duygu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duygu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2012 Salı

Bir insanın sana ne hissettirdiğini asla unutamazsın.

"Bir insanı unutabilirsin,
bir insanın sana neler yaptığını da unutabilirsin, 
ama o insanın sana ne hissettirdiğini asla unutamazsın."
                                                                      Sigmund Freud

Duygularımız mı bizi yönlendirir, yoksa düşüncelerimiz mi?
Hayatımızda duygular mı daha baskındır, yoksa düşüncelerimiz ve mantığımız mı?


Kızmak, üzülmek, sevinmek, sevmek, nefret etmek, mutlu olmak, acımak, öfkelenmek, korkmak, utanmak, kıskanmak, zevk almak, haz duymak ve daha nice duyguyu yaşıyoruz hayat karmaşasında...

Peki bu duyguları hissettiğimiz anlarda ne kadar farkındayız? O anda hissettiğimiz duyguların adını koyabiliyor muyuz?

"Aleksitimi", duyguları tanıma ve ayırt etmede zorluk...
Çevremizde o kadar çok aleksitimik kişilikler var ki...
Bir insanın duygularının farkında olması ve doğru bir biçimde ifade edebilmesi gerçekten çok önemli bir durum.Ancak o zaman insan insana ve sağlıklı bir iletişim söz konusu olabiliyor.

Düşünce ve duyguların bütünlüğü, aynı zamanda ruh ve beden bütünlüğü anlamına geliyor."Sakın duygularına yenik düşme" diyen insanlar farkında mı bilmiyorum; bir çok mutluluğun tadına duygularımız sayesinde varabiliyoruz.
"Aklım böyle söylüyor ama duygularıma engel olamıyorum." Mutluluk da, huzur da, keyif almak da, sevinmek de, sevmek de ve aşk da birer duyguysa, neye engel olmaya çalışıyoruz biz?!

Beynimizin sol yarım küresi mantık ve aklı, sağ yarım küresi ise duyguları yönetiyor, fakat iki küreyi birbirine bağlayan sinir lifleri, ikisi arasındaki ilişkiyi ve alışverişi sağlıyor.Böylece akıl ve duygular birbirinden bağımsız hareket etmiyor yani...

Mevlana der ki; "Akıl, aşk ve can bu üçü üçgendir, her derde deva, her yaraya merhemdir."

İlk başta sizlerle paylaştığım psikolojinin babası Freud'un sözünde ise bir insanın size hissettirdiklerinin asla unutulmayacağına dair ne söylenebilir?Freud'un cümlesini okuyana dek, böyle bir şeyi anlatabilmenin kelimelere sığabileceğini hiç düşünmezdim.

Bir insanın size ilişkiniz sırasında, değerli mi değersiz mi hissettirdiği duygusunu unutabilir misiniz?
O insanın hiç anlayamadığınız bir şekilde size iyi geldiği hissinin, ne kadar zaman geçerse geçsin silinmesi mümkün mü?Ya da tam tersi ne kadar kötü geldiğinin...

Unutmayın, duygularımız zenginliğimiz, insanlığımız, dünyaya fırlatılışımızdaki ilk "Ben varım" çığlığımız...Duygularınızı anlatmakta gecikmeyin, hissettiklerinizi ve hissettireceklerinizi ertelemeyin.

4 Ocak 2012 Çarşamba

İlişkilerde Denge Problemi...

İlişkinizde bazı duyguları, durumları "az" yada "çok" yaşamak yerine dengeli olmayı başarabilmek, uzun vadeli ilişkinin sırrıdır.Sevgiyi aşırı göstermek yada belli etmemek, vaktinin tamamını ona ayırmak yada hiç ilgilenmemek, sürekli beklentiler içinde olmak yada hiçbir beklentisi olmadan monotonlaşmak, sürekli tartışmak yada her şeyi içine atıp hiç tartışmamak...Tüm bu ilişki kriterlerinde dengeyi kurabilmek çok önemlidir."Az" ve ya "çok"ların yerine her şeyi dozunda yaşamanız, ilişkinizin daha sağlıklı ve dolayısıyla da uzun vadeli olmasını sağlar.

  • Konuşma Dengesi : Evde ve arkadaş çevresinde konuşulacaklar...
Eleştirmek, alay etmek, küçümsemek...Bunlar kime, nerede ve ne zaman yapılırsa yapılsın, iyi niyet içermeyen hareketlerdir.Böylece hem karşınızdaki insanı kırmış hem de kendinizi mutsuz etmiş olacaksınız.İlişkinizde de mutlaka arkadaş çevresinde konuşulacaklar, aile içinde konuşulacaklar ve ikiniz baş başayken konuşulacaklar dengesini iyi kurmanız gerekir.Arkadaşlarınızın arasındayken, aslında sadece ikinizin bilmesi gereken konulardan bahsetmeyin ve baş başayken konuştuğunuz konuların yalnızca sizin aranızda kalmasına özen gösterin.
  • Tartışma Dengesi : Ne hep, ne hiç...
Tüm kızgınlıkların içe atıldığı ve hiçbir tartışmanın yaşanmadığı bir ilişki; sürekli kavga edilen ilişkiler kadar sağlıksızdır.Çünkü içe atılan tüm sıkıntılar, ilişkinin ilerleyen dönemlerinde patlak verebilir ve bu daha büyük zarara neden olabilir.Ne kadar içimize atabiliriz ki zaten, insanız neticesinde...:)Sürekli kavganın da sağlıksız bir ilişkinin en büyük göstergesi olduğunu biliyoruz elbette...Dolayısıyla gerektiğinde tartışabilmenin, tartışmanın dozunu ayarlayabilmenin ve sonunda ortak bir nokta bulup uzlaşabilmenin dengesini iyi sağlamak gerekiyor.
  • Sevgi Dengesi : Kendini adamak yada adamamak...
Kimi insan karşısındakine sevgisini aşırı şekilde göstermekten hoşlanır.Sürekli onu sevdiğini söyler, sürekli öpmek-sarılmak ister, kendini tamamen ikinci plana atıp bütün planlarını ona adayarak yaşamaya başlar.Kimi insan ise çok sevmesine rağmen karşısındakine sevgisini bir türlü gösteremez, sevdiğini söyleyemez, ilgi gösteremez.Bu her iki uç durum da, ilişki için oldukça can sıkıcı olabilir.Konu "ilgi ve sevgi" olunca dengeyi kurabilmek önemlidir.Sevgiyi göstermek, evet, ama dozunu ayarlayabilmek gerekli; kendini asla ikinci plana atmamak, ama her zaman yalnızca kendini de düşünmemek gerekli!!!


  • Uyku Dengesi : Biriniz çok erken, biriniz çok geç...
Şaşırdığınızın farkındayım, ama gerçek şu ki; yatağa farklı saatlerde girmenizin ilişkinizi bir süre sonra olumsuz etkilemeye başlayacağını göreceksiniz.Biriniz sabahları çok erken kalkıyor, diğeri ise çok geç saatlere kadar uyuyor olabilir yada biriniz akşamları erkenden uyumak istiyor, diğeri ise gece geç saatlere kadar oturmak istiyor da olabilir.Fakat ikinizin bu dengeyi kuramaması vücut saatlerinizin uyuşmamasına, dolayısıyla da belli bir süre sonra yaşam tarzlarınızın çatışmasına neden olacaktır.Kimi zaman geç yatan erken yatana uyum sağlamalı, kimi zaman da erken yatan uykuya biraz direnip geç yatana uyum sağlamalı, yatağa birlikte girmeye özen göstermelidir.
  • Tatmin Dengesi : Hiçbir istek yada her istek konusu...
Her insanın belli istekleri vardır, bu istekleri yerine geldikçe tatmin olur ve hemen ardından mutluluk gelir.Siz çok fazla istekte bulunuyor ama o hiçbirine yanıt vermiyor olabilir yada o hiçbir isteğini dile getirmiyor ama siz sürekli bir şeyler verme çabası içinde olabilirsiniz.Ama her iki durum da bir süre sonra yine can sıkıcı bir hal alacaktır.İki tarafta birbirlerinden ne istediğinin bilincinde olmalı ve bu sırada da dengeyi iyi sağlamalıdır.Beklentilerin karşılanamayacağı durumlar varsa, konuşulup paylaşılmalı ve çözümler aranmalıdır.Karşı tarafı mutlu etmek adına, sürekli isteklerini yerine getirme çabası içinde olup kendi yaşantınızı, eğlencelerinizi, dostlarınızı kısacası hayatınızı unutmamalısınız!!!