sevmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2016 Salı

El gibi...

Ne tuhaf yaratıklarız değil mi?! Üzerinden bir an da geçse, bin yıl da geçse öfkemizi dindiremiyoruz. Sevgi nasıl bir duygu, sizin kalbinizde? Hani çok seven, uğrunda dağları delen siz Kerem'lerin kalbindeki sevgiden bahsediyorum. Daha dün onca sevilenler, bugün nasıl bir şey yapmış ola ki...
Sevgi... O çokça dilinize dolanan, en cafcaflı cümleleri kurarken kullandığınız, kimselere laf ettirmediğiniz, her zaman en içten sizin hissettiğiniz güzel duygu... Nasıl bir anda tuzla buz olup, yok olabiliyor. 
Siz sevdiklerinize bağlı değilsiniz sayın Kerem'ler, sayın Aslı'lar... Sizin sevginiz, karşınızdakinin en ufak bir hareketine bağlı!

Bulutlar karardı diye, güneş ertesi güne doğmaktan vazgeçer mi hiç?! 
Sevdalıdırlar birbirlerine çünkü, güneş her fırsatta hatırlatır içindeki yangını; bulutlar da her gün kovar içinden karanlıkları...
Çokça sevmeyin, içtenlikle sevin ve sevilin. :) 

Aşk'la kalın...

2 Mayıs 2015 Cumartesi

SEVMEK GİBİ SEVMEK

Uzun bir aradan sonra sevgiyle dönmek istedim takipçilerime. Bu gün güzel bir yazı okudum sabah sabah... 
Sevmek ve mutluluk birbirine kenetlenmişken, sevgiyi hoyratça kullanıp mutsuzluluğa dönüştürmek neden?
Lafa gelince hepimiz seviyoruz ya, seviliyoruz bir de çokça... Her şey çok güzel giderken, sevgiyi doyasıya yaşarken bile endişelerimiz peşimizi bırakmıyor. Mutluluğun çok kısa bir rüya olduğuna alıştırılmışız zaman içinde. Mutsuzluğa alışmadan yaşamak gerek sevgiyi aşkı, bunu biliriz de işte; oysa mutluluk bir amaç değil. Mutluluk, geçici dünyanın hoyratlığına katlanabilmemiz için verilmiş bir ödül. Aşk da böyle, sevgi de, sevda da...
Hani bazı değerlerin ne denli kıymetli olduğunu, yitip gittiklerinde anlarız ya çoğu zaman, insanoğlu işte elinde değil ki... 
Her ilişki büyük umutlarla, aşkla başlıyor halbuki. Senelerce süren evliliklere baksanıza, annemlerimiz babalarımız misal, yani diyeceğim o ki eski aşklar... Onlar değil midir ki, mutluluğa heveslendiren insanı ve inandıran sağlam beraberliklere.
Şimdi sorguluyorum o zaman ki sevgi ile günümüzdeki sevgi denilen duyguyu... Başlangıç hep aynı da sonunda nedir değerini yitiren?
İnsanlar ayrılıyor, boşanıyorlar, adamlar kadınlarını aldatıyor, kadınlar ekonomik ölçüde erdikleri rahatlıkla saygılarını yitiriyor, seviyoruz diyorlar da mutsuz mutsuz yaşıyorlar birbirlerinden ayrı... 



Aynı evde duruyorlar da konuşmuyorlar bile. Sevgiyi hoyratça kullanmak değil de, nedir bu?

Sevgiyi de aşkı da günümüz şartlarına göre yaşıyoruz illa ki. Fakat bakıldığında geçmişten gelen aşklar, günümüz koşullarına daha bir dayanıklı, sevgisi için direnci daha yüksek her geçen gün...



Şimdilerde ise, öyle çok insan sevginin ne denli bulunmaz hint kumaşı olduğunu, arayıp da bulamadığımız mutluluğun kilit noktası ve hayatımız boyunca sahip olabileceğimiz en değerli ödül olduğunu anlamadan göçüp gidiyor ki... Yaşamak denen şey sevgisiz olduğunda, sevilmeden bir de; nefes alıp vermekten ibaret değil midir ki?

"Aşk"la kalın...

14 Mart 2015 Cumartesi

"Biz" varız...

Çoğumuz sevdiğimizi söylemekte zorlanırız ya da daha erken diye düşünürüz... Ve çoğu zaman da geç kalırız.
"Seni seviyorum" ne büyülü bir cümledir aslında, duygu doludur, anlam doludur...
"Seni seviyorum" ne demektir?

“Birine seni seviyorum demek… onunla birlikte umut edebilmekmiş… Sadece onunla yan yana olduğun için, nefesine ortak olduğun için yaşadığını hissetmekmiş… 
Seni seviyorum demek aslında şükretmekmiş… ona dokunabildiğin her an için, hayatta olduğu için…
Bir acının iki ucundan tutup, birbirine tutunabilmekmiş sevmek… Kendinden bir parçayı ona vermek, eksilmeden çoğalabilmekmiş…
Kendini, prensiplerini hiçe sayman gerektiğinde, bunu kahramanlık saymadan sessizce yapabilmekmiş…   


Bir ihtimal, küçücük bir ihtimal de olsa, onun gözlerinde kendini değil, sevdiğini aramakmış…
Seni seviyorum demek nefes almak kadar doğalmış istediğinde… Bir Pazar sabahı kapıyı çalıveren bir dost kadar güzel bir sürprizmiş…
Seni seviyorum demek… aslında biz varız demekmiş…"
Sevdiğinizi söylemekten çekinmeyin, çokça sevin...
"Aşk"la kalın... :)

8 Ocak 2015 Perşembe

Kalplerin Ülkesinde

Hırslarımız var, hiç yapmadığımızı iddia ettiğimiz..sonra elalem ne der'lerimiz var çokça..ya da yaptıklarım karşısında ne düşünür'lerimiz var her defasında bizi engelleyen..bir sıkıntımızda pireyken deve yaptıklarımız, normal olan durumları çapraşık hale sokmalarımız var..içinden çıkılmaz hale gelene kadar bekleyip, en olmadık zamanda yaptığımız çıkışlarımız var, yere çakılmamıza sebep olan..zamanında yürekli olamayışlarımız var, yitirdiklerimiz var bu sebepten..çekincelerimiz var bir de, arkadaş sadece arkadaş, kanka sadece kanka olabilir diye uydurulmuş tabuları yıkamayışlarımız var..gereksiz yere saçtığımız değerlerimiz var, sonunda kendimizi değersiz hissetmemizinde bir sebebi..


Sabrımız var, taşmak için dolmayı beklemeyen... Gülüşlerimiz var yerli yersiz, hangi kalbin ülkesinde başkent olduğu bilinmeyen... Hesaplarımız var birbirimize dair, görülmemiş duyulmamış ya da çarpanlarına ayrılmış kimi zaman... Hayallerimiz var, ucu bucağı olmayan ve birbiri üzerine konmayan... Dostlarımız var anılarla dolu, farklı farklı hayatlarda ve ırak diyarlarda... 
Bir de aşklarımız var... Seslerini dahi unuttuğumuz, birilerinin gülüşüne-bakışına hapsolmuş... Bizden önceleri var, kimi zaman değerli kimi zaman beş para etmeyen; bir de sonraları var, hüzünleri peşi sıra getiren, belki de kaplumbağa hızıyla iyileştiren...
En önemlisi, an'larımız var, şu an'ımız var... En yaşanılası olan, paha biçilemeyen ve tüm güzellikleri hak eden...
Bu sebepten, şimdi çokça sevin, o ya da bu ne düşünür demeyin, kalbinize kulak verin..

"Aşk"la kalın... 

24 Ağustos 2012 Cuma

İlişkiniz İçin Silkelenme Vakti !!!

İlişkimize başlarken büyük heyecanlar, istek ve mutlulukla başlıyoruz başlamasına da, zaman içinde problemler ortaya çıkmaya başlıyor.Kimi zaman dış görünüşünden, gözünden, kaşından, fiziksel özelliklerinden etkilendiğiniz biriyle duygusal anlamda mutlu olamıyorsunuz, kimi zaman da duygularınıza yenik düşüyorsunuz.

Peki daha ne kadar böyle sürecek? Artık silkelenme vakti değil mi????




Çiftler arasında oluşan sorunun en belirgin ve en önemli nedenlerinden biri, eşlerin giderek birbirlerine daha da fazla yabancılaşması...Diğer taraftan birbirlerini tanıdıklarını zanneden çiftlerin, işin aslının öyle olmadığını, aslında zamana yayılması gereken hislerin çabucak yaşanıp tüketildiğini er ya da geç anlamaları...

Kadın ve erkek farklıdır!
Fakat bu farklılık, eşitliğe aykırı bir kavram değildir.Erkek ve kadının birbirinden farklı olma halleri "aşık olma" döneminde çok fazla belirgin değildir.Ancak evlilikte ya da uzun süreli ilişkiler de ise daha belirgindir.Bu farklılıkların baştan kabul edilmesi, ilişkileri daha uzun soluklu kılıyor.



Erkekler en çok takdir edilmeyi bekliyor!
Erkekler en çok kendisine ihtiyaç duyulmasını ve ailesi için gösterdiği çabanın takdir edilmesini bekliyor.Fazla sorgulanmayı sevmeyen ve uyum sağlamayan erkek, çoğunlukla kendisine ihtiyaç duyulduğunda harekete geçiyor.Sihirli cümleniz "Sana ihtiyacım var." :)

 

Kadınlar en çok sevilmeyi istiyor!
Kadın en çok sevildiğini hissedip, anlaşılmayı beklerken, erkekler partnerlerinin istediği sıklıkta duygularını dile getiremiyorlar.Kadın, erkeğin kendisini dinlemesini ve yaşadığı zorlukları anlamalarını bekleseler de, erkekler ya dinlemiyor ya da bir süre dinledikten sonra göya sorunun ne olduğunu anlayıp "Çözüm Makina"na dönüşüveriyorlar.Ve işte kadının yaşadığı hayal kırıklığına bir sebep...






İşte size en belirgin özellikleri ve istekleriyle kadın-erkek...Şimdi silkelenme zamanı...
İlişkiniz için silkelenin ve kendinize gelin... :)

Aşkla kalın... :)