10 Şubat 2012 Cuma

Bir Film İzledim ve Hayatım Değişti :)

Tom: Kimsenin sevgilisi olmak istemiyordun, şimdiyse evlisin.
Summer: Bana da sürpriz oldu.
Tom: Asla anlayamayacağım galiba. yani hiç mantıklı gelmiyor.
Summer: Birdenbire oldu.
Tom: Evet işte anlamadığım da o. Birdenbire olan ne?
Summer: Bir sabah uyandığımda biliyordum.
Tom: Neyi biliyordun?
Summer: Seninleyken asla emin olamadığım şeyi.

Bu replikler dün akşam izlediğim ve gerçekten etkilendiğim bir filmden alıntı..."Aşkın 500 Günü (500 Day Of Summer)" hikayesi gerçek hayattan alınmış ve ilginç bir şekilde kurgulanmış, izlerken kendinizi kaptırıp vaktin nasıl geçtiğini kavrayamayacağınız bir film.
Beni cezbeden hikayesinin gerçek hayattan alınmış olmasıydı.Aşkın değişik evrelerini, gün be gün netlikle görebileceğiniz ve filmin sonunda "vay bee" diyebileceğiniz nitelikte bir film olduğuna emin olabilirsiniz.:)

Aşkta beklentilerin, umutların ve gidişatın her zaman aynı kalmadığını, hatta hayal kırıklıklarının gerçek bir aşkta ne kadar incitici olabileceğini göreceksiniz.Bazen hayatı kendi isteklerimiz doğrultusunda yaşarken, sadece kendi huzurumuzu ve rahatlığımızı düşünürken, aslında bir zamanlar sevdiğimiz yada sevdiğimizi sandığımız insanların hayatlarına ciddi etkilerimiz olabiliyor.Ve çoğunlukla da beklentiler ile gerçek birbirini pek de tutmuyor maalesef...

Gerçek aşkın varlığına inanmayan Summer (Zooey Deschanel) ile ona aşık olan genç ve başarılı bir adam Tom (Joseph Gordon-levitt) 'un değişik ilişkilerinden güzel sahnelerin yer aldığı "Aşkın 500 Günü"nü kesinlikle tavsiye ediyorum.
Şimdiden iyi seyirler... :)

8 Şubat 2012 Çarşamba

Sizin Aşkınızın Rengi Hangisi ?

Sevdiğiniz ve üzerinizde taşımaktan keyif aldığınız, kendinizi rahat hissettiğiniz renkler, aslında kişiliğiniz, nelerden hoşlandığınız ve hatta nasıl bir aşık olduğunuz hakkında ipuçları verir.
Peki hoşlandığınız kişinin beğendiği renklerden yola çıkarak, nasıl bir aşık olduğunu öğrenmek ister misiniz?

KIRMIZI: Aşkın ve arzunun rengidir.Favori rengi kırmızı olanlar, kışkırtıcı ve heyecan vericidir.Kendine güvenen, coşkulu, bazen de kontrolsüz olabilirler.Aşkta ihtiraslı olsa da, her zaman yeni bir aşk için hazırdır.





SİYAH: Bu rengi sevenler dominant ve tutkulu sevgili olurlar.Aşkı çok yoğun ve dolu yaşarlar.Onlar için monotonluk katlanılamaz bir durumdur.





YEŞİL: Güven ve huzur veren bir renktir.Yaratıcılığı ve üretkenliği anlatır.Aşk rengi yeşil olanlar sakin, dost canlısı ve şefkatlidir.Ağırbaşlı ve istikrarlıdır.Aşk konusunda ise özgürlüğüne düşkündür.

PEMBE: İnsanları rahat hissettiren ve dinlendiren bir renktir.Aşk rengi pembe olanlar, etrafa neşe saçan kişilerdir.Heyecan dolu ve eğlenceli aşıklardır.







SARI: Bu rengi seven kişiler, hırslı, zeki ve entellektüeldir.Aşk konusunda bencil olabilirler.Neşeli ve sevecen sevgili olanlar da, aldatmaya meyillidirler.










BEYAZ: Beyaz rengi seven kişiler nazik, asil ve alçak gönüllü kişilerdir.Aşk konusunda istikrarlıdırlar.Sevdiklerine sadık olurlar.

KAHVERENGİ: Denge rengidir.Kahverengi tutkunlarının dengeli bir aşk hayatı vardır.İnişli çıkışlı ilişkilerden pek hoşlanmazlar, sakin bir ilişki ararlar.Paylaşmayı severler.








MAVİ: Sakinliğin simgesidir.Mavi tutkunları için güven ve sadakat çok önemlidir.Tutkulu aşıklardır.En ufak şüphe ve güvensizlik, aşk konusunda kendilerini başarısız hissetmelerine yol açabilir.







TURUNCU: Duygusal ve hassas kişilerdir.Yapıcıdırlar.Heyecan verici, canlı ilişkiler tam onlara göredir.Kıpır kıpır bir ilişki isterler.

MOR: Bu renk asilliği, dengeyi ve kendine güveni temsil eder.Moru sevenler hayal dünyası geniş, sanata düşkün kişilerdir.Aşk konusunda ruh ikizlerini ararlar.

Ben kendi renklerimi seçtim; biraz siyah, biraz pembe, biraz beyaz ve biraz da mor karışımı olsun eeee daha ne olsun diyorum.:))) Peki sizin renginiz hangisi?????

(M)emorial'ın (E)n (C)oşkulu (K)ahramanları

Dün akşam ablam ve eniştemin çalıştığı, Türkiye'nin sayılı hastanelerinden bir olan, Memorial Hastanesi'nin Geleneksel Bowling Turnuvasının düzenlendiği, Profilo AVM'ye gittik.Turnuvaya Memorial Hastanesi (Şişli) ve bağlı bulunduğu kuruluşlardan Hizmet Hastanesi, Ataşehir Memorial Hastanesi ve Etiler-Suadiye Polikliniklerinden birçok personelin oluşturduğu 4'er kişiden 71 takım katılmıştı.İlginç takım isimleriyle hastane personelinin yaratıcılıklarını konuşturduğu geceden, sizler için seçtiğim isimler şöyle;
  • Bütçe-Raporlama Takımı: EBİTDA
  • Anestezi Takımı: KESER BİÇER
  • Proje Takımı: YIKIM EKİBİ
  • Eczane Takımı: XANAX
  • Üroloji Takımı: ÜRO-TEAM
  • Çağrı Merkezi Takımı: ATOM KARINCALAR
  • Radyoloji Takımı: RADBULL
  • Kan Bankası Takımı: VAMPİRLER
  • Tüp Bebek-IVF Takımı: SPERMEN ve BABY MAKER :))
Bitanecik ablamla turnuvanın başlamasını beklerken boş boş durmayalım dedik ve flaşlar patladı.:)
 İşte bizim ekip...:) Bütçe-Raporlama bölümü çalışanlarının olurşturduğu "EBİTDA" takımı sırasıyla Kenan Çıtırkı (enişteceğzimm), Emre Göneç, Cem Kara ve Mehmet Utku Barın'dan oluşuyordu.Özel ayakkabılarını giyip turnuvaya hazır olan takımımızda, en şanslı oyuncu Cem Bey'di sanırım.Yepyeni ayakkabıları ona uğur getirmiş olmalı...:))))
Ve turnuva başlaaaarrrr...
Hem çok eğlenceli, hem de tatlı bir rekabetle süren turnuva boyunca "EBİTDA" takımı elemanlarının atış sonrası sevinçlerinden bir derleme... :)

Turnuvada, atışlar arası verilen küçük molalarda yüzlerinden kahkaha eksik olmayan takım elemanlarımıza bizlerde eşlik ettik.
EBİTDA'nın karnesi...:)) Gecenin en başarılı oyuncusu Cem Bey olurken, muhteşem atışlarına ve senelerdir bowling oynayıp 4 kupa sahibi olan Emre Bey sanırım o gece pek de formunda değildi.Yine de atışları sonucu 521 puan yapan takımımız, umuyorum Cuma günü düzenlenecek finale kalabilir.
Finale,71 takımdan en yüksek puanlara sahip olan ilk 15'i katılacak.

Vee geceden son kare...Başarılı oyunlarıyla takım elemanlarının ve desteklemeye gelen arkadaşlarının yüzleri gülüyordu.
Kesinlikle çok eğlendiğimi söyleyebilirim.Ayrıca EBİTDA'ya, Cuma günü finalde başarılar diliyorum.Çekirdek aile enişteme ve ablama da, beni bu güzel geceye davet ettikleri için çok teşekkür ediyorum.
Cuma günü görüşmek dileğiyle... :)

Kadınların Duymaktan Asla Hoşlanmadığı 7 Söz !

Sayın Beyler, kadınlar hassas, kırılgan, narin ve sizlerden ekstra düşünceli olmanızı bekleyen varlıklar maalesef...Kimi zaman size arkadaş gibi yaklaşsalar da aradaki ince çizgiyi korumak ve kadınların hassas oldukları noktalara dikkat etmek gerekiyor.
Buyurun erkeklerin kadınlara söylememesi gereken 7 söz!!!


 "Sen anlamazsın!"
Bir kere kadınların erkeklerden hiçbir eksiğinin olmadığının anlaşılması gerekiyor.Her ne kadar bu konunun uzatılmaması için erkekler "sen anlamazsın" deyip geçiyorlarsa bile, bu kadınlara yapılabilecek en büyük hatalardan biridir."Sen anlamazsın" demek, bir kadının konuyu anlayamayacak kadar aptal olduğunu, onun konuyu algılayamayacağı kadar zor bir şey olduğunu söylemeniz demektir.Ve bir kadın, asla böyle bir konumda olmak istemez.Bu nedenle konuştuklarınıza bazı konularda daha çok dikkat etmelisiniz.


"Kahküller yüzünü büyük göstermiş."
Bir kadına karşı iltifat ederken dahi "büyük" ve "geniş" kelimelerini kullanırken çok dikkatli olun.Erkekler nasıl ki "göbek" kelimesini duymaktan pek hoşlanmıyorlarsa, kadınlar da bu tür kelimelerden pek hoşlanmazlar.

"Hatalısın!"
Bir kadın hiçbir zaman haklı olmayabilir, fakat hiçbir zaman hatalı değildir.Bu kelimeyi ona sürekli tekrarlarsanız, sizden uzaklaşması an meselesidir.Hatalı gördüğünüzde bunu direk söylemek yerine sakince ve suçlamadan anlatmanız sizin yararınıza olacaktır.

"Aslanım!"
Kadınlar fiziksel olarak erkekler kadar güçlü olmasalar da, erkeklerin yaptığı bir çok işin altından başarıyla kalkabilirler.Ve tabii ki erkek arkadaşlarının yada eşlerinin, kadınları zaman zaman övmeleri daha mutlu hissettirebilir.Yalnız, burada dikkat edilmesi gereken nokta kadınlarla asla bir erkek arkadaşınızla yada kankanızla konuştuğunuz gibi konuşmamanız gerekiyor.Kadınlara hitap ederken kullandığınız sıfatlar, onlar için tahmin ettiğinizden çok daha önemli!

"Adet gününde misin?"
Bir kadının davranışlarında fazladan asabiyet gözlemliyorsanız, büyük ihtimalle zaten adet günündedir.Tavırlarının istem dışı geliştiğini ve duygularını özellikle bu dönemde uç noktalarda yaşadığını unutmadan; bunu bildiğinizi kendinize saklayın!Kesinlikle bunu, onun yüzüne vurmayın!


"Annemin yaptığı gibi değil!"
Hiçbir zaman annenizi, sevgiliniz yada karınızla karşılaştırmaya kalkmayın.Her şeyden önce şunu unutmayın, anneniz başkaları ile ölçülecek biri değil!Ayrıca bir diğer önemli konu da, emin olun, sevgiliniz yada eşiniz de kesinlikle anneniz gibi olmak istemez.Onun da kendine ait özel yetenekleri, ilgi alanları ve becerileri var.Annenizi olabildiğince ilişkinizin dışında tutun.

"Sadece bir kedi."
Kız arkadaşınıza yada eşinize sevimli gelen hiçbir şey "sadece" ile geçiştirilemez.Siz de sevimli ve sempatik olduğunu kabul edin ve bunu söylerken tavrınızı iyi ayarlayın.Bu sevdiğiniz insanı ve fikirlerini ne kadar önemsediğinizi de gösterir.

6 Şubat 2012 Pazartesi

Kadınları Anlamak İçin 10 Küçük Dokunuş

Sevdiğiniz kadını anlamak, isteklerine cevap verebilmek ve mutlu birlikteliğinizi bir ömür sürdürmek için, işte sizlere küçük bir "kadınları anlama klavuzu"...
Bakın kadınlar neler ister?!


Anlaşılmak...
İletişim kurabilmek, her ilişkinin sağlığı için olmazsa olmazdır.Eğer bir kadının ufak bile olsa bir problemi varsa, emin olun onu dinlemenizi istiyordur.Bir takım problemler erkekler için çok anlamlı gözükmese de empati kurun, dinleyin ve anlamaya çalışın.Bu özveriyi göstermek bile bir kadını rahatlatır ve onu anladığınızı yada anlamaya çalıştığınızı gösterir.


Kararlılık...
Bir kadın, karşısındaki insanın ne kadar kararlı olduğunu hissederse, o kadar güven besler.Hayatta ne kadar kararlıysanız, ayaklarınız o kadar yere basıyor demektir.Kadınlar her zaman ne istediğini bilen erkeklere kendini daha çok teslim eder, çünkü istendiklerini bilmeleri onları son derece mutlu edecektir.

Saygı...
Hayatta neyi saygı üzerine kurarsanız kurun, olumlu gittiğini göreceksiniz.Aynı şekilde kadınlar da kendilerine saygı duyulmasını isterler.Bunun en büyük sebebi, kadınlar ilişkilerinde saygı gördükleri kadar kendilerini değerli hissederler.Unutmayın ki, bir kadına, onun fikirlerine saygı duyduğunuzu hissettirirseniz, hiçbir şey onun için külfet olmayacaktır.

Özveri...
Kadınlar, ilişkilerinde her zaman verdikleri emeklerin yansımasını görmek isterler.Bunu göstermenin en güzel yolu özveri göstermek ve fedakarlıkta bulunmak olacaktır diyebilirim.Bir kadın en ufak bir şeyin bile sadece kendisi için yapıldığını gördüğünde inanın kendini çok mutlu hissedecektir ve bu mutluluk ilişkinin tamamına yansıyacaktır.



Özgürlük...
Kadınlar genellikle ilişkilerinde tüm hayatı paylaşmayı arzulasalar da, kendilerine ait bir alan bırakılmadığında işler değişebilir.Unutmayın ki, kadınlar kendilerine ait bir özgürlük alanı kalmadığında kendilerini kafeste gibi hissedeceklerdir.Böyle bir durumda bir kadının kendine alan açması ve özgürlüğünü kazanması için hırçınlaşmaması imkansızdır.



Doğallık...
 Sadece olduğunuz gibi olmak, bazen tüm sorunların çözümüdür.Eğer bir kadına olmadığınız biri gibi davranılıyorsa, emin olun bunu anlar ve anladığında artık hiçbir şey ona inandırıcı gelmeyecektir.Kadınların sezgilerini hafife almamak gerekir.


 İlgi...
Bir erkeğin, bir kadının üzerinde her zaman ilgisini hissettirmesi gerekir.Tabii ki bunu yapmanın sayısız yolu var.Ufak bir jest, sarf edilen güzel sözler, bazen bir dokunuş, belki de sadece bir bakış...İnanın, bir kadına, ona ait olduğunuzu hissettirmek sandığınızdan daha kolay.Yeter ki, ilginizi üzerinde hissetsin.



Hatırlanmak...
Doğum günü, yıldönümünüz, sevgililer günü yada yılbaşı gibi özel günler kadınlar için çok daha anlamlıdır çoğu zaman.Bu özel günleri unutulmaz ve diğer günlerden farklı kılmanız, bir kadının yüzünü tahmin ettiğinizden çok daha fazla güldürecektir.Tabii ki bu ilişkinizde de büyük farklılıklar yaratacaktır.




Sürprizler...
Bir kadını mutlu etmek, bazen tahmin ettiğinizden daha kolaydır.Onu sadece birazcık şımartmanızın vereceği mutluluk tarif edilemez.Hiç beklemediği anda verdiğiniz bir hediye, Özel bir gün olmamasına rağmen alacağınız bir demet çiçek yada kendi ellerinizle sadece onun için pişirdiğiniz güzel bir yemek bir kadının karşısındakine daha çok bağlanmasını sağlayacaktır.

Güven...
 Bir kadın için herşey güvenle başlar.Her konuda güvenilirlik bir kadın için bir lüks değil, bir ihtiyaçtır; çünkü güven demek teslimiyet demektir.Özellikle bir erkeğe olan güveni karşılıklıysa, zaten huzur kendiliğinden gelecektir.Ama sakın unutmayın, kadının güvenini kazanmak ne kadar zor bile olsa, sonrasında yaşanacaklara kesinlikle değecektir.

5 Şubat 2012 Pazar

İlişkiyi baltalayan 3 önemli davranış

Her ilişkinin kendine has sorunları illa ki var.Fakat bir genelleme yaptığımızda en temel 3 sorun, sizlere de yabancı gelmeyecektir.Bu davranışalar size aitse siz, eşinize yada sevgilinize aitse o, artık bu davranışlara bir son verip ilişkiyi sabote etmekten vazgeçmeli diye düşünüyorum.Şayet ki bir gelecek planınız varsa...

Her şeyi sizin bildiğinize inanmak...
Belki bütün soruların cevaplarına sahip olan sizsiniz, sorunlara daha pratik çözümler bulmak adına hataları daha kolay görebiliyorsunuz.Fakat düzenli olarak eşinizin yada sevgilinizin hatalarına dikkat çekip düzeltmeye çalışmak, onun sinirini bozmaktan başka bir işe yaramaz.Ve bu şekilde sürekli hata düzeltici bir konumda olmanız sizi de itici biri haline getirebilir.
Biraz kendinizi tutmayı, ilişkinin "çok bileni" olmamayı deneyin.Üstelik şunu da unutmayın ki, sürekli hatası düzeltilen yada fikirleri için uyarılan kişi, zamanla fikirlerini beyan etmekten kaçınabilir.Bu da iletişimsizlik olarak geri dönebilir.
Ayrıca sessiz kalmanın bir diğer ve bence en büyük faydası da karşınızdaki kişiyi daha iyi tanıma şansınızın olmasıdır.Sürekli sizin düzelttiğiniz birini mi tercih edersiniz, yoksa size göre kendini düzeltmeye çabalayan birini mi?!



 İletişim kuramamak...
İletişim kuramadığınız, sıkıntılarınızı, sorunlarınızı, dertlerinizi paylaşamadığınız biriyle bir ilişkiyi yürütmeniz pek mümkün değil.Bir şey canınızı sıktığında, bunu eşinize yada sevgilinize açıkça anlatabilmelisiniz.Aynı şekilde onda da üzgün yada mutsuz bir ifade seziyorsanız, neler olduğunu mutlaka sormalısınız.
Unutmayın, sorunları paylaşmak sizi birbirinize daha da çok yakınlaştırır.Aksi takdir de, fazla gitmeyecek bir ilişki için boşa çırpınmayın derim...


Sürekli kendini savunmak...
Bu davranış çoğu zaman yapan kişi tarafından fark edilmez.Eşlerin karşı tarafı anlamaya çalışmadan, sürekli kendilerini savunması ayrılığı getiren davranışlardan biridir.
Her davranışa bir bahane bulmak, olumsuz bir eleştiri karşısında "Sen bunu daha çok yapıyorsun." deyip oku ona çevirmek, onu dinlemeden fikirler beyan etmek ilişkiyi olumsuz etkileyecektir.Savunma odaklı değil, anlama odaklı bir ilişki kurmaya çalışın.Kısacası sidik yarıştırmayın.:)

Kadın yada erkek olun, hiç fark etmez, ilişkide asıl olan sevgi ve saygıyla aşkı canlı tutmaksa, karşınızdakini düşünmek, anlamak ve hatalarınızı kabul edip düzeltmeye çabalamak zorundasınız.Tabii karşınızdakinin "hayatınızın kadını" yada "hayatınızın erkeği" olduğunu bütün benliğinizle inanıyorsanız...
Aşkla kalın...:)))

cins(N)iyet !

Şöyle bir etrafınıza baktığınızda bazen kendinize o kadar benzer özelliklerde erkekler görebiliyorsunuz ki...Fakat bu benzerlikler düşünce yapısı, davranışlar falan olmayıp da, tamamen dış görünüşle alakalı olunca biraz tuhaf kaçıyor malesef.
Son zamanlarda erkeklerdeki feminen görüntü iyice çığırından çıkmış durumda.Bir kafeye gidip oturduğunuzda yada alışveriş merkezlerinde etrafınızda dolaşan fazla sayıda kürklü montlar, rengarenk pantolonlar, çiçekli böcekli desenlere bürünmüş gömlekler kazaklar giymiş, şallar takmış, çeşitli aksesuarlarla kendini süslemiş, pırıl pırıl parlayan deri pantolonlarla rahatlıkla gezerken beline kadar uzun saçlarını savuran "erkekler" görmeniz mümkün!


Biz bayanlara özel bazı giyim ve aksesuar ürünlerini tercih eden bu beylere sormak lazım; biz sizin yumurta topuk ayakkabılarınızı giysek, takım elbiselerinize ortak olsak yada kuaför yerine berbere gitsek nasıl hissedersiniz acaba???
Şahsi görüşüm, eğer farklı cinsiyetlerdeysek farklı giyim tarzlarımız olmalı ve görüntü kirliliği oluşturmamalıyız!
Tabii bu konuda sadece erkekleri de suçlamamak lazım.Stil danışmanı yada imaj maker adı altında tonlarca para alıp, defilelerde tarz yaratmak adına erkek mankenlerin salına salına kürkler, deri pantolonlar vs vs içinde yürümelerine sebep olan bu insanlara da lafım...
Buyrun size bir defileden eminim bayanların kendilerinde olsa çok hoşuna gidecek kürklü montlar, deri pantolonlar vs vs...
Dolce&Gabbana gibi çok ünlü bir markanın defilesi malesef!!!Özellikle en baştaki gibi bir yakınım olsa, değişe değişe giyerdik beraber...:)))

Soldan 3. elemanın çantasına bayıldım, annemde de vardı bunun bir benzeri... :)))))

Bu kadarına da pes diyorum açıkçası.Kadınların bile giyerken bir kez daha düşündüğü deri taytlar, erkeklere feminen ötesi bir görüntü katmış.Bunlar bizim dişiliğimizi ortaya çıkaran, çekici kıyafetlerken; cinsiyetlerini unutan erkeklerin niyeti ne olsa gerek!!!