kadın erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Yoksa "sıkıcı" bir çift miyiz ?!

Birlikteyken çok eğleniyor ve sıkılmak nedir bilmiyor olabilirsiniz.Arkadaşlarınızla birlikteyken de sanki baş başaymış gibi eğleniyor, zamanın nasıl geçtiğini bile anlamıyorsunuz belki de...Fakat şunu göz ardı ediyor olabilirsiniz.Çevreniz sizin mutluluğunuzu paylaşmayabilir.Hatta arkadaşlarınız sıkıcı bir çift olduğunuzu düşünüyor olabilir.
"Biz bize yeteriz" demeyin, zamanla çevrenizin sizden sıkıldığı gibi, siz de birbirinizden sıkılabilirsiniz.

İşte size sıkıcı bir çift olduğunuzu gösteren işaretler;


Çift olarak son beş yıldaki en büyük başarınız, beraber kalabilmenizse...
(Ben bu tarz ilişkilere genelde suyu çıkmış mıç mıç yapışkan ilişkiler diyorum.Bence en kısa sürede tehlikenin farkına varın! )

Evliliğinizin ya da tanışmanızın ve hatta ilk el ele tutuşma, ilk msjlaşma, ilk bakışma gibi özel günleri kutlama konusunda işin içinden çıkılmaz hale getirdiyseniz...
(İlk başlarda kendinizi özel hissedebilirsiniz ama zamanla tadı kaçıp çevrenizdekilerden çok size sıkıntı vermeye başlayabilir bu durum.)

Bir sene birlikte olduktan sonra müşterek bir banka hesabı, müşterek bir e-posta adresiniz varsa...
(Bireysel hayatınızı yok sayıyorsunuz demektir ve size ulaşmak isteyen arkadaşlarınız her defasında sevgilinizle karşılaşmaktan çekineceklerdir.Çevrenizde hiç kimse kalmayabilir, dikkat! )

Doğum günü hediyesi seçmek için haftalarca, hatta aylarca mağazaları talan ediyorsanız...
(Elbette sevdiğiniz insana hediye alırken biraz kararsız kalıp en güzel hediyeyi almak isteyebilirsiniz, bunu herkes anlar.Fakat aldığınız hediyenin maddi değeri, olağanüstü bir şey olmasına gerek yok.Emin olun, o an için düşünmeniz bile karşınızdakini mutlu edecektir; ya da mutlu edecek insanlar olmalı hayatınızda...)

Haftalardır arkadaşlarınızla planladığınız yemeğe çıktığınızda, bir saat sonra sevgilinizle defalarca mesajlaşmış olarak eve dönmek istiyorsanız; ya da eve dönmeniz gerekiyorsa...(!)
(Sizinde tıpkı partneriniz gibi kendinize ait bir hayatınız ve çevreniz olduğunu unutmayın.Biraz kendinize zaman ayırmanız, iki kişilik hayatınıza bir zarar vermeyecektir.)

Bir hafta sonra o size "sevgilim" diyorsa ve siz çocuklarınızın isimlerini düşünmeye başladıysanız...
(Bu ne hız demekten kendimi alamıyorum.Dün gördüğünüz birbirinden çekinen, gayet seviyeli bir arkadaşlıkları olan insanlar; ertesi gün yıllardır birlikteymişçesine gelecek planlıyorsa bir sıkıntı var demektir.Tavsiyem biraz daha yavaş ve sindire sindire yaşayın ilişkinizi...Böylece yıllar geçse de birbirinizi keşfetmeye devam ediyor olacaksınız.)

Arkadaşlarınızla buluştuğunuzda, sohbet ederken en 20 kez birbirinize "hayatım, aşkım" diyorsanız...

Veeee bunun gibi yazıları okuyup, mükemmel bir çift olduğunuz için kendinizi şanslı hissediyorsanız... :)

Aşkla kalın... :)))

7 Ağustos 2012 Salı

Uzun Uzadıyaaaa Bir İlişki İçin - 2

Aylar önce yazdığım Uzuuuuun uzadıyaaaa bir ilişki için... postumda sizlerle uzun bir ilişkinin sırlarını paylaşmıştım.İlişki durumumda değişiklikler olmuş olsa da biraz ayrıntıya girmekte bir sakınca olmadığını düşünüyorum.
Midenizde kelebekler uçuşurken, heyecandan eliniz ayağınıza dolanırken ve karşınızda bütün kibarlığıyla sevdiğiniz adam dururken, bir ilişkiye başlamak çoook güzeldir, biliyorum.Fakat zamanla çift olarak mutasyona uğramışçasına değişirsiniz.Kadınların değişimi genelde daha bir bağlılık ve anaçlık duygusuyla bağlantılı olurken; erkeklerde bu durum biraz daha farklı seyredebiliyor.

İşte zamanla değişen tavır ve hareketlerimiz;




Kırıcı ve incitici yorumlarda bulunmak...
Açıksözlü ve dürüst olduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz.Çevrenizdekilerin hatalarını, yanlışlarını ya da rahatsız olduğunuz herhangi bir durumu direk olarak yüzlerine söylüyor olabilirsiniz.Fakat unutmayın; karşınızdaki sizin sevgiliniz! Dürüstlükle küstahlığı birbirine karıştırmamanız gerekiyor.İçinizden geçeni söylemeden önce biraz durup düşünün.Sevdiğiniz insanı söyleyeceklerinizle kırabilir ve üzebilirsiniz.

Kendi çözümlerini dayatmak...
Sevgilinizin sorunlarını dinlerken kendince çözümler üretip, dayatmak sadece sıkar ve başka hiçbir işe yaramaz.Bazen insan çözümünü bildikleri sorunlarını, sırf rahatlamak için bile olsa başkalarına anlatmak isteyebilirler.Sevgilinizde en yakın kişiye, yani size anlatmak isteyecektir.Fakat Dede Korkut gibi öğüt verici konuşmalar içine girmeye devam ederseniz, bir süre sonra sevgiliniz size hiçbir şey anlatmak istemeyecektir.Bu durumda da iletişimin olmadığı bir ilişki yürümeyecektir.





"Ben üstünüm" deyip yargılamak...
  Hepimiz başkalarına göre bir çok konuda farklı olduğumuzu düşünürüz.Ama siz "farklılığı" abartıp, sevgilinizi küçümseyecek şekilde "üstünlük" haline dönüştürürseniz; sevgiliniz bunu aşağılama olarak algılayacaktır.Sen kendini yükseklerde görüp yargılamaya devam ederken o, sizden çoktan soğumuş ve ayrılık fikrini düşünmeye başlamıştır bile...

Eleştiri kabul etmemek...
İnsanız ve hata yapabiliriz.Yüce insan, sen de hata yapabilirsin. :) Sevgiliniz size hatalı olduğunuzu anlatırken, hemen duvarlar örüp savunmaya geçmek yerine, nerede hatalı olduğunuzu anlamaya çalışmalısınız.Emin olun, karşınızdaki sevdiğiniz insan sizin iyiliğinizi düşünüyordur.Bu eleştiriler aynı zamanda sizin onu daha iyi tanımanıza yardımcı olacaktır ve ilişkinin gidişatını düzeltmenize de yarar sağlayacaktır.Ama yok, hiç aldırış etmeyip bildiğinizi okumaya devam ederseniz, sonunuz hiçte iyi değil.



"Her şeyi ben bilirim" havası...
Tam bir ukalalık örneği...Evrenin sırrını çözmüş gibi davramanız, tüm siyasi akımlarla ilgili söyleyecek söz bulmanız, film eleştirmeni, gurme ve gezgin gibi caka satmanızın sizi çekici kıldığını mı düşünüyorsunuz? Kesinlikle yanılıyorsunuz! Aksine bu sizi o kadar itici yapıyor ki, değil sevgiliniz, çevrenizdeki insanlar bile buna dayanamıyor.Sevgilinizde aranızdaki aşktan dolayı buna katlanıyor olabilir, fakat bu daha ne kadar sürer, muamma...




Herşeyden şikayet etmek...
Giitiğiniz yerle ilgili, arkadaşlarıyla ilgili, ailesiyle ilgili, yediğiyle ilgili, içtiğiyle ilgili kısacası herşeyden şikayet eden bir tiple hayat geçmez, kabul edin.Ne kadar pozitif ve uyumlu olursanız, o kadar sevilecek ve mutlu olacaksınız, emin olun.


Yönetmek ve ısrar etmek...
İlişkide her iki taraf da eşittir, bunu kabul etmelisiniz.Sevgilinizi emirlerle, direktiflerle yönetmeye çalışırsanız bir yere varamazsınız.Sevgiliniz bunlara uyuyor gibi görünse de, kimse yönetilmekten hoşlanmaz.Ayrıca yapmak istemediği şeyler için sevgilinize ısrar etmek, sadece sıkıntı yaratır.Ve sıkılan insan da kaçar.


Sözlerini tutmamak...
Söylemek birşey değil, önemli olan söylediğiniz sözleri yerine getirmektir.Üstelik zamanında yerine yetirmek...Bir söz vermeden önce "Bunu yerine getirebilir miyim?" diye düşünmelisiniz.Çünkü tutmadığınız her söz, ilişkinizde onarılmayacak yaralar açacaktır.Hatta bir süre sonra söylediğiniz hiçbir sözün değeri kalmayacaktır.


20 Temmuz 2012 Cuma

BİRİSİ DE ŞAŞIRTSIN YAHU !

Hayatımızdaki erkekler...Adları değişiyor, yaşları değişiyor, tipleri değişiyor, bakışları değişiyor; ama sonuç hep aynı maalesef... Aynı problemleri yaşıyoruz, aynı nedenlerle üzülüyoruz yani sanki hep aynı erkekler birlikte gibiyiz.
Peki bu erkekler neden hep aynı ?????

Yeni bir erkekle yeni bir ilişkiye başlarken, hepimizin gerekçeleri farklı oluyor.Kimimiz tipine, kimimiz espri anlayışına, kimimiz kariyerine takılıp etkileniyoruz.Ya da böyle olduğunu zannediyoruz...
Aslına bakarsanız asıl tercih nedeni, sizin erken çocukluk dönemlerinizdeki kafanızda yarattığınız bir figür ve karşınızdaki erkeğinde bu figürle benzer özellikler taşıması...


Çocukken kendinizi en güvende ve ait hissettiğiniz ortam ailenizin yanında olduğu için, sizin figürünüzde genelde aile fertlerinden biri oluyor.Diğer önem verdiğiniz konu da ailenizde ne kadar güven ve huzur varsa, karşınıza çıkan sevgili adayınızdan da bu ortamı sağlamasını bekliyorsunuz.Ve bu ortamı sağlayan erkeklerin peşinden gidiyorsunuz.Eeee haklı olarak... ;)

Nedense erkeklerin hemen hemen hepsinin ortak sorunu, kadınların açık giyinmeleri, farklı erkek arkadaşları olması, dışarıda vakit geçirmeleri ve çoğunun çalışmak istemesiyle sınırlıdır.Gelin görün ki kadınların erkeklerde sorun yaşadığı konulara...Çeşit çeşit, desen desen, türlü türlü sorunlar, sıkıntılar yaşayabiliyoruz.Bir erkekte olmasın ki, "Sana güveniyorum, ama çevreye güvenmiyorum." demesin.



Herşeyden önce karşılıklı olarak değişmeyeceğimizi kabul etmemiz lazım.Şayet ki kendimizden rahatsızsak, belki bir derece kendimizi değiştirebiliriz.Fakat bir başkasını değiştirebileceğinizi, olumsuzlukların zamanla düzeleceğini sakın düşünmeyin!
 Nasıl ki mutlu bir ilişkinin en önemli sırrı birbirine saygı ise, mutlu bir bireyin sırrı da özsaygıdır.Kendimize karşı özsaygımız olmadıkça, ilişki kurmak istediğimiz erkek neden bize saygı duysun ki...Bu durumda boş beklentiden öteye gidemezsiniz.Doğru erkeği bulmaya odaklanmak yerine, doğru kadın olmaya odaklanırsak bu bize öncelikle kendimizi daha iyi tanıma fırsatı sağlar.Sonrasın da ise kendimizi sevmeye ve saygı duymaya, bunların sonucunda da bizi seven ve saygı duyan birini bulmaya götürür.

Şimdi sıra sizde...Madem bu erkekler hep aynı, değişmiyorlar, öyleyse siz kadınlar değişip huzurlu ve mutlu olabileceğiniz bir ilişki yaşamak istemez misiniz?

3 adımda istediğiniz ilişkiyi kendinize çekin! Ne istediğinizi bilin!
- Hayalinizdeki erkekte aradığınız özellikler neler? Aklınıza gelen her şeyi yazın.
- Aradığınız özelliklerin kaçı sizde var? Dürüst olun, evren gerçeği bilir. :)
- Onda aradığınız ve kendinizde olmayan özellikleri geliştirmek için son zamanlarda ne yaptınız? Önümüzdeki dönemlerde neler yapacaksınız? Unutmayın birbirinize benzediğiniz sürece birbirinizi daha çok çekersiniz.Zıt kutuplar artık birbirini çekmiyor.Çekse bile çabuk bırakıyor, inanın. :)

Haydi o zaman, kendinizi değiştirmek için harekete geçin!

14 Temmuz 2012 Cumartesi

İlişkilerdeki Hayati 11 Detay !

İlişkiler her zaman güzel başlar.Mutlusunuzdur, midenizde kelebekler, sevgi patlamaları derken zaman akıp gider.Zamanla samimiyetten ileri gelen rahatlıkla birlikte saygıda ufak tefek pürüzler ve başlarda sizi mutlu eden minik detayların kaybolduğunu görmeye başlarsınız.
Aslında bir çok erkeğin ilk başlarda fazlasıyla titiz davrandığı ama zamanla bu titizliğin yok olduğu minik detayları sizlerle paylaşmak istedim.
Bakalım sizin ilişkinizde bu ayrıntılar hala canlı mı? 
Yoksa yok olmaya başladı mı?



"Nasılsın?"
Çoğunlukla farkına varmasanız da, gün içerisinde telefonla mesaj atıp, e-mail gönderip ya da herhangi bir yolla sorulan "Nasılsın?" sorusu, sevgilinizin o günü iyi geçirmesine yetecektir.Sorulmadığında da o günü mahvetmenize sebep olabilir.

Söylenmek
İlişki ilerledikçe illa ki sıkıntılar ve hoşunuza gitmeyen durumlar olacaktır.Fakat sürekli her konuda cır cır cır söyleniyor olmanız, emin olun ilişki için çok sıkıcı bir durum olacaktır.Sıkıldıkça karşınızdaki kişiden uzaklaşmanız da olası...


Gülümseme
Netice de iki kişinin birlikte olma amacı, karşılıklı mutlu etme ve mutlu olmaktır.Sanal yollarla bile olsa gün içerisinde ona göndereceğiniz bir gülücük, onun da gülümsemesine sebep olacaktır.Bu sizi daha da mutlu etmeli...

Yadırgamak
Sadece sevgilinizi değil, arkadaş ortamına girdiğiniz de sürekli insanları yadırgamanız, zamanla sevgilinizin dikkatini çekecek ve sizi itici biri haline dönüştürecektir.Uyum sağlamaya çalışmak sizin için daha sağlıklı bir yol olabilir.



Somurtmak
Durup dururken, anlamsız yere somurtmanız ve bunu yüz ifadenizde bir rutin haline getirmeniz sadece sevgilinizin değil, çevrenizdeki diğer insanların da canını sıkar.Sürekli somurtan biriyle birlikte olmayı kim ister değil mi?!

Fikir almak
Siz nerede, ne yapmanız gerektiğini ya da bir işi nasıl halletmeniz gerektiğinden çok emin ve kararlı olabilirsiniz; ama yine de partnerinizin fikrini sormanız ilişkinize saygı katacaktır.Özellikle de ilişkinizle ilgili ya da ortak ilgi alanlarınızla ilgili konularda onun fikrini almamanız zamanla ipleri koparabilir.

Önemsemek
Önemsenmek, ilişkilerde her iki tarafı da mutlu eder.Zaten önemsemediğiniz birine saygı da göstermeniz pek mümkün olmayacaktır.Önemsemekten kastım fikirlerine saygı göstermek, ilgi göstermek ve tartışma konularında ortak paydada buluşup mutlu olmayı becerebilmektir.

Kabullenmek
İlişkiler de en fazla problem yaratan durumdur kabul görmek...Sevgilinizi tüm huy ve hareketleriyle kabul ettiğiniz zaman mutlu olmanız ve sağlıklı bir iletişim içerisinde anlaşmanız mümkün olacaktır.Yoksa kesinlikle düşünmeyin, benim için değişir ya da şu huyunu yok eder zamanla diye... Olmuyor benden söylemesi... ;)

Adap
Özellikle ilişkiler eskidikçe insanlar birbirlerinin yanında daha rahat davranmaya ve genel adabı boş vermeye başlayabilirler.Bu tarz durumlarda partnerinizi zor durumda bırakabilir ya da utandırabilirsiniz.Bu da ilişkinizi zamanla yorar.




Geçmiş
Her iki taraf için de geçmişi kurcalamak, hiç bir zaman huzur getirmez.Zamanında kabul edemediğiniz yaşanmışlıklar varsa müdahale etmediyseniz, sonrasında geçmişten bahsetmeniz sağlıksız bir ilişkiye sürükler iki tarafı da!

Telefon sesi
Onunla telefonda konuşurken ses tonunuz tahmin bile edemeyeceğiniz kadar önemli...Unutmayın, birbirini seven insanlar birbirlerinden de hemen etkilenirler.Bu yüzden sesinize katacağınız sevimli bir pırıltıyla sevgilinize de pozitif duygular yükleyebilirsiniz.


Aşk Yolunda İnsan Olmak !

İnsan şöyle, adam gibi bir aşık olmalı. İçinden aşkın o büyük rüzgarı esip geçmeli. Sevda kırmalı kolunu, kanadını. Dünyaya kafa tutan bir aslanken, bir anda kediye dönmeli. 
İliklerine kadar aşık olmalı insan. En azından hayatında bir kere aşkın tokadını yemeli. Sersemleyip düşmeli hatta, bir ömrün önemli yıllarını o aşk için tüketmeli. 

İnsan doya doya aşık olmalı mutlaka. Kavak yelleri denilen o yel, ne garip şeymiş bilmeli. Yüzünde engel olamadığı tuhaf gülümsemeyle, ortalık yerde gezinmeli. 

İnsanın aşktan gözleri parlamalı bir defa. Karşıdan bakanlar, sevdalı olduğunu anlayabilmeli. Herkes içten içe kıskanmalı onu. Aşkı yakalamış şanslı bir kul olduğunu düşündürtmeli. 

İnsan aşktan saçmalamalı mutlaka. Normal zamanda asla yapmayacağı işler yapmalı. Biraz boyun eğmeyi öğrenmeli. 


Gözleri kör olmalı aşktan. Görmediği çukurlara düşüp, uçurumlardan düşmeli. Hata yapmalı, yanlış yola dönmeli, girdaplarda boğulmalı aşk yüzünden. 

İnsan kendini geçecek kadar aşkı olabilmeli. Bencilliği unutmayı, egoyu törpülemeyi, paylaşarak büyümeyi aşkla öğrenmeli. 

İnsan kendinden fazla sevmeli birini. Bir zamanlar el olanın şimdi canı yandığında, kendininkinin nasıl daha fazla acıdığını görmeli. 

Öylesine büyük sevmeli ki, sonunda yolu Tanrı’ya varabilmeli. Aşk insanı düşündürmeli. Neden bu dünyada olduğunu, yaşamın gizemini aşktan hareketle bulabilmeli. 

Sonra aşk acısı çekmeli mutlaka. Kaybetmek nasıl bir duygudur, sahip olmak ne değerlidir, aşk bunları göstermeli. 

Kalbinin orta yerinde bir bıçak kesiği ile yaşamayı denemeli. Gözyaşları tükendiğinde, gözlerden kan geldiğini şaşırarak öğrenmeli. 

Burnun direği sızlamalı. Özlemek neymiş, hasret insanı nasıl yakıp kavururmuş, aşkın ızdırabını çekerken anlayabilmeli.

 
Bir aşkı beklemeli insan. Zamanın durmasını istemeli. Geçen her dakikanın, yelkovanla akrebin her hareketinin ciğerlerinden sökülüp alındığını görmeli. Kaç sigara içse bitmeyen gecelerle kendini terbiye etmeli. 

İnsan mutlaka aşık olmalı. Şöyle keyifli, büyük bir sevdaya tutulmalı. Sonra terk edilmeli, acı çekmeli. Bunları yaşamalı ki, başkasını anlayabilecek olgunluğa gelmeli. Kibrin, küstahlığın, bencilliğin yok olması için, herkes aşkın ateşinde yanıp, aşkla gönlünü eğitmeli. Bence insan olmaya giden yol, mutlaka aşktan geçmeli! 

Aşkla kalın... :)