1 Ağustos 2012 Çarşamba

Hayatı Affetmeye Hazırım ...

"Affetmeye hazırım;

Eleştiri, korku, suçluluk, pişmanlık ve utanç duygusunu üzerimden attığım zaman özgür olduğumu hissediyorum.

Bu sayede kendimi ve diğer insanları affedebilirim.Bu hepimizi özgür kılacaktır.

Eski meseleleri kapatmaya hazırım.Geçmişte yaşamayı reddediyorum artık! Bu yükü uzun zamandır sırtımda taşıdığım için kendimi affediyorum.

Kendimi ve başkalarını sevmeyi bilmediğim için kendimi affediyorum.

Her insan kendi davranışlarından sorumludur ve bu hayatta ne ekerse onu biçerler.Bu nedenle kimseyi cezalandırmama gerek yok.

Ben de dahil olmak üzere, hepimiz kendi bilinçlerimizin yasaları altında yaşıyoruz.

Kendi adıma kin tutan yönümü bir kenara bırakıyorum ve sevgiyi kucaklıyorum.
Ve şimdi iyileşiyorum."

                                                                           Louse L. Hay


Seninleyken,
Hayat artık benimle savaşmıyor,
Somurtan bulutlar gök yüzümü terk etti,
Gözyaşlarım kederini yitirdi,
Düşüncelerimin ipini saldım, uzayıp uzayıp geleceğe doğru söküldü gitti...

Hayatı affetmeye hazırım, 
seninleyken, sevdiğimleyken...

TİRA-Mİ-SU = "PİCK ME UP" :))

Yine bir misafir curcurnası ve yine bir İtalyan lezzeti maceram... :)))
Uzun süredir yapmadığımdan olsa gerek elime tutuşturulan malzemelere kayıtsız kalamadım ve karşınızda beyaz çikolata rendelenmiş, bol nescafe ile tatlandırılmış, oruçlarınızı açtıktan sonra bütün tatlı ihtiyacınızı karşılayabilecek lezzette tiramisummm... :)


Gelelim tiramisunun tarihçesine...İlk okuduğumda yıllardır yaptığım şeyin aslında mesir macunu gibi bir şey olduğunu düşünmekten kendimi alamadım.Neden mi?? :)

Bilinen en yaygın hikaye şöyle ki, tiramisu 17. yüzyıl sonlarında İtalya'nın Sienna bölgesinde ortaya çıkmış.Rivayete göre Toscana dükü Gran Duke Cosimo III de Medici'nin, Sienna'yı ziyaret edeceğini duyan şehirdeki tüm pastacılar dükün onuruna yeni bir pasta yaratırlar.Bu pastaya "Zuppa del Duca-Dükün Çorbası" adını verirler.Dük, bu pastayı çok beğenir ve tarifi beraberinde Floransa'ya götürür.Zaman içinde şanı Floransa'yı aşan ve yavaş yavaş tüm dünyaya yayılmaya başlayan bu tatlı, 19. yüzyılda o bölgede yaşayan İngilizler tarafından "Zuppa Inglese-İngiliz Çorbası" olarak anılmaya başlanır.Tatlı, Venedik'in kuzeyindeki Treviso şehrine ulaştığında Treviso'lu aşçılar tarafından biraz üzerinde çalışılıp, lezzetine lezzet katılarak "Tiramisu" adını alır.Ve bu şehir de o zaman bu zamandır, bu lezzetli tatlısıyla meşhur olmuştur.

Şimdi mesir macunuyla bu hikayenin ne alakası var dediğinizi duyar gibiyim.Alakası şu ki; içeriğinde bulunan yumurta ve şeker gibi enerji veren maddeleri ile içerdiği sert espresso kahvesi ve marsaladan dolayı uyarıcı ve afrodizyak etkisi olduğu düşünülmektedir.

Ve ayrıca da, İtalyanca kelime anlamına gelince "tira" çekmek, "mi" beni, "su" üzerine-yukarı demektir.Yani tira-mi-su, pick me up, beni yukarı / üzerine çek anlamına gelir. :))

Şimdi sorarım size, tüm bunları öğrendikten sonra garsonun gözünün içine baka baka nasıl tiramisu isteyeceksiniz??? :)))

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Aşk Geliyorum Demez ! :)

Ne kadar dalgın olursanız olun, çevrenizdeki gerçekten uyumlu ve huzurlu çiftleri illa ki fark edersiniz.Hani etrafta el ele dolaşırken gördüğünüz, her konuda birbirlerine gülümseyerek yanıtlar veren, mütemadiyen mutlu görünen, birbirlerine her anlamda yakıştırabileceğiniz sevimli aşk pıtırcıklarından bahsediyorum... :)))

Aşkın ve ilişkilerinde temelinde yatan huzurun ana maddesi, hiç kuşkusuz uyum...Gün gelip de karşınıza gerçekten uyumlu olabileceğiniz birinin çıkacağı umudunu kaybetmediyseniz, ne mutlu size... Çünkü bu gerçekten de imkansız değil !





Kader ağlarını örüyor örüyor ve insanları bir araya getiriyor, hiç ummadığınız ya da düşleyemediğiniz güzellikleriyle...Aklınıza bile gelmeyecek bir durumdayken öyle biri çıkıyor ki karşınıza, sanırım uçaklar kıskanıyordur havalanış hızınızı. :))







Uyumlu bir ilişki yaşamak, emektir bir yerde...İnanç ister en sonsuzundan, beraber hareket etmek ister en yapışkanından ve düşünmek - düşünülmek ister zaman mekan dinlemeksizin...

Taa ilk gördüğün andan itibaren bütün yaşanmışlıkların izini koruduğun sürece beslenir birliktelikler.
"Seni seviyorum" klişeliğini redderek ve bıkmadan usanmadan söyleyerek gelir aşk...

"Aşık olmayana aşk, kuru bir kelimeden ibaret.Yarı palavra, yarı safsata.Aşık olmayan bunu anlayamaz, olansa anlatamaz.Öyleyse nasıl söze dökülebilir aşk, kelimelerin hükmünü yitirdiği yerde?" demiş Elif Şafak...

Anlatılmıyor, kelimelere dökülemiyor ama hissettiklerinizin coşkusu gayette yeterli oluyor.Onda kendi yansımanızı görüp, onunlayken kendinizi daha bir sevmektir belki de...Aşk, aslında çok yakın; yeter ki doğru yere bir bakın. ;)

Öyleyse ıskalamayın, ertelemeyin ve özen gösterin...Belki de kapınızdadır hiç beklenmedik bir anda; çünkü aşk geliyorum demez, gelir !!!

Aşkla kalın... :)

26 Temmuz 2012 Perşembe

AŞKIN VÜCUT DİLİNE 3 İŞARET !

Seni seviyorumlar, ölüyorumlar, hoşlanıyorumlar, bitiyorumlar, aşkından tutuştumlar falan filan...Sevdiğiniz kişinin size söylediği sevgi dolu sözler size yeterli gelmiyorsa ya da inandırıcılığı konusunda şüphe ediyorsanız, size bir önerim var.
Vücut diline odaklanın! Çünkü bazen hareketler ve tavırlar, sözlerden daha inandırıcı ve açıklayıcı olabilir.

Sevgilinizin sevgi sözleri size yetersiz geldiğinde "Bana beni sevdiğini söyle" demek, genelde kadınlar için ilişkiyi daha bir kaosa sürükler.Herkes sevildiğini bilmek ister ve bunu duymak hoşuna gider.Fakat kadın dediğimiz varlık öyle ki, hem sevgi sözlerini daha fazla kullanması için erkeklere baskı kurar; hem de "Benim zorumla söylüyorsun." diye problem yaratabilir.Hem cinslerimi tanıyorum, yalana dolana gerek yok... :))

İşte aşkın vücut dilini çözmeniz için 3 önemli işaret...



1. İşaret : Başını eğerek bakmak...
Karşınızdaki erkeğin size duyduğu aşkın bitip bitmediğini ya da ne kadar yoğun hissettiğini anlamanız için en net işarettir.Başını sağ ya da sol yana yatırarak bakması, size olan hayranlığını gösterir.Kabul ediyorum, bu biraz muzip bir bakış...Fakat yanlış bir şey düşünmenize gerek yok, böylece sevgiliniz size zararsız olduğunu ve yaklaşmak istediğini anlatmayı amaçlar.
Ama bu bilinçli olarak yaptığı bir hareket değildir, içinden öyle geliyor olsa gerek...Bu davranış aynı zamanda sizin de içinizdeki anaç duyguları harekete geçirir.




2. İşaret : Avucunu açmak...
Sizinle konuşurken sevgilinizin el hareketlerini takip edin! Avuç içlerini gösteriyorsa, sevgisinden emin olabilirsiniz.Ayrıca size açık yüreklilikle yaklaşmak istediği anlamına da gelir ve size daha derin duygular ile bağlanmayı istiyordur.Aslında size elini açarak, kalbini de açtığını anlatmak istiyordur.

3. İşaret : Tek kaşını kaldırmak...
Sevdiği biriyle karşılaşınca erkeğin kaşını kaldırması gayet doğal bir harekettir.Bu dikkatini sizin üzerinizde topladığının bir işaretidir.Mimiklerini yakalamak için onu dikkatlice takip etmelisiniz.Çünkü kaş göz hareketleri genellikle anlıktır.

"Beni ne kadar seviyor?" ya da "Beni seviyor mu sevmiyor mu acaba?" diye oturup düşünmek yerine vücut dilini anlamaya çalışın.Aradığınız cevaplar hareketlerinde gizli!

Aşkla kalın... :))

22 Temmuz 2012 Pazar

"Herşey Seninle Güzel"

Aylardan Mayıs ayı ve 5. günü, günlerden cumartesi...Çok sevdiğim bir arkadaşımın düğününde ilk dans parçaları olan bir şarkıyı sizlerle paylaşmak istedim, bu harika pazar gününde...
Aşkı ve bağlılığı bu kadar güzel anlatan bir şarkı daha yoktur diyebilirim sanırım...
Aşkı sonuna kadar yaşayabilen, mutluluğu kenarın köşesinden bile olsa yakalayıp bırakmayan ve sevdiğiyle gülümseyen bütün aşk-zedelere gelsin. :)))

Zerrin Özer - Herşey Seninle Güzel


Her şey seninle güzel yolda yürümek bile
Olmayacak düşlerin peşinde koşmak bile
Her şey seninle güzel bu toprak bu taş bile
İçimdeki bu korku gözümdeki bu yaş bile

Beklenmedik bir anda ayrılık gelip çatsa
Seninle paylaştığım tek bir gün yeter bana

Her şey seninle güzel duyduğum bu ses bile 
Yalnız içtiğim su değil aldığım nefes bile
Her şey seninle güzel bu yağmur bu kar bile
Yüzümdeki gözyaşının izleri onlar bile...

Aşkla kalın... :)))

20 Temmuz 2012 Cuma

BİRİSİ DE ŞAŞIRTSIN YAHU !

Hayatımızdaki erkekler...Adları değişiyor, yaşları değişiyor, tipleri değişiyor, bakışları değişiyor; ama sonuç hep aynı maalesef... Aynı problemleri yaşıyoruz, aynı nedenlerle üzülüyoruz yani sanki hep aynı erkekler birlikte gibiyiz.
Peki bu erkekler neden hep aynı ?????

Yeni bir erkekle yeni bir ilişkiye başlarken, hepimizin gerekçeleri farklı oluyor.Kimimiz tipine, kimimiz espri anlayışına, kimimiz kariyerine takılıp etkileniyoruz.Ya da böyle olduğunu zannediyoruz...
Aslına bakarsanız asıl tercih nedeni, sizin erken çocukluk dönemlerinizdeki kafanızda yarattığınız bir figür ve karşınızdaki erkeğinde bu figürle benzer özellikler taşıması...


Çocukken kendinizi en güvende ve ait hissettiğiniz ortam ailenizin yanında olduğu için, sizin figürünüzde genelde aile fertlerinden biri oluyor.Diğer önem verdiğiniz konu da ailenizde ne kadar güven ve huzur varsa, karşınıza çıkan sevgili adayınızdan da bu ortamı sağlamasını bekliyorsunuz.Ve bu ortamı sağlayan erkeklerin peşinden gidiyorsunuz.Eeee haklı olarak... ;)

Nedense erkeklerin hemen hemen hepsinin ortak sorunu, kadınların açık giyinmeleri, farklı erkek arkadaşları olması, dışarıda vakit geçirmeleri ve çoğunun çalışmak istemesiyle sınırlıdır.Gelin görün ki kadınların erkeklerde sorun yaşadığı konulara...Çeşit çeşit, desen desen, türlü türlü sorunlar, sıkıntılar yaşayabiliyoruz.Bir erkekte olmasın ki, "Sana güveniyorum, ama çevreye güvenmiyorum." demesin.



Herşeyden önce karşılıklı olarak değişmeyeceğimizi kabul etmemiz lazım.Şayet ki kendimizden rahatsızsak, belki bir derece kendimizi değiştirebiliriz.Fakat bir başkasını değiştirebileceğinizi, olumsuzlukların zamanla düzeleceğini sakın düşünmeyin!
 Nasıl ki mutlu bir ilişkinin en önemli sırrı birbirine saygı ise, mutlu bir bireyin sırrı da özsaygıdır.Kendimize karşı özsaygımız olmadıkça, ilişki kurmak istediğimiz erkek neden bize saygı duysun ki...Bu durumda boş beklentiden öteye gidemezsiniz.Doğru erkeği bulmaya odaklanmak yerine, doğru kadın olmaya odaklanırsak bu bize öncelikle kendimizi daha iyi tanıma fırsatı sağlar.Sonrasın da ise kendimizi sevmeye ve saygı duymaya, bunların sonucunda da bizi seven ve saygı duyan birini bulmaya götürür.

Şimdi sıra sizde...Madem bu erkekler hep aynı, değişmiyorlar, öyleyse siz kadınlar değişip huzurlu ve mutlu olabileceğiniz bir ilişki yaşamak istemez misiniz?

3 adımda istediğiniz ilişkiyi kendinize çekin! Ne istediğinizi bilin!
- Hayalinizdeki erkekte aradığınız özellikler neler? Aklınıza gelen her şeyi yazın.
- Aradığınız özelliklerin kaçı sizde var? Dürüst olun, evren gerçeği bilir. :)
- Onda aradığınız ve kendinizde olmayan özellikleri geliştirmek için son zamanlarda ne yaptınız? Önümüzdeki dönemlerde neler yapacaksınız? Unutmayın birbirinize benzediğiniz sürece birbirinizi daha çok çekersiniz.Zıt kutuplar artık birbirini çekmiyor.Çekse bile çabuk bırakıyor, inanın. :)

Haydi o zaman, kendinizi değiştirmek için harekete geçin!

Bu Ne PERHİZ, Bu Ne LAHANA Turşusu !

Dün akşam arkadaşımla bir kafede biraz sohbetlenelim dedik.Havadan sudan sohbet muhabbet dönerken aramızda, bir anda kafeye giren bir çift ilgimi tamamen üzerlerine çekti.Normalde bu kadar şekilci, bu kadar da dış görüntüye önem veren biri olmamama rağmen, "bu kadar da olmaz" demekten kendimi alamadım.

Zayıf, kaslı ve fit erkekler nasıl oluyor da şişman ve hımbıl kadınları tercih edebiliyor anlamıyorum.Ama bahsettiğim biraz kilolu hatunlar değil tabii ki...Onlar balık etli statüsüne girebiliyorlar en azından. :) Her yerinden yağ fırtlamış olmasına rağmen mini etek ve dar body giymekten vazgeçmeyen ve tüm tuhaf bakışlara rağmen bunu kendilerine yakıştıran hatunlar, sözüm size...

Bu konu epeydir ilgimi çekiyordu zaten.Hatta artık çiroz gibi 0 beden kadınların, erkekler tarafından tercih edilmediğini ve biraz etine dolgun olmak daha hoş bir görüntü kazandıracaktır demiştim Aşk Kaç Beden Giyer ??? postumda.Dilerseniz minik bir tık ve o posta da göz atabilirsiniz.

Gelelim bizim kafedeki sevimli çifte.


Dışarıdan baktığınızda uyumlu görünmeleri imkansız olan çift hakkında türlü türlü düşünceler geliyor insanın aklına.
İlk olarak tabii ki gözünüzün önünde bir tencere-kapak canlanıveriyor.:))) Şaka bir yana, cidden uyumlu olduklarını düşünüyorlar mıdır acaba dedim kendi kendime.
Sonrasında aklınıza gelen şey, erkeğin kendine olan güvensizliği...Kimsenin onu beğenmediğini ve hoşlanmadığını düşünen erkek, fazla kilolarından dolayı tercih edilmediğini düşünen ve tabii ki bundan dolayı güven kaybı yaşayan kadını bulur.Benim kanım, bu tarz ilişkilerde kadınlar erkeklere daha yoğun duygular beslerler, vücut ölçülerini kıskanıyor olabilirler. :)





Aklıma gelen bir diğer şey ise bir Türk filminde duyduğum "bisiklet ehliyeti ile kamyon kullanmak" sözüydü. :) Eminim her türlü tartışma konularında kadının fikirleri ağır basıyordur.

Belki de kadınlar için tetikleyici bir durum haline dönüştürülebilir tabii...Kaybetme korkusu sebebiyle spor ve diyet programlarına yazılıp, hem daha sağlıklı hem de daha hoş görünüşe sahip olmaları kaçınılmaz olabilir.Dün ki çift için pek böyle bir şey söz konusu gibi durmuyordu ama umarım mutlu bir ilişki yaşamak isterken uyumlu olmaya da dikkat edersiniz.Kim ne düşünürse düşünsün ya da ne derse desin demeyin, dışarıdan bakıldığında takdir edilmek sizinde hoşunuza gidecektir.