29 Şubat 2012 Çarşamba

Ayrılık Neden Üşütür İnsanı ?

Zor dönemler hep dengemi bozmuştur.Kahkahalarla gülerken, sadece bir an olduğum yerden koşar adım uzaklaşmak istiyorum.Yalnız yürümek beni ne kadar zorlasa da, bütün sokaklar benim artık...Ki benim gibi zaten dengesiz biriyseniz, kaçınılmaz son sizi bulmuş demektir.


<< Bir kitapta okudum, "Ayrılık neden üşütür insanı?" diye soruyor.Sahi neden?Geceler uzar, yollar uzar, gözyaşları uzar, gökyüzünün mavisi griye çalar.Dalgalar hırçınlaşır, yağmurlar hep üzerimize yağar, bütün renkler değişir.
Gözler hep dolu doludur artık, her şey dokunur insana, düştü düşecek yaşlar uzar.Nefesin kesilir, yüreğin karışır, yüreğin sıkılır.Gönlün karışır...Bütün dünyaya kapatıp kapılarını öylece donup kalmak istersin, öylece dondurup kalmak her şeyi, soğuklar uzar...
Canınız acır, içinize bir bıçak saplamışlar sanki...Yanar da yanar insan, göğüste bitmek bilmez bir ağrı başlar.Ağızlarda akşamdan kalan acı bir tat, midenize bir taş oturup kalır.Acılar uzar...
Artık ne eve sığabilirsiniz, ne yollara, ne de yüreğinize...Uykular haram, sanki bütün şarkılar size söylenmiş gibi olur.Can acıtan şarkılar...
En güzel, en sevecen parçamızı alıp götürür bizden...Bir parça koparıp, "neremizden bilmem" alıp götürür...
Soğuk, sopsoğuktur her yer...Ağustos'ta bile üşürsün.

Ayrılık neden üşütür insanı? >>

28 Şubat 2012 Salı

Nasıl Bir Aşık Olduğunuz Doğum Gününüzde Saklı

Herkesin farklı karakteristik özellikleri ve duygularını ifade ederken takındığı farklı tavırları vardır.Peki siz konu "aşk" olunca nasıl bir tutum içerisine giriyorsunuz?
Bir çoğumuz "Ben bencilim.", "Ben hayalciyim.", "Ben değişkenim." gibi cümleler kurmaktan kaçınır.
"Aşk ve İlişki Rehberiniz" adlı kitabın yazarı Sonia Ducie'ye göre, doğum gününüzün aşk hayatınız üzerinde inanılmaz ve büyüleyici etkileri var.
Yazara göre numeroloji, diğer insanlarla olan fiziksel, duygusal, mantıksal ve ruhsal ilişkilerinizi anlamanızı sağlıyor.


Kişisel numaranızı bulmak için yapmanız gereken işlem çok basit...Ulaşmak istediğimiz şey tek basamaklı bir rakam elde etmek.Şayet doğum gününüz benimki gibi iki basamaktan oluşuyorsa;
Benim doğum günüm 16'sında.Yapacağımız işlem 1+6=7 ve tek basamaklı kişisel sayınıza ulaşabilirsiniz.
İşte sonuçlar...
Bencil birler: Doğuştan liderlik özelliğiniz ve kontrolü elinizde bulundurma isteğiniz, hayatınızın diğer alanlarında olduğu gibi aşk hayatınızda da kendini gösteriyor.Zorsunuz çünkü "Hep ben, hep ben!" diyorsunuz.Bu bencil yapınız, insanların sevgililerini çalmaya kadar gidebiliyor.

Romantik ikiler: Romantizm, sizin için en başta geliyor.Sevildiğinizi hissetmeye ihtiyacınız var.Siz de karşılığında sevgi veriyorsunuz.Sevgilinizin elini tutmaktan hoşlanıyorsunuz, çünkü bu sizin diğer yarınızla bağlantı kurmanızı sağlıyor.Çok verici bir insansınız, almayı da öğrenmelisiniz.

Flörtçü üçler: Flört, tam sizin için.Ama bu çoğu zaman başınızın belaya girmesine neden olabiliyor.Çevrenizi sarmasını istediğiniz yakışıklı erkeklerden, asılsız dedikodulara kadar bir çok konu sizi meşgul ediyor.Bu eğiliminizle, hayatın gerçeklerinden uzaklaşmak istiyorsunuz.

Tutkulu dörtler: Çok romantik ve tutkulu bir insansınız.Hem kendinizin hem de partnerinizin ihtiyaçlarını karşılamak ve tatmin etmek için elinizden geleni yapıyorsunuz.Güven sizin için çok önemli...Daha doğal ve rahat davranarak ilişkinize heyecan katabilirsiniz.

Değişken beşler: Rüzgar gibi değişkensiniz ve sizin bu yapınıza ayak uydurabilecek bir erkek arkadaşa ihtiyacınız var.Hayatınızdaki her kişi sizin için ayrı bir macera,aşk konusunda çok sabırsızsınız.Önünüze gelen herkesle birlikte olma eğiliminiz var.

Şefkatli altılar: Çarşafların arasında çok yeteneklisiniz ve birisine aşık olduğunuzda şefkatli ve cömertsiniz.Mantığınızla değil, kalbinizle hareket ediyorsunuz.Hayatınızda hiç olmazsa bir kere kırdığınız kalbi onarmak için çaba sarf edin.

Hayalci yediler: Sevdiğinize tapıyor, onun kendini mükemmel hissetmesini sağlıyorsunuz.Hayal kurmayı seven bir insansınız.Ve maalesef gerçekler sizi çoğu zaman zorluyor.Bu yüzden uzaktan seveceğiniz bir erkeği tercih ediyorsunuz.Kafa dengi bir erkek arkadaş bulmak bu yüzden biraz zor oluyor sizin için.

Oyuncu sekizler: Çevrenizi büyülüyorsunuz.Sevdiğiniz sizinle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyor ve kendini bu konuda şanslı görüyor.Aşkta kontrolü elinizde tutuyor, oyunlar oynamaktan hoşlanıyorsunuz.Kibirli ve bencil olabiliyorsunuz.Bu yüzden etkileme gücünüzü ve zekanızı kullanın.

Cömert dokuzlar: Çok verici bir insansınız.Ödülünüz ise eşinizi mutlu görmek.Yumuşak ve oyunlar oynamaktan hoşlanan bir insandan çılgın ve vahşi bir yaratığa dönüşebiliyorsunuz.Çok çabuk sinirleniyorsunuz, neyse ki bu siniriniz kısa sürede yatışıyor.

 Bende ek olarak onuncu maddeyi sunuyorum sizlere.:) Aşık onlar... Biraz romantik, fıldır fıldır gözleri oynayan bir flört delisi, tutkulu ve bir o kadar da oyuncu, duruma göre değişken, anne eli değmiş kadar şefkatli, pembe panjurlu hayalleri olan bir hayalci ve aşkın dibine vuracak kadar da duygularında cömert bir karakter...İşte size ideal eş tarifi.:)

Sen bu satırları okurken ...

Sen bu satırları okurken, ben yine burada başlayıp bitirdiğimiz şehirde olacağım.Mesafeler ayırır ya insanları, bizi de bir şişe dolusu mesafe ayırdı.
Uzaklıklar, mesafelerle ölçülmüyor artık...Bedenini, varlığını, en yakınında nefesini hissettiğine bile kilometrelerce uzaktasın belki de...Bakışlarım artık o eski seni görmez ve eskisi gibi bakamaz sana.Gözlerimin içi gülümserken yaşananlara inat, geride bıraktıklarına ve içindeki acıya rağmen; sen ise kalbi donuk bakışlarla, sevgisi alkol kokan kadehlerde ve "sen" artık gitmişsindir gülüşlerimden...


Her veda ağır gelir insana, özellikle güzel bir günün sonundaysa...İçim bomboş, hislerim alınmış adeta ve cümleler düğüm düğüm boğazımda...
Sevgimi, söylenecek tüm sözleri, yaşananları, yaşattıklarını ve sen'li herşeyi saldım nehre...Sen ise yine bir gece bünyene yenik düştün ve gülümseyerek, severek boşalttığın bir şişeyi bensizlikle doldurdun.Beni hiç şaşırtmadın.
Hissedilen acılar zamanla yok olur, sayesinde tüm acıları, sevinçleri, aşkı, mutluluğu, üzüntüleri hissettiğin kişi ise çoktan yok olmuştur.
Satırlar sona erdi."Biz"im gibi... Hoşça kal.

23 Şubat 2012 Perşembe

"Dengesiz" Bir Erkekle "Dengeli" Bir İlişki İçin...

Zaman zaman harika giden ilişkinizin bir tarafı olan erkek arkadaşınız bile oldukça aksi olabilir.Kızıp küsmek yerine, duygusal gel-gitler yaşayan erkek arkadaşınızı nasıl kontrol altına alabilirsiniz?
İşte cevabı...
Genelde dengesiz ününe sahip olan cinsiyet, kadınlardır.Ancak uzmanlara göre, gerçekte erkeklerin de ruh hali değişken olabiliyor."The Emotional Toolkit" (Duygusal Rehber) isimli kitabın yazarı Darlene Mininni, erkeklerin tedirgin olduklarında kadınlardan daha farklı davranışlar sergilediğini belirtiyor.
Bende sizlere dengesiz erkek arkadaşlarınızla baş edebilmeniz için küçük bir rehber hazırladım.İlişkinize bir de bu taktiklerle yön vermeye çalışın bakalım...

Sevgilinizin değişken halini tanımlayın!
Huysuz erkekler iki gruba ayrılır.İlk grup, kötü bir gün geçirdiği için hayal kırıklığı yaşayan ve ya tuttuğu takım yenilince dünyası yıkılan erkeklerden oluşur.İkinci grup ise hafta içinde duygusal anlamda bir çok iniş-çıkış yaşayan erkeklerden oluşuyor.Bu grupta bulunan bir erkek, düzenli olarak üzücü olayların moralini bozmasına izin verir.Aslında duygusal olması kötü bir özellik değil, böylece kendinizi kötü hissettiğinizin sinyalini hemen algılayabilir.
  Onu okumayı öğrenin!
Kadınlar kendilerini rahatsız eden şeyleri anlatmaya meyillidirler.Ancak erkekler içlerine kapanır ve ya duygularını anlamsız tepkilerle anlatmaya çalışırlar.Erkek arkadaşınız terfi alamadığı için canının sıkkın olduğunu size anlatmak istemez.Bunun yerine çoraplarını yanlış yere koyduğunuz için söylenmeyi tercih eder.Siz onun bu gizemli sinirine bir anlam veremezken, o kırılgan olduğunu görmenizi istemez.Bu nedenle ister günlük huysuzluk olsun, ister kronik vaka, erkek arkadaşınızın canını sıkan durumu öğrenmek için maalesef biraz çabalamanız gerekiyor.
Ancak yalnızca "Konuşmak ister misin?" sorusunu sormanız yeterli değildir.Ona daha ayrıntılı yada daha özel sorular sormanız gerekebilir.Örneğin "Patronun bugün ne yaptı?" gibi gibi...Sus pus olsa yada çocuk gibi davransa da vazgeçmeyin.Onu dinlemeye hazır olduğunuzu, fakat duygusal bir kum torbası olmadığınızı ona hatırlatmalısınız.
Bu noktadan sonra sorununu konuşup konuşmama tercihini ona bırakın.Fazla üstüne düşmeniz ters bir etki de yaratabilir; sizden kaçabilir.Meraklı olun ama onu boğmayın.

 Bakış açınızı değiştirin!
Sevgilinizin ruh halinden sorumlu olmadığınızı anlamanız gerekir.Biriyle çok fazla vakit geçirdiğinizde, onun kötü davranışlarına alışabilirsiniz.Bir adım geri atın ve kendinize dışarıdan bakın.Özellikle size karşı ne kadar sıklıkta huysuz davranışlar sergilediğini bir düşünün.Belki de normalde tahammül edebileceğinizden daha sık olduğunu göreceksiniz.Yada siz boşa alınganlıklar yapıyorsunuzdur.
Belki de buna daha ne kadar katlanacağınıza ve mutlu olup olamayacağınıza karar vermeniz gerekiyordur.


İlişkinizde her şeyi dengede tutmak o kadar da kolay olmayabilir, ama en azından çözümsüz sorunlarla sürekli huysuz tavırlar sergileyen bir erkek arkadaşınız olmasını istemezsiniz değil mi?!

22 Şubat 2012 Çarşamba

İlk Görüşte Aşka İnanır mısınız ?

Birileri tanıştırır, tesadüfler sizi buluşturur, aslında en yakın arkadaşınızdır, okulda yada iş yerinde tanışırsınız yada hiç ummadığınız anda markette, pazarda, asansörde, kafede vs vs bir bakışla başlar herşey... 
Peki sadece bir bakışınızla, bir anda ilk görüşte aşka mı tutulursunuz?Sizler için ilk görüşte aşkı biraz araştırdım ve sonuç oldukça ilginç... :)İşte ilk görüşte aşkın bilimsel bir açıklaması...


İngiliz psikologlar, kadınlar için ilk görüşte aşkın olmadığını ve aşkın altıncı görüşten itibaren oluştuğunu savunuyorlar.Araştırmaya göre bir kadının bir erkeğe aşık olabilmesi için erkeğin görüntüsüne, kokusuna, hareketlerine dikkat etmesi ve bunun için de tam 45 saniye, yani altı bakışa ihtiyacı vardır.
Bakalım neden altı kere bakma ihtiyacı hissediyoruz? Bu bakışların içerikleri neler?
  • İlk bakış ortalama 5 saniyedir.Erkeğin göz rengi ve bakışlarındaki ifadeye dikkat edilir.
  • İkinci bakış ortalama 10 saniyedir.Erkeğin dış görünüşüne ve kıyafetlerine dikkat edilir.
  • Üçüncü bakış toplamda 3 saniyedir ve onun saç stiline bakılır.
  • Dördüncü bakışta erkeğin ellerine dikkat edilir.Parmağında alyans var mı acaba???? :))
  • Beşinci bakışta erkeğin ayakkabılarına dikkat edilir.
  • Altıncı bakış ise 15 saniyedir.Erkeğin hareketleri, konuşma tarzı ve yüz mimiklerine dikkat edilir.
Tabii ki bu durumun kişiden kişiye değişeceğini söyleyen uzmanlar, Amerikalı kadınların da ilk olarak erkekte dudaklara, ardından kalçalara ve sonrasında da ondan hoşlanıp hoşlanmadıklarına baktıklarını belirtmektedir.
Kısacası midenizde kelebekler uçuşturan o duyguyu, aşkı hissetmeniz için sadece 45 saniye yeterli...:))))Ayrıca ilk görüşte aşık olduğunuz zaman fiziksel mekanizmanızdaki değişikliklerle ilgili yazdığım İlk Görüşte Aşk Böyle Başladı, Adı Üstünde "Yıldırım Aşkı" postunu da okuyabilirsiniz.
Peki ya siz? İlk görüşte aşka inanıyor musunuz? Yada bir erkekte ilk olarak hangi özelliklere dikkat edersiniz?

20 Şubat 2012 Pazartesi

Evlenilecek Erkek Var; Eğlenilecek Erkek Var !

Bekarsınız ya da bir ilişkiye adım atmak üzeresiniz.Uzun soluklu bir ilişkiye adım atarken yada erkek arkadaşınızla evlenme kararı almadan önce iyi düşünün.
Evlenilecek erkek nasıl olmalı? Hangi erkeklerle evlenilmez? Çevremdeki yaşanmış hikayelerden yola çıkarak sizler için yanıtlıyorum.


Hiç arkadaşı olmayan bir adamla asla evlenmeyin.
Bu, onun sosyalleşme problemi olduğunun bir göstergesidir.Zamanla sizin arkadaşlarınızdan da sıkılarak, sizi onlardan uzaklaştırmak isteyecektir.Üstelik bir eşte olması gereken en önemli özellik, aynı zamanda sizin en iyi arkadaşınız olabilmesidir.Dolayısıyla kimseyle arkadaşlık kuramayan birinin, sizin en iyi arkadaşınız olması çok uzak bir ihtimal olacaktır.
Ayrıca arkadaşlarıyla vakit geçirmeyen bir erkek, sürekli sizinle birlikte olmak isteyecektir.Birçoğunuz "ee ne güzel işte hep baş başa oluruz." diye düşünse de, emin olun bir süre sonra bu sizi fazlasıyla bunaltacaktır.Dikkat!

Gülmeyen birine asla güvenmeyin.
İçinden gülmek geldiğinde "cool" görünmek için kendini tutan, kahkaha atmayı beceremeyen bir erkek, asla kendi gibi olamayan erkektir.Hep bir başkası gibi yaşayan birine ne kadar güvenilir sizce? Neden soğuk ve donuk olduğunu anlamaya çalışın.Eğer olduğundan farklı görünmeye çalışan biriyse, uzaklaşın...

Kaçan trenin peşinden koşmayın.
Siz istasyonda bekleyen bir yolcu, erkekler ise o istasyondan geçen trenler gibidir.Treni kaçırdıysanız, sakın peşinden koşmayın.Bu size zarar verir.Nasıl olsa o istasyona başka trenler uğrayacak.Gidenin arkasından üzülmek yada koşmak yerine, hayatın önünüze yeni fırsatlar çıkarmasına izin verin.Unutmayın, giden gitmiştir.Belki de hayatınızın aşkı bir yerlerde, karşınıza çıkmak için bekliyordur.


İlişkiye hazır değilse, ciddiye alın.
Karşınıza çıkan erkekle frekanslarınız uyuşmuş, aranızda bir aşk kıvılcımı doğmuş olabilir.Ama bu illa ki uzun soluklu bir ilişki içine girdiğiniz anlamına gelmez.Size "bir ilişkiye hazır değilim." diyorsa, bunu bir aşık nazlanması olarak düşünüp, nasılsa geçer diye üstelemeyin.Hazır değilse karşınızdaki erkeği rahat bırakın.Yoksa sonra üzülen siz olacaksınız.
Hobileri olan erkekleri tercih edin.
Hayatı sadece işinden, futboldan yada arkadaşlarıyla gezmekten ibaret olan erkek, evlilikte yada uzun soluklu ilişkilerde çok sıkıcıdır.Hobileri olan bir erkek ise anlatacağı hikayelerle, deneyimleriyle ve size yaşatacağı farklı aktivitelerle hayatınıza renk katar.Evlenmek için kendi kendine olmayı seven ve hobileri olan bir erkeği tercih edin.

Kendinize saygı gösterin.
İşte biz kadınların yaptığı en yaygın hata...Karşımıza bir erkek çıkar.Aşık oluruz, onu yüceltir, yere göğe koyamayız.Hayatımızda onu "her şeyimiz" haline getiririz.Onun için yaşar, onunla geçen zamanlarda mutlu oluruz.İşte bu büyük hata! Kendinize ondan bağımsız bir yaşam alanı bırakın.Hayatınızın ondan geri kalan zamanlarında, elinizde kocaman bir "sıfır" kalmasın.Kendinizi ihmal etmeyin.  
İkizinizi aramayın.
Hayatınızı size tıpa tıp benzeyen birini aramakla geçirmeyin.Sizinle tamamen aynı zevklere ve görüşlere sahip biriyle hayat, sandığınız kadar eğlenceli olmayabilir.Önemli olan her ikinizin sahip olduğu farklı yönlerin ying-yang gibi birbirini tamamlayabilmesidir.Tanıştığınız erkeklere biraz zaman tanıyın, "bana benzemiyor." diye ön yargılı yaklaşmayın.Size hiç benzemeyen biriyle birbirinizi tamamlayabilir ve ondan birçok şey öğrenebilirsiniz.

Asla bir erkeğin adına dövme yaptırmayın.
Herkesin vücudunda "Ahmet, Mehmet..." diye sevgililerinin isimlerini dövme yaptırmaları moda oldu maalesef.Ama hayat bu, belli mi olur.Ayrılık da sevdaya dahilse, asla bir erkeğin adını dövme yaptırmayın.

Zor erkek tiplerinden uzak durun.
Geçinmesi en zor erkek tipleri kimler mi: Kıskanç erkekler, iş kolik erkekler, bağlanmaktan korkan erkekler ve tabii ki çapkın erkekler. :) İşte bu zor erkek tiplerinden biriyle karşı karşıyaysanız iki kere düşünün.Eğer ateş bacayı çoktan sardıysa geçmiş olsun.Bol uğraşılı ve sancılı bir ilişkiye merhaba deyin.:)

18 Şubat 2012 Cumartesi

Birileri "Seni Seviyorum" mu dedi ??

Bana sorarsanız, sevdiğiniz insana "Seni seviyorum." demek için bahaneye ihtiyacınız yok.Ne yani, illa yıl dönümü, sevgililer günü, doğum günü yada ay dönümü gibi günlere mi ihtiyacınız var?Ama "yok ben söyleyemiyorum, çekiniyorum." gibi klişelere saklanıyorsanız, işte size alternatifler...
"Seni seviyorum." demenin en güzel yolları, buyurun. :)




365 günlük bir mesaj kutusu yapın.
Sevgilinizin beğeneceği şekilde şirin bir kutu alın.İçine 365 tane küçük dilek, sevgi sözleri, sevgilinizle aranızdaki özel anıları ve ya onu ne kadar sevdiğinizi gösterecek küçük notlar yazın.Onu bir gün değil, her gün sevdiğinizi gösterecek daha güzel bir yol olabilir mi? :)






Aşkınızın Soundtrack'i olsun.
Sevgilinizin ve sizin en sevdiğiniz, özellikle birlikte dinlemekten zevk aldığınız, "sizin şarkılarınız"dan oluşan bir CD yapın.Böylece her dinlediğinde aklına siz ve güzel anılarınız gelecektir.








 Aşk kurabiyeleri yapın.
"Erkeklerin kalbine giden yol, midesinden geçermiş." sözü sanırım yeterince açık.:) Ona leziz kurabiyeler hazırlayın, ama bu sefer biraz farklı olsun.Üzerine "seni seviyorum." notu iliştirilmiş kurabiyelere kimse hayır diyemez.






Resimlerinizden kolaj yapın.
Bahsettiğim tabii ki sıradan bir kolaj değil.Yaratıcılığınızı kullanarak birbirinden ilginç ama en güzel anınızı yada anlarınızı süsleyebilirsiniz.Hatta çıkarttırdığınız fotoğrafları kendiniz bir kartona farklı açılardan yapıştırarak bile dünyanın en değerli eserini yaratabilirsiniz.Her şey size ve yaratıcılığınıza bağlı...:) 


Sizi anlatan bir "Aşk Defteri"niz olsun.
Bir defter edinin ve içine sevgilinizle ilgili düşündüklerinizi, hislerinizi, size hissettirdiklerini, hayatınızdaki yerini kısacası onunla ilgili her şeyi yazın.Sakladığınız özel mesajlar ve sizi en çok etkileyen, güzel anılarınızı da ekleyebilirsiniz.
Bir aşkı kendi kelimelerinizle anlatmak kadar güzel bir şey olamaz...



Kısacası sevgilinize, onu sevdiğinizi söylemek için özel bir güne yada bahaneye; ona, kendini özel hissettirmek için de milyon dolarlara ihtiyacınız yok.Ufak tefek uğraşlarla ilişkinize mutluluklar katabilirsiniz.Şimdiden kolay gelsin... :))