aşkın etkileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşkın etkileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2013 Salı

Sonsuza Kadar "AŞK" Demİştİk, Değİl mİ ?!


Tatlı sert bir iksir, aşk...
"Ben aşkı buldum, ama aşkı buldum diyerek nokta koyamazsınız.Çünkü aşk öyle bir şey ki, bulduğunuzu sandığınız anda yitirmeye başlarsınız."

Bedenimizin tam orta yerinde bir sancı olarak hissettiğimiz aşk, bizi ilk bulduğunda ne kadar da büyülüdür; sarıp sarmalar, daha minicik bir histen ibaretken bile güven duygusunu öğretir; karşınızda etten kemikten duran sevdiğiniz, bir süre sonra tüm yaşam fonksiyonlarınızın bağlı olduğu kalbinizin yerine geçer; o'nun hayatınızdaki minik dokunuşlarıyla nefes almaya başlarsınız; kendinize benzeyen birinin aynasından kendinizi görmeye başlarsınız; sevmenin ve bağlılığın boyutlarıyla tanışıp ayrılamayacak halkalar örersiniz aranıza...
Ve zamanla her şey tepetaklak olur ve kalbiniz durur.

Aşk öyle bir şey ki, bedeninize darbe almadan bile canınızı acıtır.
Aşk öyle bir şey ki, en beklemediğiniz zamanda, sadece bir his olmasına rağmen, yüzünüze tokat gibi çarpar.
Aşk öyle bir şey ki, seneler boyu ayrılmayan elleriniz, birbirinizin üzerindeki bakışlarınız, birbirinize sarılmalarınız, ayrılmamacasına kenetlenen yürekleriniz...Gün gelir paramparça olur ve bütün kırıkları serilir yollarınıza...
Gidemezsiniz; orada değildir bıraktığınız haliyle...
Konuşamazsınız; dilinden dökülenler yaranıza tuz basmasın diye...
Bakamazsınız; artık geç kaldığınızı bile bile...

İşte bu yüzden "sonsuzluk" değil aşkın hakkı; onsuz bir son belki de...

"Sonsuza kadar" diye başlayan ve son bulan aşkların dil sürçmesi olsun bu gece... :)

9 Nisan 2012 Pazartesi

HERKESE BİR DOZ "AŞK"




Bir aşık olun ve görün vücudunuzdaki değişimi...
Günlük hayatta ağzımızdan en az 3-5 kez çıkan ve bizi kimi zaman depresyonlarda sürükleyip kimi zaman da mutluluktan midemizde kelebekler uçuşturan "aşk", aslında sadece bir duygu olmanın ötesindeymiş.
Bizler aşık olunca nasıl ki böyle değişik havalara bürünür, sevgi kelebeği kıvamında etrafa gülücükler saçarken sevgi patlamaları yaşıyorsak; vücudumuzda da bir çok değişiklik meydana geliyormuş.
İşte aşık olduğunuzda biyolojik yapınızda oluşan sevgi patlamaları... :)




Aşk zekayı arttırıyor.Aşık olmak vücut ve zihin üzerinde sakinleştirici bir etkiye sahip.Sinir sistemini onarmaya yardımcı oluyor ve yeni beyin hücrelerinin yetişmesini tetikleyerek hafızayı geliştiriyor.
Tabii ki uyumsuz ve sizi anlamayan bir partneriniz varsa bütün sinir sisteminiz alt üstte olabilir. :)



Bağışıklık, endokrin ve kardiyovasküler sistemlerine faydalıdır.Faydaları bir kenara, aşkı yaşamıyorsak, bedel ödemek durumunda da kalabiliriz.Şöyle ki, araştırmalara göre aşk, bağışıklık, endokrin ve kardiyovasküler sistemlerini zararlı etkileyen negatif duyguları nötralize ediyor.




Aşk, kalbinize iyi geliyor.Beyin hoşlandığınız birinden bahsederken ateşleniyor ve kalbinizi normalin 3 katı hızlı attıracak dürtüleri yolluyor.
Kuzey Carolina Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre, sarılma ve konuşmanın dahil olduğu yakın fiziksel temaslarda bulunan çiftler, daha yüksek oksitosin (aşk hormonu) seviyelerine sahipler.Ayrıca aşk, kadınların kan basıncını da düşürüyor.


Aşk, kolesterolünüzü düşürür.Bir gazetede yer alan habere göre, sevgiyi ifade etmek kolesterolünüzü düşürüyor.Yakın arkadaşlara, sevilen akrabalara yada partnerinizle ilgili hislerinizi kağıda dökmek belirgin şekilde kolesterolünüzün düşmesine yardımcı oluyor.
Aşk, gençlik iksiridir. :)
Aşıkken vücut tarafından salgılanan endorfin, cilde kan akışını yükseltir ki bu da yumuşak, pürüzsüz kılan ve kırışıkları önleyen bir şeydir.



İşte tüm bu sebeplerden dolayı ben de reçetenizi yazıyorum; herkese benden günlük bir doz aşk... :)))