ilgisizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilgisizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2012 Pazar

Ya Sizden Hoşlanmıyorsa...

Bu ay Cosmopolitan dergisinde okuduğum bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.Yakın çevremde de buna benzer durumlarla karşılaştığım son günlerde, umarım biraz olsun yardımım dokunur sizlere...
Hayatlarının aşkını bulan arkadaşlarınız senelerce mutlu mesut beraberlikler yaşayıp evleniyorlar, hatta çoluk çocuk sahibi oluyorlar.Siz ise aşkın peşinden giderken bazen hak etmediğiniz tavırlarla karşılaşabiliyorsunuz.Kabullenmek istemeseniz, arkadaşlarınızın uyarılarına kulak asmasanız bile, bazı ipuçları sizi bir aşk kazasından kurtarabilir.

Erkekler genelde hislerini açıkça söylemekten kaçındıklarından dolayı, bizlere bunu hareketleriyle göstermeyi tercih ederler.Yanağımıza kondurdukları küçücük bir öpücükle yada gecenin bir yarısı sadece sesimizi duymak için açtıkları telefonla hislerini belli ederler.Bazıları ise hislerini doğrudan söyler ama hoşlanmadıklarını söylemek erkekler için her zaman zordur.Dürüst olmaktan kaçınıp sizden hemen ayrılmayan bir erkekle zaman kaybetmemek ve üzülmemek için, işte size ipuçları...

Mesajlarınıza cevap yazması çok zaman alıyor.İçinde bulunduğumuz bu teknoloji çağında birine mesaj yada e-posta yollamak neredeyse ışık hızıyla gerçekleşiyor.Eğer bir erkek attığınız her mesaja cevap vermekte gecikiyorsa hem çok kaba bir tutum sergiliyor hem de sizi umursamıyor demektir.
Sizinle arasına fiziksel bir mesafe koyuyor.Evde baş başayken bile sürekli başka şeylerle ilgileniyor ve sizinle göz teması kurmaktan bile kaçınıyor mu?Sadece fiziksel yakınlaşmadan bahsetmiyorum.Aynı zamanda sizinle sıkıntılarını paylaşmayan bir erkek, ilişkiyi ciddiye bindirmek istemiyor demektir.
Sizi evinize bırakmıyor.Size önem veren bir erkek, bunu her fırsatta göstermeye özen gösterir.Birlikte dışarıda vakit geçirdikten sonra sizi eve bırakırken hem size yardımcı olduğu için hem de sizinle daha fazla vakit geçireceği için mutluluk duyar.
Dışarıdayken size dokunmaktan kaçınıyor.Evin rahatlığında size sarılmaktan, sizinle öpüşmekten çekinmeyen ve ellerini üzerinizden çekmek istemeyen bir erkek, dışarıda tam tersi tavırlar sergiliyorsa sizin için tehlike çanları çalıyor demektir.Dışarıda elinizi tutmamak için ellerini cebine sokan bir erkek, ya rastlayabileceği arkadaşlarına sizi nasıl tanıtacağı konusunda endişe yaşıyor yada başkalarıyla da görüşüyor demektir.Ciddi bir ilişkiyse istediğiniz hemen uzaklaşın derim.
 
Düşüncelerinize önem vermiyor.Hayatınızdaki erkekle her zaman aynı fikirde olmayı bekleyemezsiniz.Ama çiftler aynı fikirlere sahip olmadıkları konularda konuşup tartışıp, ortak bir paydada buluşmayı başarabilir.Birlikte olduğunuz erkek savunduğunuz her düşüncenin saçma olduğunu söylüyor ve her dediğinize burun kıvırıyorsa, uzlaşmak istemiyor demektir.Hiçbir konuda anlaşamayacağınız biriyle nasıl bir birliktelik yaşayabilirsiniz ki?!
Sizinle sadece gece yarısından sonra görüşüyor.Hoşlandığınız erkeğin size sadece "öylesine" bir kadın olarak baktığını kabullenmek çok zordur.Bunu fark edemediğinizde yada görmezlikten geldiğinizde sizi uyaran arkadaşlarınıza sırt çevirir ve onların sizi hiçbir zaman anlamadığından şikayet edersiniz.Ama sizinle sadece gece yarısı ve evde görüşmek isteyen bir erkek, bence tamamen karanlıkta kalmayı hak ediyor.İstediğiniz ciddi bir ilişkiyse, sizi günün her saatinde rahatlıkla görmek isteyen bir erkek olmalı hayatınızda...
Sevdiğiniz ve "gerçekten" sevildiğinizi hissettiğiniz kişilerle, sevgiyle kalın...:)

6 Ocak 2012 Cuma

"Sevmek Eskidenmiş Güzelim..."

Ne de çok seviyoruz, seviliyoruz değil mi?Başlıyoruz sonu baştan belli sevdalara, kaptırıyoruz kendimizi...Hem de sonunu bile bile...Yaşıyoruz, nefes alıyoruz, yaşadığımızı sandıklarımız ile mutlu oluyoruz.Sonra da bitişler ile yıkılıyoruz, her bitişin bizden götürdükleriyle eksiliyoruz.
Sevgi, dünyanın en büyük mutluluğu değil mi aslında?! Eskiden sevdiğine dokunmanın, görmenin, sohbet etmenin bir değeri varken yoklukta; şimdilerde her şey el altında...Kendi yarattığımız sevgilerle, kendi duygularımızı değersizleştirmenin acı bir tecrübesi belkide...
Hayat, sarılıp başa alınan bir kaset gibi...Belirli olaylar zinciri...Ne yaparsak yapalım yine bildiğimiz sona koşuyoruz.Sonunun ne olacağını bile bile o sonu görmek istiyoruz.Gerçekten acayip varlıklarız.Ne olursa olsun yarını düşünmeden seviyoruz yinede.Yanacağımızı bildiğimiz ateşlerde yürüyoruz da, biz yanarken üstümüze su döksünler beklentisindeyiz.
Her defasında bu "beklentiler" yüzünden değil mi sıkıntımız?! Silin atın bakalım o "beklenti" denen illeti sevgi yumağınızdan...Sizden geriye ne kalacak peki...?
Salmalı bazen ipini bütün sevgilerin...Hani sürekli aynı evdeyken anlamazsınız annenizi babanızı nasıl özlediğinizi de; şehir dışında okumaya, askere yada bir tatile gittiğinizde anlarsınız aslında ne kadar da özlediğinizi...İşte bu tatillere, gitmelere ihtiyaç duyuyor sevgiler...Ama öyle 1-2 gün değil, boylu boyunca dinlendirmeli düşünceleri, bir deniz kenarında sakinleştirmeli duyguları ve bir sahil kasabasında huzura erdirmeli sıkıntıları...
Şimdi derin bir nefes alıp sorun kendinize, bu hissettiğiniz şey ne? Alışkanlık mı, ilgiye açlık mı, esaret mi, bağlılık mı, sevgi mi...?!