15 Temmuz 2012 Pazar

Neler Yapıyor Neler Ediyorum ????

Son zamanlarda sizlere kendimden bahsetme fırsatı bulamadım maalesef...Bir yandan o kadar yoğun bir yandan da boş geçiyor günlerim desem, psikolojimin ne denli karışık olduğunu anlarsınız sanırım. :))
Biraz son zamanlardan bahsetmek gerekirse, ilk olarak Haziran ayı ortalarına doğru başlayan zorunlu staj dönemim bitmiş bulunmakta...Güzel bir staj dönemi geçirdiğimi söyleyebilirim.Ve iş hayatı tam bana göre diyebilirim tabii ki...Tam da bir zamanlar yakın bir arkadaşımın söylediği gibi "döpiyessiz iş kadını"ymışım da haberim yokmuş. :))))

Veeee en önemli ve güzel haber de, 3. kez teyze oldum. :) "Benim ablam hamile, hem de karnından..." :) derken minik Batuhan artık aramızda.Memorial Hastanesi'nde gerçekleşen doğumda kavuştuk minnakımıza...Şimdilik Batuhan'ın fotoğraflarını anne ve babasının isteği üzerine yayınlayamasam da, çok konuşulan süslerinden sizler için seçtiklerimi paylaşıyorum. ;)


Her şeye büyük bir istek ve hevesle hazırlandık malum.Kapı süsleri, misafirlere hediye edilecek anahtarlıklar, şekerleme poşetleri, süslü sepetler, not defteri, tüylü kalemi ve daha bir çok süslü şirin şeyler...Hepsinden önemlisi bebişimizin ve annesinin yani bitanecik ablamın sağlıklı olması tabii ki...

Doğum sonrasında ve stajında bitmesiyle biraz daha rahatladım sanırım.Gezmelere tozmalara başladım tahmin edeceğiniz gibi... :)

Bu akşam da sevdiğim bir arkadaşımla her zaman gittiğimiz bir kafede biraz dedikodu, biraz da dertleşmeyle sohbet muhabbet eğlenceli geçti.Ruhsal çöküntümü de böylelikle biraz olsun üzerimden atmış oldum sanırım.


Yaz günlerinin heeepp devam etmesi dileğiyleee... :)))

14 Temmuz 2012 Cumartesi

İlişkilerdeki Hayati 11 Detay !

İlişkiler her zaman güzel başlar.Mutlusunuzdur, midenizde kelebekler, sevgi patlamaları derken zaman akıp gider.Zamanla samimiyetten ileri gelen rahatlıkla birlikte saygıda ufak tefek pürüzler ve başlarda sizi mutlu eden minik detayların kaybolduğunu görmeye başlarsınız.
Aslında bir çok erkeğin ilk başlarda fazlasıyla titiz davrandığı ama zamanla bu titizliğin yok olduğu minik detayları sizlerle paylaşmak istedim.
Bakalım sizin ilişkinizde bu ayrıntılar hala canlı mı? 
Yoksa yok olmaya başladı mı?



"Nasılsın?"
Çoğunlukla farkına varmasanız da, gün içerisinde telefonla mesaj atıp, e-mail gönderip ya da herhangi bir yolla sorulan "Nasılsın?" sorusu, sevgilinizin o günü iyi geçirmesine yetecektir.Sorulmadığında da o günü mahvetmenize sebep olabilir.

Söylenmek
İlişki ilerledikçe illa ki sıkıntılar ve hoşunuza gitmeyen durumlar olacaktır.Fakat sürekli her konuda cır cır cır söyleniyor olmanız, emin olun ilişki için çok sıkıcı bir durum olacaktır.Sıkıldıkça karşınızdaki kişiden uzaklaşmanız da olası...


Gülümseme
Netice de iki kişinin birlikte olma amacı, karşılıklı mutlu etme ve mutlu olmaktır.Sanal yollarla bile olsa gün içerisinde ona göndereceğiniz bir gülücük, onun da gülümsemesine sebep olacaktır.Bu sizi daha da mutlu etmeli...

Yadırgamak
Sadece sevgilinizi değil, arkadaş ortamına girdiğiniz de sürekli insanları yadırgamanız, zamanla sevgilinizin dikkatini çekecek ve sizi itici biri haline dönüştürecektir.Uyum sağlamaya çalışmak sizin için daha sağlıklı bir yol olabilir.



Somurtmak
Durup dururken, anlamsız yere somurtmanız ve bunu yüz ifadenizde bir rutin haline getirmeniz sadece sevgilinizin değil, çevrenizdeki diğer insanların da canını sıkar.Sürekli somurtan biriyle birlikte olmayı kim ister değil mi?!

Fikir almak
Siz nerede, ne yapmanız gerektiğini ya da bir işi nasıl halletmeniz gerektiğinden çok emin ve kararlı olabilirsiniz; ama yine de partnerinizin fikrini sormanız ilişkinize saygı katacaktır.Özellikle de ilişkinizle ilgili ya da ortak ilgi alanlarınızla ilgili konularda onun fikrini almamanız zamanla ipleri koparabilir.

Önemsemek
Önemsenmek, ilişkilerde her iki tarafı da mutlu eder.Zaten önemsemediğiniz birine saygı da göstermeniz pek mümkün olmayacaktır.Önemsemekten kastım fikirlerine saygı göstermek, ilgi göstermek ve tartışma konularında ortak paydada buluşup mutlu olmayı becerebilmektir.

Kabullenmek
İlişkiler de en fazla problem yaratan durumdur kabul görmek...Sevgilinizi tüm huy ve hareketleriyle kabul ettiğiniz zaman mutlu olmanız ve sağlıklı bir iletişim içerisinde anlaşmanız mümkün olacaktır.Yoksa kesinlikle düşünmeyin, benim için değişir ya da şu huyunu yok eder zamanla diye... Olmuyor benden söylemesi... ;)

Adap
Özellikle ilişkiler eskidikçe insanlar birbirlerinin yanında daha rahat davranmaya ve genel adabı boş vermeye başlayabilirler.Bu tarz durumlarda partnerinizi zor durumda bırakabilir ya da utandırabilirsiniz.Bu da ilişkinizi zamanla yorar.




Geçmiş
Her iki taraf için de geçmişi kurcalamak, hiç bir zaman huzur getirmez.Zamanında kabul edemediğiniz yaşanmışlıklar varsa müdahale etmediyseniz, sonrasında geçmişten bahsetmeniz sağlıksız bir ilişkiye sürükler iki tarafı da!

Telefon sesi
Onunla telefonda konuşurken ses tonunuz tahmin bile edemeyeceğiniz kadar önemli...Unutmayın, birbirini seven insanlar birbirlerinden de hemen etkilenirler.Bu yüzden sesinize katacağınız sevimli bir pırıltıyla sevgilinize de pozitif duygular yükleyebilirsiniz.


Aşk Yolunda İnsan Olmak !

İnsan şöyle, adam gibi bir aşık olmalı. İçinden aşkın o büyük rüzgarı esip geçmeli. Sevda kırmalı kolunu, kanadını. Dünyaya kafa tutan bir aslanken, bir anda kediye dönmeli. 
İliklerine kadar aşık olmalı insan. En azından hayatında bir kere aşkın tokadını yemeli. Sersemleyip düşmeli hatta, bir ömrün önemli yıllarını o aşk için tüketmeli. 

İnsan doya doya aşık olmalı mutlaka. Kavak yelleri denilen o yel, ne garip şeymiş bilmeli. Yüzünde engel olamadığı tuhaf gülümsemeyle, ortalık yerde gezinmeli. 

İnsanın aşktan gözleri parlamalı bir defa. Karşıdan bakanlar, sevdalı olduğunu anlayabilmeli. Herkes içten içe kıskanmalı onu. Aşkı yakalamış şanslı bir kul olduğunu düşündürtmeli. 

İnsan aşktan saçmalamalı mutlaka. Normal zamanda asla yapmayacağı işler yapmalı. Biraz boyun eğmeyi öğrenmeli. 


Gözleri kör olmalı aşktan. Görmediği çukurlara düşüp, uçurumlardan düşmeli. Hata yapmalı, yanlış yola dönmeli, girdaplarda boğulmalı aşk yüzünden. 

İnsan kendini geçecek kadar aşkı olabilmeli. Bencilliği unutmayı, egoyu törpülemeyi, paylaşarak büyümeyi aşkla öğrenmeli. 

İnsan kendinden fazla sevmeli birini. Bir zamanlar el olanın şimdi canı yandığında, kendininkinin nasıl daha fazla acıdığını görmeli. 

Öylesine büyük sevmeli ki, sonunda yolu Tanrı’ya varabilmeli. Aşk insanı düşündürmeli. Neden bu dünyada olduğunu, yaşamın gizemini aşktan hareketle bulabilmeli. 

Sonra aşk acısı çekmeli mutlaka. Kaybetmek nasıl bir duygudur, sahip olmak ne değerlidir, aşk bunları göstermeli. 

Kalbinin orta yerinde bir bıçak kesiği ile yaşamayı denemeli. Gözyaşları tükendiğinde, gözlerden kan geldiğini şaşırarak öğrenmeli. 

Burnun direği sızlamalı. Özlemek neymiş, hasret insanı nasıl yakıp kavururmuş, aşkın ızdırabını çekerken anlayabilmeli.

 
Bir aşkı beklemeli insan. Zamanın durmasını istemeli. Geçen her dakikanın, yelkovanla akrebin her hareketinin ciğerlerinden sökülüp alındığını görmeli. Kaç sigara içse bitmeyen gecelerle kendini terbiye etmeli. 

İnsan mutlaka aşık olmalı. Şöyle keyifli, büyük bir sevdaya tutulmalı. Sonra terk edilmeli, acı çekmeli. Bunları yaşamalı ki, başkasını anlayabilecek olgunluğa gelmeli. Kibrin, küstahlığın, bencilliğin yok olması için, herkes aşkın ateşinde yanıp, aşkla gönlünü eğitmeli. Bence insan olmaya giden yol, mutlaka aşktan geçmeli! 

Aşkla kalın... :) 

6 Temmuz 2012 Cuma

Ben Nasıl Evleneceğim ?

Evlilik...Birbirini seven iki kişinin hayatlarını birleştirmesidir pratikte.Fakat geçenlerde okuduğum bir yazıya göre, evliliğinde bir sürü çeşitleri varmış.Nasıl olur diye düşünüyorsunuz değil mi?
Bu ilginç evlilik çeşitlerini sizlerle de paylaşmak istedim.Benim de aklıma bu kadar çok evlilik çeşidi gelmemişti açıkçası... :)

İşte türlü türlü halleriyle evlilik...


Görücü usulüyle evlenme:
Geleneklerin ağır bastığı yörelerde görülen evlenme biçimidir.Bunda kız seçme işi, doğrudan anne, baba ya da aile büyükleri, aile yakınları tarafından gerçekleştirilir.Gencin kızı beğenmesi ya da beğenmemesi çok da önemli değildir.

Kız kaçırma (Düğünsüz evlenme):
Ailelerin evliliğe kesinlikle karşı çıkması durumunda ortaya çıkan bir evlenme biçimidir.Bu durum daha çok erkek tarafının sosyo-ekonomik yetersizliği ya da diğer sebeplerden dolayı kızın ailesinin karşı çıkmasıyla gerçekleşir.Bu engeller arasında kızın ailesinin başlık parası istemesi önemli bir yer tutuyor.



 Başlık parasıyla evlenme: 
Daha çok Doğu ve Güneydoğu kırsalında yaygın olan başlık parası, erkek tarafının kızın ailesine para, altın, ev, bahçe, tarla ya da hayvan vermesiyle gerçekleşir.Başlık, kadını bir mal olarak gören dar bir zihniyetin de ürünüdür denilebilir tabii ki...

Baş örtüsü kaçırma yoluyla evlenme:
Hakkari, Van, Ağrı ve Erzurum'un ilçelerinde rastlanılan bu evliliğin gerçekleştirilmesinde, kıza ait bir eşyanın kaçırılması, kızı kaçırmakla eş tutulur.Erkek tarafı, kızın ailesiyle anlaşmak zorundadır.

Beşik kertme evliliği:
Birbirini çok seven eş-dost, komşu veya yakınlar, çocukları beşikteyken, beşiklerine birer kertme vurarak nişanı gerçekleştirirler.Aslında büyüdüklerinde de söz ve nişan derdi olmadan evlenmeleri de söz konusu olabilir. :)

Tay geldi evliliği:
Dul bir kadının eski kocasından olan çocuklarını yanına alarak dul bir erkekle ya da dul bir erkeğin eski karısından olan çocuklarını yanına alarak dul bir kadınla gerçekleştirdiği evlilik biçimidir.Kadın veya erkeğin yanında getirdiği çocuklara, "tay geldi" denilmektedir.Bu durumda kendileri de at mı oluyor acaba? :)

Kuma getirme evliliği:
Cumhuriyetten önce, karısı kısır olan ya da erkek çocuk dünyaya getiremeyen erkek yeniden evlenirdi.Günümüzde Doğu ve Güneydoğu'nun kırsallarında hala devam eden kuma getirmede, ilk evlenilen kadın kuma geldikten sonra ikinci plana düşmekte ve horlanmaktadır.

Berdel evliliği:
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da halen devam etmekte olan berdel ya da bedel evliliği, kızları ve oğulları olan iki ailenin, karşılıklı olarak hem kızlarını hem de oğullarını evlendirmeleriyle gerçekleşir.

Sorarat evliliği:
Özel kültürel bir adettir.Dul kalan kocanın, eşinin evliliğinden sonra ölen karısının kardeşiyle evlendirilmesi şeklinde gerçekleşir.Öksüz kalan çocuklara üvey anne olarak teyzenin seçilmesi, daha hoşgörülü davranacağı düşüncesinden kaynaklanmaktadır.

İçgüveyi evliliği:
Erkek çocuğu olmayan ve ekonomik durumu iyi olan bazı aileler, kızı dışarı verme yerine damadı kendi evlerine almayı tercih ederler.Bunu özellikle tek kız çocuğu olan aileler tercih etmektedir.

Yetim evliliği:
Anne ve babası ölmüş, kardeşi olmayan erkek ya da kızın, ileride kimsesiz kalmaması için yakın akrabalarından biriyle evlendirilmesi şeklinde gerçekleşir.

Yakın akraba evliliği:
Türkiye'de evli çiftlerin yaklaşık olarak dörtte birinin akraba ve eşlerinin %80'inin kardeş çocukları oldukları belirtilmektedir.

Para karşılığı evlenme:
Doğu ve Güneydoğu Anadolu kırsalındaki eğitimsiz ve yoksul çevrelerde gerçekleşir.İlköğretim çağındaki çocukların okula gönderilmeyerek veya okuldan alınarak para karşılığı evlendirilmesidir.

Tanışıp anlaşarak evlenme:
Büyük kentlerde ve eğitim düzeyinin yükseldiği çevrelerde yaygın olan bu evlenme biçiminde, kız ve erkek bir süre birbirlerini tanıdıktan sonra karşılıklı olarak evlenmeye karar verirler.Kişiliğini bulmuş, ekonomik düzeyi yüksek bilinçli gençler, bu yolla evliliği tercih etmektedir.

Kan parası karşılığı evlenme:
Genellikle doğu bölgelerinde, öldürülen kişinin kan bedeli olarak altın, para, mal mülk istenildiği gibi kız da veriliyor.Temelinde eğitimsizlik yatan ilkel bir evlenme biçimidir.

Raslantı evliliği:
Raslantı sonucu, sonu düşülmeden karar verilen evlilik biçimidir.Bir yolculuk sırasında ve ya eş-dost, akraba evinde karşılaşma, telefon konuşması sırasında sesten etkilenme gibi gibi nedenlerle bu evliliğe kısa sürede karar verilmektedir.Yani bu gün "merhaba" dediğiniz biri, ertesi gün kocanız ya da karınız olabilir. :)


Muta evliliği:
Geçici bir süre için yapılan evliliktir.Daha çok İran'da yapılan bu evlilik biçimi, Türkiye'de de bazı çevrelerde görülmektedir.

İlan yoluyla eş seçme:
Son zamanlarda gazete, dergi ve televizyonların teletex sayfalarına ve internete ilan vererek eş seçme yoluna gidildiği sıkça görülmektedir.Bir de televizyonlardaki evlenme programlarına eş seçmek üzere gidenlerin sayısı gitgide artmaktadır.

5 Temmuz 2012 Perşembe

Bir Silgi Olsaydın...

"Bir silgi olsaydın ne silmek isterdin.... ?
Hatalarını mı yoksa kötü anılarını mı.... ?
Yoksa başarısızlıklarını mı ?
Kalem olsaydın kimi eklemek isterdin hayatına.?
Seni dinleyecek birini mi..?
Sana küçük mutluluklar yaşatanları mı..?
Yoksa her daim yanında olanları mı..?
Şimdi durup bir düşün, neler eklemek isterdin....?
Neler silmek isterdin... ?"

Nazım Hikmet 



Hayatımda herşey olsun istedim.Gerektiğinden fazla üsteledim belki de, olması için...
"Aşk" dedim olsun hayatımda; ödünler verdim, sevgidenden öte saygı gösterdim, benliğimi bir kenara bırakıp "sen" dedim, olmayacakları oldurmak istedim uğrunda...
Sonra döndüm baktım, kendimi göremedim.Ne anlattığımı anlayabilmiş ne de çözüm bulmak için gayret etmiş bana, kendine, bize... 
"İş" olsun hayatımda dedim; sabahladım, çabaladım, herşeye ve herkese yetmek için uğraştım, anlamak istedim ve yardımcı olmak, zaman ayırdım olması gerekenden fazla...
"Dostum" olsun dedim; hayatta kimseyi dinlemediğim kadar dinledim, kendime ayırmadığım zamanı dostuma verdim ve peşine düşmedim...
Sonra kendi hayatımdan kendimi soyutladım ve dönüp hayat kırıntılarıma bir baktım.
Herşey başladığım gibi, herşey olduğunca, ilerlemeden, durağan ve bensiz de benle de aynı...
Anladım ki, olmuyorsa olmuyordur...
Gönlün rahatsa, elinden geleni yaptıysan zorlamaman gerektiğini anladım.
Şimdi elimde bir silgi ve kalem...Bir de eklediklerimle çıkardıklarımla yine bana ait olan hayatım...

Gözler Kalbin Aynasıdır :)

Bakışlarınızla insanları nasıl etkileyebileceğinizi ya da çeşitli durumları doğru bakışlarla nasıl kendi lehine çevirebileceğinizi biliyor musunuz?
İnsanlarla iletişim kurarken vücut dilinizin ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuz elbette.Ama farkında olmadığınız şey, gözlerinizin tüm diğer faktörlerden daha etkili olduğu ve çok daha fazla mesaj verdiği...

Doktor David Givens, iletişimde bakışlarının önemi için "Göz teması, birisiyle iletişim kurmanın en önemli yollarından birisidir." diyor ve ekliyor "İletişim kurmak için gözlerimizi kullanmamız, evrimsel bir iç güdüdür." Yani siz farkında olmasanız da, doğru bakış üzerinde çalıştığınız da çevrenizdekilere çok farklı mesajlar yollayabilirsiniz.


ONDAN HOŞLANDIĞINIZI GÖSTERİN.
Bakış: Direkt olarak gözlerinin içine bakın.
Başınız yana doğru hafifçe eğikken, bir kaç saniye boyunca gülümseyin ve sonra başka yöne çevirin.Ona bir kez bakıp bakışlarınızı kaçırmanız, karşınızdaki erkekte sizi takip etme isteği uyandırır.Bu, sizin zor elde edilen bir kadın olduğunuzu da ifade eder.

SİNİR BOZUCU BİRİNİ SUSTURUN.
Bakış: Alnına bakın ve sonra başınızı yukarı doğru kaldırarak sizinle göz teması kurmasını engelleyin.
Alnında bir noktaya odaklanmanız, mesafeli olduğunuzu ve ondan üstün olduğunuzu hissettirir.Kafanızı çevirmeniz ise göz dağı verdiğinizi gösterir.Siz de uzaklara bakarak "Seni umursamıyorum." mesajı verirsiniz.

PATRONUNUZUN GÖZÜNE GİRİN.
Bakış: Patronunuz kadınsa gözlerinizi hiç kaçırmadan gözlerine bakın.Ama eğer erkekse, 30 saniye boyunca gözlerine baktıktan sonra ara verip yere bakın.
Tabii ki sapık gibi patronunuzun gözlerine bakmanızı tavsiye etmiyorum!Konuşma esnasında ara ara göz temasını kesmenizde sakınca yok.Sadece o konuşurken kafanızı eğmeyin ve başka yerlere bakmayın.Çünkü bu şekilde içten içe sizin çekimser olduğunuzu düşünecektir.Direkt göz teması ve aşağıya bakmak arasındaki denge, sizi hem katılımcı hem de uyumlu gösterecektir.

BİR TARTIŞMAYI KAZANIN.
Bakış: Kendi fikrinizi savunurken kaşlarınızı kaldırarak göz teması kurun.
Kaşları kaldırmak, göz temasına dikkat çektiğinden her zamankinden daha fazla ikna edici bir hale getirir.Politikacıların bunu sürekli yaptığını görebilirsiniz.Abartmamakta da fayda var tabii... :)

BİR AN ÖNCE BAĞIŞLANIN.
Bakış: Tıpkı dua eder gibi başınız karşıya bakarken gözlerinizi aşağıya indirin.
Bakışlarınızı aşağıya indirip başınızı itaatkar bir pozisyonda tutmanız, karşınızdaki insana hatalı olduğunuzu bildiğiniz mesajını verir.Ayrıca bu hareket, karşı tarafın konuyu bir üst seviyeye taşımasını da engeller.Sevgiliniz ya da arkadaşlarınızla tartışırken hatalı olduğunuzu biliyorsanız, bu bakışı kullanarak tartışmanın gereksiz yere uzamasını engelleyebilirsiniz.

Nefret Edilen Çiftlerden misiniz ????

Herkesin hayatında bazı sevgililer vardır, yanlarında durmak ve onlarla vakit geçirmek işkence haline dönüşür zamanla...Mıç mıç sevgi yumağı olanlar, "Balkabağım, böceğim, minik kuşum"lar, sürekli ikiz gibi giyinmeler vs vs...Aslında ikisini ayrı ayrı seversiniz, fakat bir araya geldiklerinde çekilmez olurlar.Ve bu çiftler ne kadar itici olduklarının farkında bile değillerdir.Sizinde onların yanındayken yapmak istediğiniz tek şey çoğunlukla koşar adım uzaklaşmakn olur, değil mi?

Onları kıskandığınızı düşünseler de, asıl problem kalabalıklar içerisinde bile iki kişi kalabilmeleridir."Biz birbirimize yeteriz." şeklindeki düşünce yapısının yanlış olduğunu ise, yaşanan bir ayrılık sonrasında idrak edebilirler ancak.

Peki siz o çiftlerden biri misiniz? İşte yapışık ikizler gibi yaşanan ilişkilerin işaretleri... :)


Sürekli iletişim !
Fiziksel olarak birlikte değilken bile, telefonunuz sürekli elinizde ya konuşuyorsunuz ya mesaj yolluyorsunuz ya da sürekli haber bekliyorsunuz.Hatta bu iletişim öyle bir hal aldı ki, telefonla konuşmaktan yeşereceksiniz artık. :) Peki arkadaşlarınızla her sohbetin sonu sizin ilişkinizle mi sonlanıyor? Sürekli ilişkinizden bahsediyorsunuz ve insanlar artık hep aynı şeyleri duymaktan baygınlık geçirecekler.

Uyumlu kıyafetler !
Bilinçsiz bir şekilde herkes birbiri ile benzer kıyafetler giyebilir, fakat siz bunu bilinçli olarak ve sözleşerek mi yapıyorsunuz? Unutmayın, partneriniz sizin hayat arkadaşınız olacak, ikiz kardeşiniz değil.

Aynı odada mesajlaşma !
Yan yana oturuyorsunuz ve sürekli mesajlaşıyorsunuz.Neden? İnsanlar bunu farkettiklerinde sizin kendileri hakkında konuştuğunuzu düşüneceklerdir.Topluluk içinde uyulması gereken kuralları gözardı etmemek lazım.

Topluluk içinde gülüşüyorsunuz !
Kimse ne hakkında gülüştüğünüzü bilmiyor ve inanın bu çok rahatsız edici olacaktır.Çift olarak özel paylaşımlarınız elbette ki olacak, fakat bunları yalnız kaldığınız zamanlara ertelemelisiniz.Dünya ayrı siz ayrı bir yerde yaşamanız çok da mümkün değil.

Değişik lakaplar !
"Balkabağım, böceğim, çiçeğim, lokumum..." ve daha fazlası...Değişik takma isimler arkadaş grubu içinde siz gittikten sonra uzun süre makara konusu olabiliyor.Benden söylemesi! :)
 




Bebek sesi !
 Ahh o bebek sesleri yok mu?! Yalnızken ya da telefonda konuşurken ilişkiye sempatik dokunuşlar katan bebek sesleri, arkadaş ortamında sizi madara edebilir.Çevrenizdekiler sizin bu dünyadan olmadığınızı düşüncesine kapılabilirler.Ve bu yeterince sinir bozucu olacaktır.

"Biz" oluyorsunuz !
Sevgiliniz ve sizi ayrı düşünmek imkansız bir hale mi geldi?Arkadaşlarınızla ayrı ayrı buluşamaz hale mi geldiniz?Artık kimse sen ve erkek / kız arkadaşın diye değil de "siz" diye mi bahsediyor?O zaman siz çoktan "biz" olmuşsunuz.Kendinize yarattığınız bu iki kişilik dünyadan kurtulup, etrafınıza bir baksanız daha sağlıklı olacak.