırmayıp "biz" dediğiniz için suçlu olursunuz.
Aman dikkat bayanlar! Mutlu ve başarılı bir beraberlik için ilk kural, kendinizi hemen kaptırmayın.Değer gördüğünüz kadar, değer vermeyi bilin.
Aşkla kalın...

16 Nisan 2012 Pazartesi

Öpüşelim mi ???

Öpüşmek, sevginizi gösterebileceğiniz en güzel yöntemlerden biri.Bir çok tarz var fakat bu kimi öptüğünüze göre değişir.Hissetikleriniz ya da kişinin size hissettirdikleri...
İşte öpüşme hakkında bilmeniz gereken ilginç gerçekler...



Sağlıklıdır...
Öpüşmenin sağlıklı olduğunu biliyor muydunuz?Bu aktivite cildinizi gençleştirir, kan dolaşımına yardımcı olur, diş çürümesini engeller ve çoğu zaman baş ağrısını geçirir.Bir daha ki sefere başınız ağrıdığında, sevgilinizin gelmesini bekleyin. :))



Egzersiz gibidir...
Yanağa kondurulan bir öpücük sadece 2 kasın çalışmasını sağlar.Fransız öpücüğü ise, yüzünüzde 34 kasın çalışmasını sağlar.1 dakika boyunca öpüşmek, 26 kalori yakmanızı sağlar.1 saat boyunca öpüştüğünüz de ise, toplam 1.560 kalori yakmış oluyorsunuz.Bir nevi diyet programı gibi yani... :)

Uyuşturur...
Öpüşürken salgılanan morfinler, tıbbi morfin etkisinden 200 kat daha güçlüdür.

Bakteriler...
Öpüşme sırasında 278 bakterinin aktarıldığını biliyor muydunuz?Yani uzun bir öpüşme ile 10 milyon bakteri transferi yapabilirsiniz.Bu nedenle öpüştüğünüz insanın ağız temizliğine önem vermekte çok haklısınız.

Hastalıklar...
Bazı hastalıklar öpüşme yolu ile bulaşabilir.1997'de bir kadın öpüşme ile HIV kapmıştı.Bana olmaz demeyin.Bu nedenle öpüşmeden önce bir kez daha düşünün.







Yasaktır...
Bazı yerlerde öpüşmek yasaktır.16. yüzyılda Napoli'de halk arasında öpüşenler, idam cezası alıyorlarmış.Hala bazı yerlerde halk arasında öpüşmek yasak.Bunlar arasında; Amerika'da Ceder Rapids ve Hartford Connecticut var.

9 Nisan 2012 Pazartesi

HERKESE BİR DOZ "AŞK"




Bir aşık olun ve görün vücudunuzdaki değişimi...
Günlük hayatta ağzımızdan en az 3-5 kez çıkan ve bizi kimi zaman depresyonlarda sürükleyip kimi zaman da mutluluktan midemizde kelebekler uçuşturan "aşk", aslında sadece bir duygu olmanın ötesindeymiş.
Bizler aşık olunca nasıl ki böyle değişik havalara bürünür, sevgi kelebeği kıvamında etrafa gülücükler saçarken sevgi patlamaları yaşıyorsak; vücudumuzda da bir çok değişiklik meydana geliyormuş.
İşte aşık olduğunuzda biyolojik yapınızda oluşan sevgi patlamaları... :)




Aşk zekayı arttırıyor.Aşık olmak vücut ve zihin üzerinde sakinleştirici bir etkiye sahip.Sinir sistemini onarmaya yardımcı oluyor ve yeni beyin hücrelerinin yetişmesini tetikleyerek hafızayı geliştiriyor.
Tabii ki uyumsuz ve sizi anlamayan bir partneriniz varsa bütün sinir sisteminiz alt üstte olabilir. :)



Bağışıklık, endokrin ve kardiyovasküler sistemlerine faydalıdır.Faydaları bir kenara, aşkı yaşamıyorsak, bedel ödemek durumunda da kalabiliriz.Şöyle ki, araştırmalara göre aşk, bağışıklık, endokrin ve kardiyovasküler sistemlerini zararlı etkileyen negatif duyguları nötralize ediyor.




Aşk, kalbinize iyi geliyor.Beyin hoşlandığınız birinden bahsederken ateşleniyor ve kalbinizi normalin 3 katı hızlı attıracak dürtüleri yolluyor.
Kuzey Carolina Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre, sarılma ve konuşmanın dahil olduğu yakın fiziksel temaslarda bulunan çiftler, daha yüksek oksitosin (aşk hormonu) seviyelerine sahipler.Ayrıca aşk, kadınların kan basıncını da düşürüyor.


Aşk, kolesterolünüzü düşürür.Bir gazetede yer alan habere göre, sevgiyi ifade etmek kolesterolünüzü düşürüyor.Yakın arkadaşlara, sevilen akrabalara yada partnerinizle ilgili hislerinizi kağıda dökmek belirgin şekilde kolesterolünüzün düşmesine yardımcı oluyor.
Aşk, gençlik iksiridir. :)
Aşıkken vücut tarafından salgılanan endorfin, cilde kan akışını yükseltir ki bu da yumuşak, pürüzsüz kılan ve kırışıkları önleyen bir şeydir.



İşte tüm bu sebeplerden dolayı ben de reçetenizi yazıyorum; herkese benden günlük bir doz aşk... :)))

7 Ocak 2012 Cumartesi

Farklıyım...! Farklısın...! Farklı...!

Geçenlerde okuduğum bir gazete haberini sizlerle paylaşmak istedim.Habertürk gazetesinin haberine göre, İngiliz ve İtalyan psikologlar tarafından yapılan araştırma sonucu, gerçekten de erkeklerin Mars'tan, kadınların da Venüs'ten geldiği ortaya çıkmış.:)))


Araştırma diyor ki, kadın ve erkeklerin kişisel özelliklerinin sadece yüzde 10'u birbirlerine benziyormuş.Hatta benzer ve farklı yönlerini de açıklıkla ortaya koyuyorlar.Bakalım gerçekten de öyle mi?

FARKLILIKLAR
  1. Duygusallık 
  2. Sıcaklık
  3. Anlayış
  4. Gerilme
  5. Kendine güven
  6. Hayat doluluk
  7. Dalgınlık
BENZERLİKLER
  1. Dominant olma
  2. Kuralcılık
  3. Uyanıklık
  4. Değişime açıklık
  5. Sosyal cesaret
  6. Yalnız kalma isteği
  7. Mükemmelliyetçilik

Fotoğraflardan ve haberden de anlaşılacağı üzere, her daim farklı düşünen, farklı yaşayan, farklı anlayan, farklı hisseden, farklı beklentileri olan ve tamamen farklı iki gezegen kadın ile erkek...Araştırmalarıma göre Mars ve Venüs, 3 Ekim dolaylarında kavuşacakmış.Ne dersiniz, belki de sizler için sonun bir başlangıcı olur...:)))Düşünsenize eşiniz yada erkek arkadaşınız duygusal bir ortamda, tüm samimiyeti ve sıcaklığıyla, ne isterseniz yapan ve sizi anlayan tavırlarla, saçma gerginlikler yaratmayan, kendine ve en başta da size güvenen, yüzünde hayat dolu gülümsemesiyle, geleceğinize dalıp gitmiş durumda karşınızda duruyor 3 Ekim'de...:)))) Hiç fena olmazdı gerçekten deeeee...;)


6 Ocak 2012 Cuma

"Sevmek Eskidenmiş Güzelim..."

Ne de çok seviyoruz, seviliyoruz değil mi?Başlıyoruz sonu baştan belli sevdalara, kaptırıyoruz kendimizi...Hem de sonunu bile bile...Yaşıyoruz, nefes alıyoruz, yaşadığımızı sandıklarımız ile mutlu oluyoruz.Sonra da bitişler ile yıkılıyoruz, her bitişin bizden götürdükleriyle eksiliyoruz.
Sevgi, dünyanın en büyük mutluluğu değil mi aslında?! Eskiden sevdiğine dokunmanın, görmenin, sohbet etmenin bir değeri varken yoklukta; şimdilerde her şey el altında...Kendi yarattığımız sevgilerle, kendi duygularımızı değersizleştirmenin acı bir tecrübesi belkide...
Hayat, sarılıp başa alınan bir kaset gibi...Belirli olaylar zinciri...Ne yaparsak yapalım yine bildiğimiz sona koşuyoruz.Sonunun ne olacağını bile bile o sonu görmek istiyoruz.Gerçekten acayip varlıklarız.Ne olursa olsun yarını düşünmeden seviyoruz yinede.Yanacağımızı bildiğimiz ateşlerde yürüyoruz da, biz yanarken üstümüze su döksünler beklentisindeyiz.
Her defasında bu "beklentiler" yüzünden değil mi sıkıntımız?! Silin atın bakalım o "beklenti" denen illeti sevgi yumağınızdan...Sizden geriye ne kalacak peki...?
Salmalı bazen ipini bütün sevgilerin...Hani sürekli aynı evdeyken anlamazsınız annenizi babanızı nasıl özlediğinizi de; şehir dışında okumaya, askere yada bir tatile gittiğinizde anlarsınız aslında ne kadar da özlediğinizi...İşte bu tatillere, gitmelere ihtiyaç duyuyor sevgiler...Ama öyle 1-2 gün değil, boylu boyunca dinlendirmeli düşünceleri, bir deniz kenarında sakinleştirmeli duyguları ve bir sahil kasabasında huzura erdirmeli sıkıntıları...
Şimdi derin bir nefes alıp sorun kendinize, bu hissettiğiniz şey ne? Alışkanlık mı, ilgiye açlık mı, esaret mi, bağlılık mı, sevgi mi...?!

29 Aralık 2011 Perşembe

Yeni Yılda Yeni Kararlar

Yeni yıla girmeye ramak kala yeni kararlar alıp, yeni yılda daha uygulanabilir kararlar ve ulaşılabilir hedeflerle daha mutlu olmanız mümkün.İşte size yardımcı olacağını düşündüğüm ufak tefek tiyolar...
Beni ne daha mutlu eder? :Hobilere daha fazla zaman ayırmak, arkadaşlarla daha fazla zaman geçirmek, etkinlikleri daha sıkı takip etmek, farklı insanlarla tanışmak...Ve daha pek çok şey...Peki bunlardan hangisi yada hangileri sizi daha mutlu eder?Bunları yeni yılda hayatınıza daha fazla katmaya çalışın.Eminim daha mutlu olacaksınız.Bir de tersini düşünün, sizi mutsuz eden şeyler...Eşinizle yada erkek arkadaşınızla daha fazla tartışmak, çocuklarınızı azarlamak, asosyal bir insan olmak...Bunlarıda yeni yılda hayatınızdan çıkarmak için çabalamaya karar verin.Unutmayın, inanmak başarmanın yarısı demezler mi...:))
Hayatımda neleri değiştirebilirim? :Karar vermek zor ama verilen kararları uygulamak daha zor öyle değil mi?Düşünün mesela her pazartesi başlanan ve salı sona eren rejim çılgınlığı gibi...:)Olumlu olmak, hayatın daha eğlenceli yanlarını görmek ve hayattan keyif almanızı sağlar.Ama tüm bunları ölçüp tartmak ve uygulanabilir olup olmadığına karar vermek pek de kolay değil.Öyleyse daha uygulanabilir kararlar almak lazım.Örneğin, "Haftada en az bir kez sinemaya gideceğim." yada "Kendimi kötü hissettiğimde eğlenceli şarkılar dinleyeceğim." gibi somut kararlar almak hedefe ulaşmanızı kolaylaştırır."Bundan böyle sağlıklı besleneceğim." gibi muğlak kararlardan ziyade "Her öğlen salata yemeye özen göstereceğim." diyebilirsiniz.
Kararlarımda "evet"lere mi, "hayır"lara mı daha fazla yer vermeliyim? :Bazı insanlar negatif kararlardan hoşlanmazlar.Yani "hayır, "yapmayacağım" gibi net olumsuz kararları pek sevmezler.Bu durum sizi anlatıyorsa, pozitif kararlar almayı deneyin.Neticede bir cümle iki yönden de kurulabilir.Fakat negatif kararlar almak sıkıntı yaratmıyorsa, aynı yoldan devam...:)

Yeterince ulaşılabilir hedefler mi koyuyorum kendime? :Çoğu insan yeni yıla müthiş bir hırsla girip, kendine büyük hedefler belirliyor.Bu hedefler doğrultusunda bütün hırsıyla başladığı yılın daha ilk ayında, aldığı kararları uygulamada başarısızlıkla karşılaşıyor.Tavsiyem küçük ama etkili hedefler ve kararlarla, yeni yıla küçük adımlarla başlayın.Küçük başarılar, büyük hedeflere ulaşmak için sizi hem motive eder hem de enerji verir.
Belirlediğim hedefler benim kontrolümde mi? :"Bu yıl kızımın/oğlumun üniversiteyi kazanmasını hedefliyorum." yada "Erkek arkadaşımın romantik olmasını hedefliyorum." gibi sizin elinizde olmayan kararlar, uygulamada işinizi zorlaştırabilir.Sadece kişisel kararlar vermeli ve uygulamada sıkıntı çekmemelisiniz.Böylece kararlarınızı kontrol etmeniz de daha kolay olacaktır.
Ben ise yeni yıldan sadece bana huzur getirmesini bekliyorum.Tabii ki çok sevgili "sevgilim" yanımda olduğu sürece, onunla ve ailemle birlikteeee... :))