9 Temmuz 2014 Çarşamba

Hayatım olmuş işler güçler :)

Çok zamanlar oldu ki sizlerle güzellikler, sevgiler, aşklar paylaşmayalı...
Hayatımda tuhaf ve bir o kadar da köklü değişiklikler yaşadım ve sonunda yeniden sizlerleyim.
İnsanoğlu olarak sevmeye, aşka olan düşkünlüğümüz ve kolay kolay bağlarımızı koparamamamız sebebiyle de girip çıktığımız depresyonların haddi var hesabı yok maalesef ! Bir de hayatımızda beklenmedik durumlarla karşılaşabiliyoruz tabii ki; kimi zaman umutsuzluğa düşüyoruz ve birilerinin sesini duymaya ihtiyacımız oluyor, kimi zaman da yalnız kalıp deyim yerindeyse yaşadıklarımızı masaya yatırıp biraz sükunete ihtiyaç duyuyoruz.
Zaman içerisinde yaşadıklarımız bizi olgunlaştırıyor, yaşadığımız kaygılar ya da mutluluklarla, başarılarla birey olmaya başlıyoruz sanırım.
Son dönemde yaşadıklarımdan öğrendiklerim, hayata karşı her ne olursa olsun ayakta kalmak için en önemli şey; "inadına gülümsemek" !


Neden mi?!
Çünkü hayat bu...Yeri geliyor olmaz olmaz dedikleriniz oluyor, bir bakıyorsunuz Mezopotamya'da da olsa yanında olduğunuz insanlar sizi kırıyor, bir bakıyorsunuz seneler sonra en masum ve sadık sandıklarınızın deyim yerindeyse kıçı başı ayrı oynuyor.
Biz kadınlar ne yapıyoruz? En dramatik sahnelerde başrol oyuncusu, en ağlak filmlerde esas kız ve domino taşları gibi bir psikolojiye sahip yıkılmaya hazırız.
Size bir "İlişki"ye "İlişki"n tavsiyesi; yıkılmaz armada duruşunuzu, her şeye rağmen kocaman bir gülücükle samimiyetinizi ve sevgi dolu bir bakışı asla kaybetmeyin.Çünkü her yazın bir kışı vardır.
"Aşk"la kalın.. :)

29 Mayıs 2014 Perşembe

Erkekler, bira içince kadınlaşıyor-muş (!)

Haberlerde rastladığım ilginç bir olayı sizlerle de paylaşmak istiyorum.Her şeyin fazlası zarar diye boşuna söylememişler.Günümüzde özellikle erkeklerin alkol tüketimi konusunda ne kadar ısrarcı oldukları malum.Bir de içtikçe içmeleri, saçmaladıkça saçmalamaları ve güzelim alkolü zebil etmeleri olmasa...

Dünyada yapılan birbirinden enteresan araştırmalara da bir yenisi eklenerek, bu konuya da parmak basılmış sonunda..
Ve çıkan sonuç şaşırtıcı; "Erkekler bira içince kadınlaşıyor-muş!"

Kanada Sağlık Enstitüsü'nün yaptığı bir araştırma sonucunda, özellikle erkeklerin tüketmekten büyük keyif aldıkları biranın içerisinde kadınlık hormonları bulunduğu ortaya çıkmış!
100 erkeğe periyodik bir şekilde 6 bardak bira içirilerek yapılan araştırmada, davranışları izlenmiş.
Kontrolsüzce kilo aldıkları, düşünmeden sürekli konuştukları, gereğinden fazla duygusallaştıkları, araba süremedikleri, yalnızca duygularıyla hareket ettikleri, hiçbir konuda uzlaşamadıkları, hatalarını asla kabullenmedikleri ve en belirgini de alkol sonrası bir daha içmeyeceklerini söyledikleri tespit edilmiş.
Bir söylentiye göre de, özellikle Almanya'da bira içtikten sonra kadın kıyafetleri ile sokaklarda dolaşan erkekler var-mış. :)


Aslında olay sadece bira içmekte de değil.Alkol genel olarak kan dolaşımına geçmek için hazmettirici enzimlere gerek duymadığından, içildiği anda kana karışıyor.Çok kısa bir süre içerisinde de beyne ulaşarak, kontrol merkezimizi ele geçiriyor ve nabzı hızlandırıyor.
Böylelikle "sarhoş" diye adlandırdığımız, kimin ne şekilde bir durum yaşadığı belli olmayan ve çoğu zaman can sıkıcı sonuçlar yaşatan bir çok olayla karşılaşabiliyoruz.
Yani içinde kadınlık hormonu olup olmamasından çok, sizin içinizde alkolün ne şekilde etkisi olduğu daha bir önemli oluyor.Bir anda gayet efendi ve nazik olan bir erkek arkadaşınız varken, içindeki canavarın hortlaması hiç de hoş olmuyor açıkçası!Bu yüzden için beyler için, fakat abartmayın ki cinsiyet ayrımı yapabilelim. ;)

10 Mayıs 2014 Cumartesi

"ANNE" olmak...

Daha küçücükken başlar annelik duygusu yeşermeye aslında...Evcilik oynarken oyuncak bebeğini nasıl da koruyup kollar küçücük kadın bedenleri...Özenle saçlarını tarar, yemeğini yedirir, sessizlik içerisinde uyutur yavrusunu...
Zamanla hayaller girer devreye; aşk dolu bir eş ile birlikte aynı itinayı göstereceği, sevgisiyle sarıp sarmalayacağı, şefkatiyle koruyup kollayacağı, sezgileri ile yol göstereceği, yemeyip yedireceği, giymeyip giydireceği, yeri geldiğinde oyun arkadaşı olacağı, ilerleyen dönemlerinde ise en sadık sırdaşı...
Geçmişe baktığınızda hatıralar hep kopuk kopuk; ne hastalıklar yaşadınız, ne mutluluklar yaşattınız, en komik anlarınız, susmaksızın sebepsizce ağlamalarınız, küçücük bedenlerinizden büyük ettiğiniz laflar, uykumamak için inat ettiğiniz o uzun geceler, hastalandığınızda yaşattığınız endişe dolu zamanlar, ilk karne heyecanınız, ilk dişinizin çıktığı an hissettirdikleriniz, ilk "anne" deyişiniz ve ilk "baba" dediğiniz an...
Ve daha bir çoğu...Tüm bunları siz hatıralarınızda çok net canlandıramasanız da, hepsini bizzat bilir anneleriniz.Tüm zamanını vermiştir size an be an...Hepsini dolu dolu yaşamıştır sizi huzurla yetiştirirken çünkü.

Bu yaşımıza gelinceye kadar tüm hayatını çocuklarına adayan, fedakar annelerimizin günü bu gün...
Bıkmadan dinleyen, çektiği tüm acılara rağmen sesini bile çıkartmadan taşıyan, yemeyip yediren, hasta olmamızdan dehşet bir şekilde endişe eden ve hasta olduğumuzda saatlerce başımızda bekleyen, geleceğimiz için yılmadan savaşan, her daim bir zarar gelecek korkusunu barındıran, zaman zaman tatsızlıklar yaşatsak bile affeden, eşsiz ve sınırsız sevgi dolu ve kocaman yürekleri olan güzel annelerimiz olduğu için çok şanslıyız.

Kıymetini bilmeli, örnek almalı ve bir gün illa ki anne olduğunuzda kendi annenizin bir kopyası olacağınızı unutmamalısınız.

İlk olarak canımın içi, dünyadaki en değerli varlığım, var olma sebebim, hayatımın her bir zerresinde imzası olan güzel kadın, canım annemin anneler gününü kutluyorum.Ve bir tanecik annemi çok seviyorum...
Sonrasında, hayatımdaki "anne" kalıbının diğer öğeleri olan ablalarımın, ailemize yeni giren prensesimizin annesi-güzeller güzeli yengeciğimin, can dostum-poğaça yanaklı minnak kuzumun annesi ve sizlerinde tanıdığı Moda Meleğimin, annelik duygusu ile yeni tanışan tüm arkadaşlarımın ve bütün annelerin ANNELER GÜNÜNÜ KUTLUYORUM. İYİ Kİ VARSINIZ, HAYATIMIZDA EN BÜYÜK DESTEKLER VE ÖRNEKLER OLARAK KALACAKSINIZ. ♡ ♡ ♡ ♡ ♡ 

8 Mayıs 2014 Perşembe

Damla damla huzur...

Hava kapalı olduğunda uyanmak istemezsiniz, bir kasvet çöker ve duygular birer birer su yüzüne çıkmaya başlar.Yağmur, hüzün demektir.
Kadınsal bir durumdur genellikle elinde bir fincan kahveyle hafif bir müzik eşliğinde saatlerce yağmuru seyretmek...Duyguları hep daha yoğundur ya; sevgileri, aşkları daha şiddetlidir derinlerinde; hissetmek istedikleri duygular, ulaşamama ihtimallerine olan öfkeleri, anaçlıkları belki de...İhtimaller bile yağmurla su yüzüne çıkar zaman zaman...
Yağmurun sesiyle gelir geçmişe öfkeleri, nedenleri niçinleri...
Her haliyle hayatı zaman zaman yaşanmaz hale getirse de, yağmurlu havaları hep sevmişimdir.Ki hayatımdaki en büyük fobi, gök gürültüsü ve şimşekler olmasına rağmen...
Yağmur bir temize çekiştir hayatı, şimşekler kavuşan ellerden birer hatıra ve gök gürültüleri ise hayata karşı içimizdeki karanlığın ses bulmasıdır.
Şimdi bir fincan kahve ve hayatınızı alın ellerinize, bu güzel havanın tadını çıkarmaya bakın. 

8 Nisan 2014 Salı

Bakın, ne güzel güneş çıktı.

Uzun zamandır sizlerle paylaşımda bulunamadım, iş yoğunluğu ve hayat gailesi aldı başını gitmekte maalesef...
Fakat bahar geldi, çiçekler açmaya başladı ve çilekler tezgahlarda görüldü.Şimdi yenilenme zamanı diyorum ve sizlere harika bir post ile hızlı bir dönüş yapıyorum.

Bir sosyal paylaşım sitesinde karşılaştığım, güzel ve anlamlı yazıyı sevgili takipçilerimle de paylaşmak istedim.


Güne taze bir gülümseme ve pırıl pırıl parlayan bir güneş ışığıyla başlamanın zamanı geldi.
Bahar temizliğine hazır mısınız???

Yazmayan kalemleri.

Sayfası bitmiş defterleri.

Kulpu kırık fincanları.
‘Zayıflayınca giyerim’ kotunu.
Son 5 aydır giymediğiniz kıyafetleri.
Arka balkona tıkıştırdığınız, bir gün yüzünü yenilerim pırıl pırıl olur dediğiniz o
sandalyeyi.
Dibi kararmış tencereyi.


Taşındığınız hangi evden kaldığı, hangi kapıyı açtığı artık meçhul olan o anahtarları.

Sırf genç ve güzel çıkmışsınız diye yanınızda o hiç sevmediğiniz tiple poz verdiğiniz
fotoğrafı.
Çekmecenin dibindeki müzik kasetlerini (kaset mi kaldı allah aşkına)
Atın.
Ohh bir ferahlayın bakalım. Tamam mı?
Şimdi ihtimalleri atın.
‘Olacaktı, son anda olmadı’ları atın, olmamış işte.
Takılıp kaldığınız o günü.
Düşünüp durduğunuz o lafı.
Atın.
Küstüğünüz için uzun zamandır görmediklerinizin aklınızda kalan son görüntüsünü.
Alındıklarınızın, gücendiklerinizin hiç umurunda olmayan o ‘olayı’
Atın.
O hiç beceremediğiniz yemeğin tarifini
Kestiğiniz eski gazete küpürünü
İçinizi kemiren o ukteyi
Atın.
Zamanı gelince yiyeceğiniz soğuk intikam yemeğini de dökün.
Soğuk yemeğin hiç tadı olmaz, dışarıdan bir döner söyleyin daha iyi.
Buzdolabının üzerindeki diyet listesini (faturaların altında duruyor)
Depodaki koşu bandını.
Atın.
Cevabı olmayan soruları
Kaçırdığınız fırsatları
Atıldığınız işleri
Beceremediğiniz ilişkileri
Kişisel gelişim kitaplarını
Atın.
Arkanızdan konuşanları.
Önünüzü kapayanları.
Alamadığınız terfiyi
Oturamadığınız evi
‘Şimdiki aklım olsa’ları
Aldığınız en kötü karneyi.
Hatta en iyi karneyi.
Çalışmayan saatleri.
İşe yaramayan fikirleri.
Kaçan trenleri.
Zamansız yaşlandıran dertleri.
‘O gün’ olanları.
Halının altına süpürdüklerinizi.
Dolabın dibine iteklediklerinizi.
Atın.
Bakın, ne güzel güneş çıktı.

Gülümsemelerle ve Aşk'la kalın... :)



23 Şubat 2014 Pazar

"Ölmüşsün, gömenin yok arkadaşım...!"

Bugün günlerdir sosyal medyada yankı uyandıran ve benim de ilgimi çekmeyi başaran kitabı sonunda aldım.
"Dönersen Diye"...Raftan kitabı alır almaz ilk olarak rastgele bir sayfa açtım, merak işte...
Orada kendimi buldum, hani bir şarkı dinlerken hislerinizin notalara döküldüğünü düşünürsünüz ya...Ben de rastgele açtığım sayfada kendimi buldum..ve seni...



"Cimriyiz işte.
Hepimiz, ben de, sen de, karşı camda yıllardır eve girişimi gözleyip konuşmaya cesaret edemeyen komşu çocuğu da...
Hepimiz cimriyiz sevgimizi dillendirmekte.
Ödümüz kopuyor biri içimizi görecek diye.
Geberiyoruz yalnızlıktan...
Çıtımız çıkmıyor.
Direnmek nedir ki bundan başka?"

Böyle diyordu o sayfada...





Her şeyi hatırlıyorum; 
"Günaydın hayatım" mesajlarını, "kahvaltı hala hazır değil mi" diye söylenmelerini, film izlerken bana sarılışını, en kızdığın an bile gözlerindeki sevgi dolu bakışları, birbirimizin her şeyini biliyor olmamıza rağmen kahve içerken hep sohbet edecek bir şeyler bulduğumuzu, senin çayına iki şeker attığını ve sabahları kahve içmeyi sevdiğini, sonra bir de zor zamanlarda hayatımı kolaylaştırmanı, tost makinesinde kahve pişirmeyi öğrettiğini, seninle kurulan içki masalarının nasıl da keyifli olduğunu...Ve daha bir çok an...
Seni kalbimden çıkarmak da canımı acıtıyor, orada tutmak da...
Bu kitabı büyük bir merakla okuyacağım; "Dönersen diye..."

12 Şubat 2014 Çarşamba

Sevgililer Gününde NEREYE GiTSEK ???

Sevgililer Günü'ne sayılı günler kala tüm çiftleri "acaba nereye gitsek, ne yapsak?" telaşesi sarmış durumda.
Takipçilerimden aldığım mailler doğrultusunda ben de sizlere alternatif olması açısından ufak çaplı bir araştırma yaptım.
Hem bütçenizi yormayacak, her keseye uygun, hem de sevgilinizle hoş ve özel anlar yaşayabileceğiniz bir Sevgililer Günü için işte sizlere önerilerim...

GÜNAYDIN STEAKHOUSE
Tüm Günaydın Steakhouse şubeleri, Sevgililer Günü'ne özel misafirlerini romantik bir sürpriz ile bekliyor.Çiftler canlı keman dinletisi eşliğinde unutulmaz dakikalar yaşamaya davet ediliyor.Menüde ise Günaydın'ın özel hazırladığı kalp şeklindeki köftelerin yanı sıra, mum ışığında romantik bir yemeğin ardından "şehvet tatlısı" ikram edilecek.
İLETİŞİM: Günaydın Steakhouse


TEKTEKÇİ
Rengarenk shot'ları, kıpır kıpır müzikleri ile daha hareketli bir Sevgililer Günü geçirmek isteyen çiftler Tektekçi'de buluşuyor.Bebek, Beyoğlu ve Ankara'daki Tektekçi'ler, farklı sunumlar ve benzersiz konseptiyle 14 Şubat'ta da unutulmaz anlar yaşatmak için tüm çiftlere ev sahipliği yapacak.
Renkli bir Sevgililer Günü için adresiniz Tektekçi olmalı... :)
İLETİŞİM: info@tektekci.com.tr





MORINI RESTAURANT
İstanbul'un gözde mekanlarından Morini, Sevgililer Gününde sınırlı sayıdaki çiftler için özel bir menü ile unutulmaz bir gece yaşatmaya hazırlanıyor.
New Yorklu şef Michael White tarafından hazırlanan özel menüde Steak Tartare, Istakoz, Burrata Peyniri, domates ve fesleğenli Lobster Burrata, Mantar Çorbası ve Siyah Makarna "Gramigna" ile doyulmaz lezzetler tatmanın ardından, özel Sevgililer Günü tatlısı ve o güne özel şarap sunumlarını beğeninize sunuyor.
İLETİŞİM: 0212 353 67 68








KALAMATA
Beşiktaş'ta samimi sofraların kurulduğu ve birbirinden leziz yemekleri ile bir ziyafet yaşayabileceğiniz Kalamata, Sevgililer Gününe özel hazırladığı Aşk-ı Menü ile tüm çiftlere unutulmaz bir gece yaşatacak.
Eğlenceli ve müzik şöleni ile dolu dolu bir gece yaşamak isteyen çiftler için hazırlanan bu özel gece 190 tl ile fiyatlandırılmış.





LACİVERT RESTURANT & BAR

SALOMANJE

HOLIDAY INN
Holiday Inn İstanbul City, Sevgililer Gününde unutulmaz bir akşam yemeği için çiftleri Naar Restaurant'a davet ediyor.
Şef Murat Oğuz'un hazırladığı bu özel menüde çiftleri Köpüklü Borçini Mantar Çorbasından, Karidesli Piliç Soteye, ağır ateşte pişirilmiş Somondan, Şampanya ve Misket Limonlu Jöleye kadar birbirinden farklı lezzetler bekliyor.
Bu eşsiz gecede ilklerinizi ve aşkınızı paylaşabileceğiniz muhteşem atmosfer için Naar Restaurantta bu özel menü için kişi başı fiyat 79 tl'dir.
İLETİŞİM: info@hiistanbulcity.com.tr

Sevgililer Gününde unutulmaz, güzel ve en sevdiğinizle lezzetli bir gece diliyorum.
Sevginiz daim olsun.
"Aşk"la kalın... :))